08.03.2000
Hastane koridorları oldukça kalabalıktı. hatta iğne atsanız yere düşmezdi. Kalabalığın sebebi bir felaket değil, minik bir kız çocuğunun doğumuydu. Bu doğum 5 yaşındaki Alparslan için ileride tozlu bir anıdan ibaret olacaktı. Yani en azından o öyle sanıyordu.
Kenarda koridoru belki de 38. Kez turlayan Murat amcasına kaydı minik gözleri. Gerçek bir kan bağı olmasa bile her zaman Gül teyzesi ve Murat amcası ile aileleri arasında çok derin bir dostluk vardı. Babası üsteğmen, Murat amcası yüzbaşıydı. Alparslan'ın en büyük hayali Murat amca ve babası gibi Asker olmaktı. Vatanını canı pahasına koruyup kollamak, hatta uğruna canından vazgeçmeye bu çocuk yaşında hazırdı. O düşünceleri ile Murat amcasına bakmaya devam ederken sessizliği bir bebek ağlaması böldü. Herkes sustu. Murat amcası yerinde adeta kitlenmiş , annesi Gökçe ve babası Hasan derin bir nefes almışlardı. İçeriden genç bir doktor çıktı ve o sözleri sonunda söyledi.
"Tebrikler bir kızınız oldu"
Murat amcasının yüzüne belki de daha önce onda hiç görmediği kocaman bir gülümseme yerleşti. Sanki bir anda üzerinden bir yük kalkmış gibi omuzları indi ama anında geri dikleşti. Asker adamdı o. Bu omuzlar asla çökemezdi.
"Karım nasıl?" Doktor hala gülümsüyordu. "Karınız oldukça iyi. Birazdan onu odaya alacağız sizde kızınızı görebilirsiniz bu sürede" bilgilendirmeyi yaptıktan sonra tekrardan tebrik edip uzaklaştı doktor. Alparslan usulca annesine döndü. "Anne Gül teyze ne zaman gelecek?" annesi dikkatini ona verdi ve elini uzatıp oğlunun başını okşadı. "birazdan gelecek tatlım hem de kızı ile beraber. Yeni bir arkadaşın oldu" Alparslan hiç sevinmedi bu duruma. Birde bebek mi çekecekti? Saçmalamasınlardı. Huzuru bozulmuştu "Ben arkadaş istemiyorum ama!" Murat amcası ona döndü "ne demek istemiyorum lan? Bok çuvalı!" Babası köşeden izlemeyi durdurmuştu "Oğlum doğru konuş küçücük çocuk. Bozma benim biricik oğlumu kendi veledinle uğraş artık kardeşim." Sinirlenmiş gibi olsa da elini dostunun omzuna attı. "Tebrikler kardeşim."
Murat omzuna atılan eli asla geri çevirmemişti. Yine çevirmedi. "Sağ ol kardeşim."
O anda gül teyzesi ameliyathaneden çıkarılmış, sedye ile odaya taşınıyordu. Murat amcası önce karısının iyi olduğuna emin olmuş, sonrasında kızın görmeye gitmişti.
1 HAFTA SONRA...
Aradan geçen 1 haftada Gül teyzesi toparlanmış, evlere geçmişlerdi. Şimdi ise miniğe takı takma zamanıydı. Hala isim koymamışlardı kıza. Yazıktı yahu ne diyeceklerdi? Çocuk mu? Ayıptı. Annesi ve babası ile Murat amcalarının evine geçmişlerdi. Şimdi herkes altın takıyordu bebeğe. Annesi ve babası takmış, oturuyorlardı. "Murat amca ismi ne ki bu kızın?" Murat amcası minik bir gülümseme ile döndü minik Alparslan'a. "Daha koymadık ismini senin bir fikrin var mı?" Düşündü biraz ne olsun diye. Cevap çok gecikmedi. "Gece olsun" amcası murat ve gül teyzesi birbirlerine bakıp kendilerince onayladılar bu ismi. Beğenmişlerdi.
"Tamam Gece olsun o zaman" o gün dünyaya 1 gece daha doğdu ama o gece Alparslan'ın en aydınlık sabahlarının kapısını açtı.
KAMU SEDANG MEMBACA
Araf
Romansa8 Mart 2000 tarihinde, Üsteğmen Hasan ve ailesi, en yakın dostları Yüzbaşı Murat'ın kızının doğum heyecanına ortak olmak için hastanededir. 5 yaşındaki Alparslan, babası ve Murat amcası gibi asker olma hayalleri kurarken, hayatlarına girecek bu yeni...
