Alarmın çalmasıyla birlikte yataktan yavaşça doğruldum. Gece boyunca şirket için bi dosya dolduruyordum ve uyuya kalmıştım.
Dosyada ki bilgiler tamamlanmamışdı ve stresten kafayı yemek üzereydim. Bu dosya gizli bir operasyon için en önemli kanıt olacakken ben bu görevi yerine bile getirmemişdim.
Daha kötü ne olabilir ki diye icimden geçirirken telefonun çalmasıyla göz ucuyla baktim. Patronum arıyordu ve ne yapacağımı bilmiyordum.
Zaten patron bana hiç sıcakkanlı davranmazdı çoğu zaman nefret ettiğini düşünürdüm. Daha fazla oyalanmadan telefonu açtım.
-efendim patron -defne dosya hazır değil mi yarim saat içinde şirkete gel oyalanma -patron ben- Demiştim ki telefonu yüzüme kapattı.
"Ben şimdi ne yapacağım ya. Bu sefer gerçekten işim bitti... " Yarım saatte hizlica hazırlandım ve ne kadar erken çıksam da şirkete geç kalmıştım.
Tedirgin adımlarla şirkete doğru ilerledikçe her an geri dönebilirdim. Şirkete girdiğimde hemen asansore binerek 17. Kata çıkmaya basladim.
Patronun ofisinin önüne gelince duraksadim. Elimdeki yarim kalmış dosyaya baktım ve iç çekerek kapıyı tıkladım.
İçeriden "Gel" Sesi duyunca beklemeden içeri girdim. Patron benden önce elimdeki dosyaya baktı. Patron dosyayı istemeden lafa girdim.
-Patron ben... Gece boyunca yetiştirmeye çalıştım ama bilgileri çok gizli. İstediğiniz bilgilerin yarısını bulabildim üzgünüm.
Hem geç kalmıştım hemde yetistirememis olmam beni öldürüyordu. Patron sinirli gözlerle bana bakarken bi anda gelen öfke patlamasıyla elini masaya vurdu.
-Defne hem geç geliyorsun, ki bu bugüne özel değil haftada en az 2 gün geç geliyorsun zaten bi de üstüne sana verdiğim ve öneminin ne kadar büyük olduğunu bildiğin bi gorevi yapamıyor musun sen! Bu ne terbiyesizlik. Kimle çalıştığının farkında mısın. Bu şirket öyle elini kolunu sallayarak görebileceğiniz bir yer değil!
-Kaan Bey biliyorum lakin bu iş sandığımdan daha zor-
-Kes sesini Defne bu şirketin diğerlerinden farklı olduğunu göreceksin şimdi kovuldun çık dışarı!
-Kaan bey ben gerçekten üzgünüm telafi edebilirim bana 2 saat verin halledebilirim.
-Defol burdan Defne yoksa güvenlik çağırırım.
O an ne kadar şey söylersem söyleyeyim fayda etmeyeceğini anladığım için ofisten dışarı çıktım.
Şirketteki eşyalarımı aldıktan sonra evime doğru yola çıktım. Annem ve babam olmadığı için calismak zorundaydım.
Arabam tamirde olduğu için taksi çağırdım ve evime bir sokak kala indim çünkü yol çalışması vardı. Yol kapalı olduğu için tenha bi sokak dışında başka evime gıden yol olmadığı için oraya doğru ilerledim.
Bi yandan çok sessiz diğer yandan aşırı tüyler ürpertici sokak hiç güvenli gelmiyordu. Telefonumu çıkararak şirketle alakalı bazı bilgileri silmekle ugraşıyordum.
Benden bilgilerini bulmamı istedikleri kişi ülkece hatta bazı ülkelerde bile ün salmış bi mafya lideriydi. Benim bulduğum bilgilerle Bora Kaya'ya baskın düzenleyeceklerdi.
Her ne kadar görevim ajanlık olsa da şirkette dönen dedikodularla nasıl bir baskın yapılacağını öğrenmiştim. Bugün saat 9da baskın olacaktı ve benim emeklerim boşa gitmişti.
Bilgileri silmeye devam ederken bir anda bembeyaz bir ışık ile birlikte gözlerimi kamaştırdım. Ne olduğuna anlam bile veremeden simsiyah takım elbiseli adamlar bir bir arabadan çıkmıştı.
-Neler oluyor burada-
Derken ensemde bir sıcaklık hissettim bu hissin bir silahtan farkı yoktu. Tam öleceğimi düşünürken ilerden bir ses "yuru" dedi.
O an öyle bi şoka uğradım ki. Araştırdığım bilgiler de Bora'nın adamlarının takım elbisesinde bir sembol olduğunu görmüştüm ve karşımda duran adamın göğüs kısmında o sembolün aynısı vardı.
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
Sembol✨
Daha ben konusamadan arabadayım adamlar bi maske takmaya başladı. Ne olduğunu anlamıştım ve öyle de oldu. Arabayı dumanlar kaplanmıştı ve ben kendimi yavaş yavaş kaybediyordum.
Biliyorum kısa oldu ama yazmayı denemek istedim nasıl olmussss eğer güzel giderse devamı gelirrr