Ay günoş, kafamda böyle bir kurgu belirdiğinde yazmak istedim hemen. Tabii ki kusursuz değilim ama deniyorum.
Yorumlarınızı paylaşın lütfen merak ediyorum.
🌹🩸
Şuh kahkahalar, yalancı gülümsemeler ve yüksek müzik salonun her yerindeydi. Bir tarafta dans eden çiftlerin topuk sesleri bir tarafta da onları izleyen anneler başımı ağrıtıyordu. Saatlerdir bu salonda bir oraya bir buraya dolanıp farklı kişilerle sohbet etmiştim. Her sene olduğu gibi. Büyük bir salondu. Odanın içinde yirmiye yakın sütun, bir ucunda durduğumda öbür ucunu göremediğim boyutta bir halı ve yüzlerce masa vardı. Masalarda genelde aile büyükleri ve evli çiftler duruyordu, kimin daha zengin olduğuna karar verip çocuklarına eş adayı seçiyorlardı. Annem de oralarda bir yerdeydi. Hala evlenmemiş iki kız kardeşim ve bir erkek kardeşim vardı. Onların "doğru" kişileri seçmelerine yardım ediyordu. Benim adımsa o listeden uzun süre önce silinmişti. Çünkü ben evlenmiştim. Yıllar önce, kendimden yaşça büyük bir adamla hem de. Ama pek uzun sürmemişti, adamcağız ufak bir hastalığa yenik düşmüştü. Yas süreci ve benim yaşımın ilerlemesiyle evlenilecek kategorisinden çıkmıştım. Tabii benim adım da Dul Theresia olarak kaldı ondan sonra.
O adamdan hiç çocuğum olmadı, haliyle mirasının büyük bir kısmını ilk eşinden olan çocukları almışlardı. Ne şanslıyım ki sevgili kocam ölmeden önce beni de düşünmüştü. Ondan gelen ufak bir birikimim kenardaydı. Şu ansa aileden gelen varlığı değerlendirmek daha çok işime geliyordu. Kalanı daha sonra kullanacaktım.
Bugün burada bulunmamın pek bir anlamı yoktu. Yirmi üç yaşımı geçtikten sonra anlamım kalmamıştı. Şimdi otuz beş yaşındaydım ve yine de buradaydım çünkü ailem Viyana'nın üst sınıfına ait bir elçi ailesiydi ve bu da bizim bu tarz, özellikle yurtdışındaki, etkinliklere katılmamızı zorunlu hale getiriyordu. Bugün de Rus topraklarında gerçekleşen bir balodaydık. Saint Petersburg'a geleli nereden baksanız altı ay olmuştu. Geri dönme vaktimiz geliyordu ama gitmeden buradaki kış balosunu tatmak istemiştik. Her yer mavi – beyaz süslenmişti, duvarlar buzdan bir salonmuş etkisi yaratıyordu. Açıkçası Rusya'nın bu soğuk ikliminden çok hoşlanmasam da bu tarz süslemeler hoşuma gidiyordu.
Daha kar yağmaya başlamamıştı ama buradakiler yakında yağabileceğini söylüyorlardı. Bu yüzden ailemle birlikte yarın geri dönüş yoluna çıkacaktık. Rusyanın havası bu kadar yetmişti bana. Yaz aylarında bile serin olan bir hava, soğuk insanlar, sıkıcı etkinlikler... Avrupada'ki hiçbir etkinliği bu kadar sıkıcı bulamazdınız. Hepsi harikadır. Ayrıca, Avrupalıların Fransızca aksanları çok daha anlaşılırdı.
''Bayan Kinsky, akşamdan beri ortaya pek çıkmadınız, iyisiniz değil mi?'' En azından birçoğununki anlaşılırdı. İngiliz olduğu hem kıyafetlerinden hem de berbat Fransızcasından anlaşılan yaşlı bir adamdı karşımda dikilen. Peruğun altındaki saçları muhtemelen kirden birbirine yapışmıştı, kokuyordu. Buraya ne için geldiğini anlamamak aptal olmayı gerektirirdi tabii ama şu an üstelik de bu adamla salonda görünecek havamda değildim.
''İyiyim, teşekkür ederim. Ya siz, Bay... '' Adını hatırlamıyordum elbette, genelde bu adamı gördüğüm yerde kaçmaya çalışırdım çünkü hayır, onun öldürdüğü -evlendiği tüm kadınlar evliliklerinin ilk yıllarında ölmüşlerdi- kadınlardan biri olmak istemiyordum. Sırf zengin diye olmazdı en azından. Üstünde kokan kıyafetlerine aldırmadan bana biraz daha yaklaştı. Bu kadar parası olan bir adamın kendine hiç özen göstermemesi ne acıydı. Bozuntuya vermemek için yüzüme hakim olmaya çalıştım.
"Wilson, George Wilson. Aldığınız yaşlar artık aklınıza vurmaya başlamış demek, çok geçmeden bu güzelliğinizin değerlenmesi gerek." Gülümsedim, rahatsız edici olduğunu ümit ediyordum. Fakat Wilson'un bana geri gülümsemesi ve ekşi demir kokusu biraz daha yaklaştığında onun bunak aklının beni anlamadığını fark ettim. Kendi yaşına bakmadan bana sarf ettiği sözler hiç canımı yakmıyordu artık. Eskiden yakıyorlardı ama son birkaç yıldır pek umurumda değildi. Çünkü eşimin vefatından ardından geçen on altı yılın sonunda herkes yaşlanıp çökmeye başlamışken ben hala tazeydim. Buruşuk bir bunağa yem olmazdım.
YOU ARE READING
Balodan Sonra
FantasyTheresia, babasının görevi için gittiği Rusya'da bir tanıdığından farklı tepkiler alır ve bunun üzerine eve dönüş yolunda o Rus'la birlikte gelirler.
