Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
🪼⋆.ೃ࿔*:・
🪽 જ⁀➴. "evde kimse yok zaten rahat ol." leyla, ayakkabılarını çıkarıp terliklerini giyerken aynı zamanda deniz'e de bir çift terlik uzatmıştı. okul çıkışı biraz kafa dağıtmak için leyla, deniz'i evine davet etmişti. çocukluktan beri arkadaş oldukları için deniz, leyla'nın ailesini tanıyordu ancak yine de davetsiz misafir olmaktan hiç hoşlanmıyordu.
önüne bırakılan terlikleri ayağına geçirdi ve leyla'ya gülümsedi. "belki annenin bir işi falan vardır diye, meşgul birisi sonuçta."
"aman, biz ona ayak bağı olmuyoruz ki o yılların üzerinden çok zaman geçti." leyla'nın cümlesi üzerine deniz, çocukken şebnem'i oynadıkları oyunlar yüzünden ne kadar kızdırdıklarını hatırladı ve kıkırdadı. aslında leyla ve kendisi her zaman odalarına çekilip sakince oyun oynarlardı ancak leyla'nın ikizi teoman evde olduğunda ne oluyorsa içlerinde kurt var gibi hareket etmeden ve koşturmadan duramıyorlardı. eh, bu durum da oldukça meşgul olan şebnem'i kızdırırdı.
birlikte içeri girdiklerinde ev sessizdi. "aç mısın?" leyla'nın sorusuyla başını salladı. "hayır ama içecek bir şeyler fena olmazdı." birlikte mutfağa geçip dolabı karıştırmaya başladıklarında leyla, ev sahibi olarak bardakları çıkardı ve deniz, dolaptaki taze sıkılmış limonatayı bardaklara boşalttı. ikisi de kendi bardaklarını kaptıklarında evde kimsenin olmamasının rahatlığıyla salona yayıldılar.
"hmm, film mi izlesek?" leyla eline kumandayı alıp kanallar arasında gezinirken deniz, omuz silkti.
"senden nefret etmemin on sebebi?" deniz, neredeyse yüz kez bitirmiş oldukları filmi söylerken leyla'nın gözleri parlamış ve hemen açmıştı. her ikisi de bu filmi seviyordu ve sanırım bir yüz kez izleselerdi de sıkılmazlardı.
deniz, başını leyla'nın omzuna yasladı ve filmi izlemeye başladılar ta ki kat stratford'un sınıftaki konuşmasını bölen patrick verona'nın sınıfa girme sahnesinde kapı sesli bir şekilde açılana kadar.
ikisi birden kafasını kapıya çevirdi ve gelenin teoman olduğunu gördüler. teoman elindeki basketbol topunu koltuk altından çıkardı ve eline aldı. ardından kızların yanına doğru ilerledi.
"misafirimiz olduğunu bilmiyordum."
"erken geleceğini bilmiyordum. ayrıca deniz misafir değil." leyla, gözlerini kısıp ikizine bakarken deniz gözlerini devirdi. teoman, sinir bozucu bir sesle "işim erken bitti," diyerek elindeki topu köşede asılı duran potaya attığında bu sefer ikisi birden gözlerini devirdi. anlaşılan teoman, sık sık yaptıkları basketbol maçını kazanmıştı. en basit maçı bile kazansa egosundan geçilmiyordu.
"tebrikler, karşınızdakiler anaokul grubu muydu?" leyla dalga geçer gibi sordu.
"ha - ha - ha," teoman'ın sahte gülüşüne karşı deniz, gerçekten gülümsemişti.
ikiz olsalar bile ikisi de çok farklı kişilikteydiler. leyla, daha nazik ve sevecenken teoman, onun aksine dediğim dedik ve hırslıydı. okulda ikiz olup olmadıklarıyla ilgili dedikodular bile dönüyordu zira leyla, arkadaş canlısıyken teoman, zorbaydı. bu yüzden sık sık atıştıkları oluyordu. deniz, teoman'ı küçüklüğünden beri tanırdı, birkaç sene anne ve babalarının boşanmaları yüzünden ayrı kalmış olsalar da genellikle hep birliktelerdi ve teoman'ın bir gün bile geçinilebilir bir yanı olduğunu görmemişti.
"yine aynı sıkıcı film mi?" teoman, baş parmağıyla televizyonda oynamaya devam eden filmi gösterdi. sanki deniz'in düşüncelerini doğrulamak istiyor gibiydi.
"sen her gün aynı kişileri basketbolda yenerken biz aynı şeyi söylemiyoruz teoman." deniz, en sevdiği filmlerden bir tanesine laf edilmesine karşı savunmaya geçtiğinde leyla eliyle 'çak bakalım' yaptı. deniz, mutlulukla karşılık verdi.
"gerçeklik payı bile yok. özellikle tribünlerde şarkı söylediği kısım, kim böyle bir şey yapar ki?"
"baya da izlemişsin teo, sevgisini göstermekten korkmayan herkes yapar." deniz, teoman'ın en sevdiği şey bile olsa sırf sinir bozucu olmak için düşündüğünün aksini söyleyeceğini biliyordu ancak yine de cevap vermekten kendini alıkoyamıyordu.
teoman, birkaç saniye boyunca onu süzdü ve ellerini ceplerine sokup arkasını döndü.
"sevginin gösterilmesi her zaman iyi bir şey değildir, deniz. bu yüzden gerçeklik payı yok işte."