GİRİŞ

0 0 0
                                        


Evren bir toprak idi, ne ölüm vardı ne ayrılık,

Bir damla kan düştü, bir titreyişle sarsıldı toprak,

Ruhuna karıştı karanlık,

Şimdi yalnızca düş oldu, bir toprakta olmak.

Kâinatın varlığını sürdürmesine sebep olan üç Kutsal Ruh vardır. Hâkim, gururlu ama dalgacı üç Kutsal Ruh. Evreni güzellikle dokudular. Boyutlar eklediler ve sonsuzluğu şekillendirdiler, bundan çok sonra yeni bir evren yaratmaya karar verdiler. Bu kez güzellik; canlı olandı. Çeşit çeşit canlı olmasına rağmen insan yalnız bir türdü. İnsanlar aynı gözükmese bile aynı ten rengi, aynı saç rengi ve aynı göz renkleriyle donatılmışlardı. Bu evrende her şey ve her canlı eşitti. Tek toprakta, tek yaşam sürerlerdi. Düşünceler geliştikçe insanların liderlik edecek birilerine ihtiyaçları doğdu. Böylece Kutsal Ruhlar, kendi suretlerini yansıtacak üç kral yarattı ve içlerine kendi kutsallıklarından birer parça tohum ektiler. Yaratılışta krallara fısıldadı Kutsal Ruhlar: ''Kan hayattır.''

Üç kral, insana özgü olmayan kutsal güçlerle donatılmışlardı. Başlangıçta her şey olması gerektiği gibiydi ama insanın içine bir tohum düştü mü o dürtüye engel olmak imkansızdır. Krallar öyle alaycı öyle kibirliydiler ki Kutsal Ruhlar'ı bile alaya alır oldular. Dalgacı Kutsal Ruhlar, kralların kibrini kırbaçlamak için seçilmiş bazı insanlara kendi güçlerinden başka tohumlar ektiler. Ama topraktan gelenler evrenin güzelliğini keşfetmek ve güç tohumlarını bu güzelliği genişletmek için kullanmak yerine, yakarışı seçtiler.

Güç tohumları nesiller arttıkça genişledi ve çeşitlendi. Sonsuz yaşamın içinde Kutsal Ruhlar unutuldu. Kutsal Ruhlar, insanlara fısıldadı: ''Duacı olun.'' Bazıları fısıltılara kulak verdi ve duacı oldu. Böylece denizler taşarken doğdu ilk hayat duası: Kutsal Ruhlar, rüzgâr ile dile geldi ve duacı olan güçsüzlere güç bahşetti. Fakat zaman geçtikçe insanlar yalnızca güç için duacı olmaya başladı. Bu yüzden gerçek dualar yanıtsız kalmıştı. Aç gözlülük topraktan doğan için yaratılışın özünden gelirdi. Dualarına cevap bulmak için topraktan gelenler başka yollar aramaya başladı. Kibirli krallar, kendilerine fısıldandığı gibi insanlara fısıldamaya başladı; insanlar onları dinledi, böylece ayinler başladı. Kan toprağa aktı. Kutsal olan hayat parçalandı. Toprak kirlenmişti. Derin, bilinmez bir ağıt geldi topraktan. Çığlıklar fırtına oldu ve topraktan gelenin içini yaktı. Kutsal Ruhlar'ın çığlıkları toprağın çığlıklarına karışmıştı. Acı, yalnız saf acı; insanın hissettiği tek şey buydu. Bir karanlık düşmüştü kralların içine, düştükçe çekilecekleri bir karanlık. Bir umutsuzluk düşmüştü insanlara, çektikçe bitmeyecek bir umutsuzluk. Topraktan gelenler aynı anda yere çöktü, büyük bir feryat çıktı evrenden. Affedilmek için yalvaran sesler birbirine karışmıştı.

Güneş ve Ay tutuluyor,

Git dedi Kutsal Ruhlar, git ve aydınlat Güneş ile Ay'ı,

Böylece ateş düştü.

Evrene düşen ateş yaktı toprağı ve tek toprak bölündü. Birlikte doğanlar ayrıldı. Çoktan bağlanmış olanlar birbirini tanımaz oldu. Topraktan üç parça çıktı. Üç kral lanetlenen topraklara yeniden kral oldu. Lanetli kralların ve lanetli toprakların akıbeti artık topraktan gelenlerin elindeydi. İnsanın özünü besleyen güçtü ve güç için yozlaşmalar bitmeyecekti.

Evrenin Yaratılışı Kitabından  

GÜÇ ÇAĞIStories to obsess over. Discover now