1.bölüm

936 79 11
                                        

Deniz, annesi Nuray'ın peşinden Şebnemgillerin evine adım atarken içinden yüzüncü kez bu ziyaretten kaçış yolları aramıştı. Hafta sonunu evde test çözerek ya da kitap okuyarak geçirmek varken, şimdi nefretiyle aşkı arasında ince bir çizgide yürüdüğü o çocuğun evindeydi. Şebnem onları kapıda her zamanki neşesiyle karşıladı, Nuray ile hemen koyu bir sohbete daldılar. Deniz ise salondaki koltuğa, patlamaya hazır bir bomba gibi ilişmişti.

Tam o sırada merdivenlerden bir ayak sesi duyuldu. Teoman, üzerinde rahat bir tişört ve saçları hafif dağınık bir şekilde salona girdi. Deniz'i görmeyi kesinlikle beklemiyordu. Adımları merdivenin son basamağında anlık olarak duraksadı.

Ardından o bildik, sinir bozucu ama bir o kadar da çekici sırıtışı yüzüne yayıldı. Ellerini cebine sokarak yavaşça salona doğru ilerledi.

"Ooo, kimleri görüyorum? Deniz Hanım, hangi rüzgar attı sizi bizim eve?"

Deniz gözlerini devirmemek için kendini zor tuttu. Annelerinin yanında kibar görünmek zorundaydı ama Teoman'ın bu fırsatı kaçırmayacağını çok iyi biliyordu. Dik duruşunu bozmadan ona ters bir bakış attı.

"Annemlerin hatrına buradayım Teoman. Yoksa senin o bitmek bilmeyen ergen esprilerini pazar günü evinde de çekmeye çok meraklı değildim inan ki."

Şebnem araya girerek oğluna dik dik baktı, sonra neşeyle Deniz'e döndü. Her şeyden habersiz, aralarındaki bu gizli savaşı sadece tatlı bir atışma sanıyordu.

"Aşk olsun Teoman, ne biçim konuşuyorsun misafirimizle? Bak Nuray, biz seninle mutfakta o yeni kahve makinesini denerken biraz eski günlerden konuşalım. Çocuklar da yukarıda otursun. Hadi oğlum, Deniz'i odana götür, sıkılmasın kızcağız buralarda."

Deniz'in gözleri fal taşı gibi açıldı. Teoman'ın odasına gitmek? Aynı odada, dört duvar arasında baş başa kalmak? Bu, resmen aslanın inine kendi ayağıyla girmek demekti. Hemen annesine döndü, dudaklarını oynatarak bir yardım çığlığı yollamaya çalıştı ama Nuray çoktan Şebnem'le mutfağa doğru ilerlemişti bile.
Teoman ise durumdan son derece memnun bir şekilde, başını hafifçe yana eğerek Deniz'e baktı.

"Tabii anneciğim, seve seve. Gel bakalım Deniz, odamı gezdireyim sana. Çok merak ediyordun ya hani."

"Hiç de merak etmiyordum, rüyanda görürsün ancak."

Deniz, çaresizce ayağa kalktı. Teoman önden yürürken, Deniz onun arkasından merdivenleri çıkmaya başladı. Teoman'ın geniş omuzlarına ve rahat yürüyüşüne bakarken içinden kendine sakin olmasını söylüyordu. Teoman odasının kapısını açtı, hafifçe eğilerek elini içeriye doğru uzattı.

"Önden buyurun, okul birincisi. Korkma, ısırmam."

"Senden korkan kim be? Çekil önümden."

Deniz içeri girdi. Oda tam bir Teoman klasiğiydi; dağınık ama kendine has bir estetiği vardı. Duvarlardaki rock gruplarının posterleri, yatağın üzerine fırlatılmış bir ceket, masanın üzerindeki darmadağın notlar... Deniz odanın tam ortasında kollarını göğsünde bağlayıp durdu. Teoman arkasından kapıyı kapattı, klik sesi odada yankılandı. Gidip yatağının ucuna oturdu, kollarını arkaya doğru yaslayıp Deniz'i süzdü.

"Eee? Okulda aslan kesiliyordun, laf yetiştirmekten geri durmuyordun. Buraya gelince bir çıtın çıkmadı? Gerçekten korkuyor musun benden?"

"Senden mi korkacağım? Komik olma Teoman. Sadece seninle aynı havayı solumak bile enerjimi emiyor. Ayrıca odan tam bir çöplük, insan şurayı bir toplar."

"Misafir geleceğini bilseydim kırmızı halı sererdim Deniz. Ama bakıyorum da, odamı incelemekten kendini alamıyorsun."

Teoman ayağa kalktı. Yavaş, sakin ve hedefinden emin adımlarla Deniz'e doğru yürümeye başladı. Aralarındaki mesafe azaldıkça Deniz'in omuzları gerildi ama bir adım bile geri atmadı. Teoman, Deniz'in tam önünde durdu. Boy farkından dolayı hafifçe eğilerek doğrudan gözlerinin içine baktı. Aralarında sadece birkaç santim vardı.

"Bence sen benim alanıma girmekten korkuyorsun. Çünkü burada arkana sığınabileceğin sıralar, öğretmenler, kurallar ya da koridordaki o kalabalık yok. Sadece sen ve ben varız."

Deniz kalbinin göğüs kafesini dövdüğünü hissediyordu. Teoman'ın kokusu o kadar yakındı ki, dikkatinin dağılmasına engel olmak için tırnaklarını avcuna bastırdı. Çenesini dikleştirip meydan okuyan bir tavırla yukarı doğru baktı.

"Senin alanın da, sen de umrumda bile değilsiniz. Ayrıca okulun kuralları beni değil, seni benden koruyor Teoman. Benim sabrımı taşırmamaya bak, yoksa sonuçlarına katlanamazsın."

"Öyle mi? Sabrın taşarsa ne olur mesela? Çok merak ediyorum. Beni okul müdürüne mi şikayet edersin, yoksa daha yaratıcı planların var mı?"

Teoman'ın sesindeki o alaycı ton yavaşça kaybolmuş, yerini daha boğuk ve derin bir fısıltıya bırakmıştı. Elini kaldırdı, parmak uçlarıyla Deniz'in yüzüne gelen bir saç tutamını yavaşça kulağının arkasına itti. Parmakları Deniz'in sıcak tenine değdiğinde ikisi de anlık bir duraksama yaşadı. Zaman durmuş gibiydi. Teoman'ın gözleri bir anlığına Deniz'in dudaklarına kaydı, sonra tekrar gözlerine döndü.

Deniz nefesini tutmuştu. Aralarındaki bu ani elektrik, odadaki havayı o kadar ağırlaştırmıştı ki nefes almak bile güçleşmişti. Teoman'ın gözlerindeki o yoğunluk, Deniz'in içindeki nefret duvarlarını çatlatıyordu. Tam o sırada aşağıdan Şebnem'in neşeli sesi koridorda yankılandı:

"Çocuklar! Kek hazır, çayları da doldurdum. Aşağı gelin hadi!"

Deniz, sanki bir büyü bozulmuş, hipnozdan uyanmış gibi hızla bir adım geri attı. Göğsü hızla inip kalkıyordu. Kaybettiği kontrolü hemen geri kazanmaya çalışarak üstünü başını düzeltti. Teoman ise elini yavaşça indirdi ama gözlerini hâlâ Deniz'den ayırmamıştı. Deniz, arkasındaki kapının kulbuna uzanırken son bir kez ona döndü. Sesinin titrememesine özen gösterdi.

"Aşağıda ne olacağını görürsün Teoman. Tabii annenin yanında oynadığın o 'sahte uslu çocuk' maskenin aşağıda düşmesini istemiyorsan, benden uzak dur."

"Benim maskem falan yok Deniz. Ama senin o 'hiçbir şeyden etkilenmeyen güçlü kız' masken az önce fena çatladı, haberin olsun."

Deniz kapıyı hızla açıp kendini koridora fırlatırken, Teoman odanın ortasında tek başına kalmıştı. Yüzünde bu sefer alaycı değil, tamamen teslim olmuş, hayranlık dolu bir gülümseme belirdi. Kendi kendine fısıldadı.

"Bu kız benim kimyamı kesinlikle bozuyor."

--------------------------------------------------------------

Umarım beğenirsiniz💕

Kusursuz Nefret,TeodenStories to obsess over. Discover now