Hırsızın çiçekleri açıyor...
Kendi evinde bile maske giyme zorunluluğu hisseden adam tek elini taş zemine doğru uzatmıştı. Onun kullandığı güçle önce kara çimler etrafı kaplamış sonrasında koyu mavi laleler "büyülüyüz" diye bağırırcasına ağırca yükseltmişti.
Başını hafifçe odanın diğer tarafına çevirdi. Verimli toprak rengi saçlarının uçları yeşil olan kızı t şeklindeki tahtaya bağlıyorlardı. Kendine zarar vermemesi için elleri özenle kelepçelendi, ayakları bağlandı, vücudu adeta tahtaya yapıştırıldı ve ağzı bir kumaşla örtüldü. Yorgunca dilini ısırmasını engelleyen kumaşı kemirmeye çalıştı kız. Çoktan dudak kenarlarının acımaya başladığını hissedebiliyordu. Ama daha fazla dayanamadı ve bayık bakan gözleri sonunda kapanırken başı öne düştü. Çiçeklerin kokusu odaya yayılmaya başlarken herkes dışarı çıkmıştı.
"Onunla eğlenebilir miyiz?" Diye biri sordu adama. Efendi'ye.
Efendi, cam kapıdan görebildiği harap haldeki kıza baktı. Küçük, parmaklıkların olduğu pencereden gelen ışık yüzüne vuruyor, yaş kalıntıları parlatıyordu. Şimdiye dek elde ettiği en değerli ganimet olabilirdi o. Koleksiyonunun en önemli parçasıydı. Zarar görmemesi ise çok önemliydi. Ama adamlarının gönlünü hoş tutması gerektiğini de biliyordu. Zaten tehlikeli oldukları için odalarına girmeye bile çekindikleri çok kişi vardı.
"Oynayın." Dedi. "Ama dikkatli olun. Kendine en ufak zarar vermemeli. İçeri silahla girmeyin. Bir şey olursa seni sorumlu tutarım."
Onlar başlarını sallayarak giderken Efendi'nin yanında sadece saçları sıkıca topuz yapılmış resmi giyimli bir kadın kalmıştı. Elindeki dosyaları daha sıkı kavrayarak "İstediğiniz bilgileri getirdim." Dedi.
"Hangilerini?"
"Saatçi ve ailesiyle ilgili olanları..."
"Ah..." diye anladığını belirtti adam. Bilindiği kadarıyla dünyada kalmış olan tek Saatçi'nin koleksiyonuna eklenmesini gerçekten çok istiyordu. "Neden bu kadar geç kaldın?"
Kadın korkusunu belli etmeyen sakin bir sesle bahanelerini sıraladı. "Daha önce onlar hakkında araştırma yapılmamış. Haklarında bilinenler kulaktan dolma bilgiler. Kendim gözlemlemek zorunda kaldım."
"Peki, ne öğrendin?"
"Kod adı: Saatçi. Yeteneği: Saatçilik, çok alanlı ve ayrıntılı. Test seviyesinin kesinlikle en az sekiz buçuktan yüksek olduğunu tahmin ediyorum."
"Gerçek kimliği peki?" Efendi hevesle sordu.
"Asıl adı: Lecra İram. Sevgi Ana Okulu'nda öğretmen." Daha çok bilgi vardı. Kızın öğrencilerinin ailelerine hatta geçmişindeki insanlara kadar üvey ailesinin yerlerini bile bulmuştu. Ama şimdi lazım olmadığı için laf kalabalığında bulunmamıştı.
"Diğer kız?"
"Kod adı: Güve. Yeteneği: Yok edicilik. Dokunduğu şeyleri toza çeviriyor. Sınırları belirsiz. Test seviyesinden emin değilim. Asıl adı: Nova İram. Yüksekler Üniversitesi'nde gazetecilik okuyor. Tuhaf olan şu ki geçmişi ve biyolojik ailesi hakkında hiçbir bilgi edinemedim. Hayatı Saatçi ile tanışmasının ardından başlıyor."
"Bu beni hiç memnun etmedi, Dawn."
Kadın telaş yapsa da yeniden kendini toparlamayı başardı. "Daha çok şey öğreneceğime emin olabilirsiniz Efendi'm. Sizi daha fazla bekletmek istemedim."
Kısa ve Dawn için gerici bir sessizlik oldu. Ancak Efendi "Devam et," dediğinde tekrar nefes almaya cüret edebildi.
"Sıradaki kişi, son kız. Kod adı: Ağlatan. Empat. Yeteneği: His deneyimi. Başkalarına istediklerini hissettirebiliyor. Pozitif duyguların onun sınırı olduğunu, bunu yapamadığını duydum ama gerçekçi gelmedi. Seviyesine yalnızca ortalamanın üstü diyebilirim. Namına bakılırsa buralara karışmadan önce 'Ev' kulübünde dövüşçüymüş. Asıl adı: Sasha İram. Kalbim Hastanesi'nde hemşire. Gruptan biri ile sevgili."
"Kim?"
"Kod adı: Doğa. Yeteneği: Dönüşüm. Hayvanlara dönüşebiliyor. Görgü tanıklarına göre önce hayvanı görmesi gerekiyor. Bu yüzden telefonu önemli. Seviyesi yüksek olmalı çünkü yarım dönüşüm yapabiliyor. Fazla neşeli, fazla çocuksu. Saf. Hatta salak. Ama sinirlendiğinde tehlikeli ve tereddütsüz oluyor. Asıl adı: Dazzy Levin. Yüksek okul okumamış. Okul kaydı lisede başlıyor. Şu an da Yeşiller Barınağı'nda çalışıyor... Geçmişine ait hiçbir şey yok." Kadın tedirginlikle söylediklerine ekledi. "Nüfus kayıtlarına göre hem adını hem soyadını yani kimliğini on beş yaşında almış."
Herhangi bir yorum almayınca devam etti. "Sıradaki kişi, kod adı: Siren. Yeteneği: Siren sesi. Bu şekilde insanları kontrol edebiliyor. Mesafe sınırı çok geniş ve kontrollü. Test seviyesi sekizden yüksek olmalı. Ona Aile'nin en tehlikeli unsuru, diyorlar."
"Sebebi sadece uzak mesafeden etkili saldırı yapabilmesi mi?"
"Öyle. Ona karşı kalkışılan tüm suikast denemeleri başarısız olmuş Asıl adı: Sky İce. Jane Üniversitesi'nde son sınıf, ses öğrencisi. Lisede ailesinin işlettiği barda şarkı söylüyormuş. Sonrasında ciddi olaylar sonucu oradan ve evden ayrılmış. O zamandan beri Ailesi'nde. Sonraki kişi Siren'in sevgilisi. Kod adı: Fısıltı. Yeteneği: Duymak. Ailenin muhbiri, her şeyden haberi var."
Fısıltı ailesi hakkında araştırma yapıldığını da fark etse de herhangi bir şey yapmamıştı. Dawn bu yüzden Efendi'sine bahsetmedi. "Test seviyesini bilmiyorum ama fazla yüksek olduğunu sanmıyorum. Asıl adı: Fesil Levin. Matematik özel öğretmenliği yapıyor.
Son kişi ise-"
"Sonunda lidere gelebildin."
Kadın duyduğu sesin içindeki yoğun otorite yüzünden cevap veremedi. Efendi'sinin lider için heyecanlandığını hissedebiliyordu. Zor bir yutkunmanın ardın devam etti.
"Kod adı: Kuklacı. Yetenek: Kontrol. İnsanların bedenleri onun için birer kukla. Onları oynatmak için kendi bedenini kullanıyor. Buna 'dans' diyor herkes. Düşmanları bile onun güvenilir olduğunu söylüyor. Diğerlerinden daha pasif görünse de lider o. Asıl adı: Chris Levin. Uzun süre sokak çocuğuymuş. Mahallesindeki onu seven zengin bir adam onu evine alana kadar... Adam ölünce her şeyini akrabası olmadığından ona bırakmış. Ama onunla ilgili daha ilginç, üstelik kimsenin bilmediği bir şey var."
"Neymiş o?" Lider önemliydi elbette. Yılanın başı oydu. Gruplardaki zayıf halkalar önemli olsa da liderler hepsini dağıtmak için daha değerliydi. Ama Efendi Kuklacı'yı koleksiyonuna katmak için bir arzu hissetmemişti. Onun zaten güçlü bir kontrolcüsü vardı. Bu yüzden Kuklacı ve Siren güzel olsalar da onun için gerekli değillerdi. Ne kadar tehlikeli olduklarına bakıldığında onlar için çaba harcamak sadece boşa risk olurdu.
"Geçmişi... İlginç." Dawn yavaşça söyledi.
"Bir sokak çocuğunun neyi ilginç olsun?"
"Ondan da öncesinden bahsediyorum. Tesadüfen öğrendim bu değerli bilgiyi. Kendisi..."
~~~
Efendi gülümsedi. "Lideri ve kızları istiyorum." Diye bildirdi yardımcısına "Saatçi'ye özellikle işaret koy. Zayıf halkaları o. Onun üzerinden ilerleyeceğiz."
Kadın onun dediğini yaptıktan sonra daha ayrıntılı dosyalar hazırlamak için selam vererek yanından ayrılırken adam da son kez camın ardındaki kıza baktı. Kod adı Yeşil olan kız onlar konuşurken kısa baygınlığından uyanmıştı ve ona büyük bir nefretle bakıyordu. Hepsi öyle bakardı ama onunki daha fazlaydı. Sebebi muhtemelen şimdiye kadarkiler içinde en iyi olan olmasıydı. Sadece kendi için değil, onun yüzünden zarar görecek başkaları için de endişeleniyordu.
"İyi geceler!" Dedi Efendi gülerek. Neşeli adımlarını dizginleyerek koridordan geçerken "Dokumacılar iş başına!"
Diye en sert sesiyle bağırmıştı. Emri duyanların derhal harekete geçtiğini biliyordu. Aynı anda hemen gerisinde olan Yeşil'in hücresinden inlemeler gelmeye başlamıştı. O alıştıkça azalacağını bildiğinden umursamadı gürültüyü. Aklını meşgul eden tek bir düşünce vardı. "Kuklacı'nın Ailesi..."
YOU ARE READING
Kod Adı:
FantasyKuklacı her zaman iyi biri diye anılmak isterdi. Emin olduğu bir şey varsa o da ailesi için her şeyi yapabileceğiydi. Bunun in iyi olmaktan vaz geçerken tereddüt etmezdi. Fısıltı gürültüden uyuyamadığında tüm gece başında kalırdı, Siren sustuğunda o...
