Tanışma

141 10 10
                                        

Dalgaların kıyıya sertçe vurduğu sahil, insanın içini ürperten bir sessizliğe sahipti. Bankta oturan oğlan, bundan sonra nasıl hareket etmesi gerektiğini düşünüyordu. Düşüncelerinin karmaşıklığından, yanına oturan kızı fark etmemişti bile.

"Sigaran var mı?"

Kızın sesiyle irkildi, daldığı o karanlık düşüncelerden şokla sıyrıldı. Fadime Koçari tam yanında oturmuş, ondan sigara istiyordu. İsmail bir an bunun bir sanrı olup olmadığını düşündü. "Ne bakıyorsun? Yok mu sigaran?" diye sabırsızca yineledi kız.

İsmail ise hâlâ şok içinde kıza bakıyor, bu tesadüfün kaderin bir oyunu mu olduğunu, yoksa Fadime Koçari'nin her şeyi öğrendiğini mi anlamaya çalışıyordu. Fadime, yorgun bir hâlde parmaklarını İsmail'in yüzüne yakın, gözlerinin önünde şıklattı "Bak, sen sorduğum üçüncü kişisin. Bu saatte açık yer de yok. Varsa uzatma ver, hiç halim yok."

İsmail zihnindeki soruları bir kenara itip cevap verdi: "Yok sigaram. Bu saatte neden sigara arıyorsun?"

İsmail, Fadime'nin sigara içmediğini biliyordu. Sadece bunu değil, Fadime hakkında her şeyi biliyordu. Altı yıldır onu uzaktan izliyor, attığı her adımı ezberlemişti.

"Derdim var da ondan. Derdi olan sigara içmez mi? Sanki iyi gelecek gibi" Fadime içmişti. Sarhoş olduğu, konuşmaya mecalinin olmamasından belliydi. İsmail onun sarhoş hâlini, içince uykusu geldiği için yavaş konuştuğunu, bulduğu her yerde sızdığını da biliyordu. Şimdi ise her şeyini bildiği bu kıza yabancıymış gibi davranmak zorundaydı. Sırf Fadime ondan nefret etmesin, biraz da olsa yanında kalsın diye...

"Neden yalnız başına bu saatte sarhoş halde dolanıyorsun?" diye sordu, sesindeki endişeyi gizlemeye çalışarak. "Başına bir şey gelmesinden korkmuyor musun?"

Fadime duyduklarıyla gülmeye başladı. "Başıma bundan fazla ne gelebilir ki?" Dolu gözlerini denizden çekip İsmail'e baktı "Babamın ölmesinden daha kötü ne olabilir ki?"
İsmail şaşırmadı. Ömer Koçari'nin dün amcası tarafından öldürüldüğünü çoktan öğrenmişti. Zaten bu tekinsiz sahilde olmasının sebebi de buydu. Fadime gerçeği öğrenince ne yapacaktı? Her şeyi öğrendiğinde İsmail'den nefret edecek, hatta belki de onu öldürmeye kalkacaktı. İsmail'in Fadime ile hayalleri şimdi tamamen imkansızlığa gömülmüştü.

"Babanı hiç tanımamak mesela?" diye fısıldadı kendinin bile duyamıyacağı sesle. Fadime henüz bilmese de, yıllar önce Ömer Koçari, İsmail'in babasını öldürmüştü. İsmail henüz beş yaşındayken, babası onun gözleri önünde, sırtına yediği altı kurşunla dizlerinin üzerine çökmüş gördüğü son şey oğlunun gözlerindeki korku olmuştu. O zamanlar çok küçüktü ama bu görüntüyü yirmi yıl sonra bile hâlâ ilk günkü gibi hatırlıyordu.

Fadime "Senin de derdin var. Vardır sende sigara, gözlerinden belli" sessizliği bölerek konuştu. İsmail, kızın sigara içmesini hiç istemese de cebindeki yarısı bitmiş paketten iki dal sigara çıkardı.

"Heh, varmış işte. Ben insan sarrafıyımdır" dedi Fadime, sesine sinen yalancı bir neşeyle.
"O yüzden üçüncü kişide buldun zaten sigarayı" alaycı bir şekilde gülümsedi oğlan.
"Yok, onlarda da vardı da senin gibi cimrilik yapıp vermek istemediler" sigarayı tuttuğu elini havada sallayarak konuştu. Ardından sigarayı dudaklarına götürdü.

İsmail hafifçe gülerek kızın elini tuttu ve aşağıya indirdi. "Dur, daha yakmadın bile."
Cebinden çakmağını çıkarıp önce kendi sigarasını yaktı, ardından çakmağın alevini kıza doğru uzattı.
İsmail'in suratı ciddileşti. "Başın sağ olsun. Nasıl öldü baban?" diye sordu, sanki hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi.

In obscura || İsfadBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin