karadeniz'e karışan sevda.

266 23 12
                                        

"zaman izimizi, ikimizi siler.
kiminin acısı kalır, anıları gider.
daha gençsin ah gülüp oyna sen.
son durağın benim evim olsun."

Sufjan Stevens - Fourth of July

"Herkes duysun!" Dedi Fadime, İso'nun elini bırakıp. Birkaç adım öne çıktı. İso arkasından ona bakarken kaşlarını çatmış, bakışlarına büyük bir şaşkınlık oturmuştu. Masalarda oturan insanlar da şaşkındı. Herkes birbirlerine bakıyor, aralarında fısıldaşıyor, ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Çalan şarkı da durmuştu.

Yüzlerce insan merakla odağını Fadime'ye verirken sadece üç kişi gözlerinde merak duygusu olmadan bakıyordu Fadime'ye. Adil, Esme ve Aleyna. Üçünün de duruşu dikti, Fadime'nin ne yapacağını biliyorlardı.

Esme gözlerini kapadı acıyla. Elinde büyüttüğü çocuğa yapılabilecek en kötü şeyi yapacaktı belki de Fadime ama susuyordu. Hiçbir şey söylemiyordu.

Adil'in gözleri Fadime'de değil, İso'daydı. Üzgündü. İso onun çok kısa sürede kardeşi gibi olmuştu. Ona kardeşim demişti, keza Iso'da onu abisi olarak kabul etmişti. Şimdi ise Adil, kardeşi gibi gördüğü adamın kardeşi yüzünden nasıl yıkılacağını izleyecekti. Gözlerini Esme'ye çevirdi, onun halini görünce elini destek verircesine bacağına yerleştirdi.

Aleyna ise destek verircesine Fadime'ye bakıyordu. Fadime ne yaparsa yapsın onun arkasında olurdu ve oluyordu da ama içten içe Iso'ya da çok üzülüyordu. Biliyordu ki o, Furtunaların arasında en masum kalan kişiydi.

"Koçari ve Fırtına insanları; herkes duysun, herkes bilsin! Ben Fadime Koçari," dedi Koçari'yi vurgulayarak ve Iso'ya döndü. Acımasızca döküldü kelimeler dudaklarından. "İso Furtuna'yla evlenmeyeceğim! Bu evlilik gerçek olmayacak, en kısa sürede de İso Furtuna'yı boşayacağım."

Herkesten şaşkınlık nidaları yükselirken İso'nun tek odağı Fadime'ydi, Fadime'nin gözleriydi.

Sustu, sustu, sustu. İnsanlar arasında karmaşa hakimken İso ve Fadime bu kargaşanın ortasında durup birbirlerine baktılar.

"Neden?" Dedi sadece İso.

"Bitanem ne oldu? Ne oldu Fadime'm?"

"Ben... Ben... Düştüm," dedi Fadime ağlarken.

"Ula nasıl düştün?"

"Sana doğru koşuyordum, sarılacaktım sana."

"Beni kandırdın." Dedi Fadime. "Yalanlar üzerine bir evlilik kurmak istemiyorum dedin ama beni kandırdın. Söylesene İsmail, rehin miydim sadece senin için? Bu yüzden mi evlendin benimle? Plan mı kurdunuz ailenle? Ne dediniz? Eğer sırrı öğrenirlerse bize bir şey yapmasınlar diye rehin mi alalım Fadime'yi dediniz?"

İso başını iki yana salladı hızlı hızlı. "Hayır!" Diye bağırdı. "Hayır Fadime! Ne rehini, ne sırrı! Bizim evliliğimiz o sırrın üzerine kurulmadı. Gerçek de değildi ama seninle evlenme nedenim asla seni rehin olarak kullanmak değildi! Tek amacım seni kurtarmaktı!"

Fadime alayla güldü. Gülüyordu ama içinde kopan fırtınalar bir onu savuruyordu. "Bana yalan söylemeyi bırak İsmail-"

"Bana İsmail deme!" Diye bağırdı tüm gücüyle İso. Artık herkesin dikkati onlardaydı. "Ulan gözünün içine bakıyorum ben senin! Gözünün içine! Seviyorum lan ben seni! Uğruna ölecek kadar, kendimden vazgeçecek kadar seviyorum seni! Ya ben senin için beni büyüten amcama, beni doğuran anneme, içine doğduğum düşmanlığa sırtımı döndüm! Nasıl seni kullanayım Fadime? Aklın alıyor mu bunu senin? Nasıl böyle düşünürsün?" Nefeslendi. Birkaç adım attı ve Fadime'nin tam önünde durdu. Fadime'nin yüzünü avuçlarının içine aldı. "Ulan Fadime, hiç mi görmedin sevgimi? Hiç mi hissettiremedim sana? Her şeyi gören gözlerin bir benim sevdama mı kör oldu?"

karadeniz dalgaları || isfadStories to obsess over. Discover now