#1

175 18 8
                                        

gönül isterdi ki hep iyi olsun
çok iyi olsun
bütün acılar bitip her an hoş olsun
ama ne yaparsın, insanoğlusun
acı olmayınca tatlı da olmaz

── .✦

"Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar"
"Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar"

Dünya dönüyor, günler birbirini kovalıyor, hayat devam ediyordu. Ediyordu etmesine ama Nare'nin içinde kopan fırtınalar bir türlü dinmek bilmiyordu. Öte yandan gönlünce gülüp eğlenemediği, bir ay önce sorsanız yalnız hayaliyle dahi coşacağı şimdiyse sadece çoğunluğa ayak uydurmakla yetinebildiği bu kınada bile kendi derdine düşmek onun kendine olan yersiz öfkesini daha da körükledi. İçindeki yangınları kısa bir süre için bile söndürememesi onu bencil biri yapar mıydı? Bu dünyada belki de en sevdiği insanlardan ikisi binbir güçlüğün ardından sonunda birlikteliklerini kutlayabiliyordu ama Nare'nin midesi başmimarlığını üstlendiği bu ilişkinin meyvesini yiyemeyecek kadar ekşimişti.

"Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler"
"Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler"

Tam da o anda Nare'nin gözleri yengesininkilerle buluştu. Üstleri kırmızı duvakla örtülü olduğu için tam olarak seçemese de mutluluğunu sezebiliyordu. Uzun zaman sonra ilk defa iyi olduğuna ikna etmek için sahte bir tebessümle değil, içinden gelerek güldü Nare. Allah'ın Kanada'sından Mardin'e ikinci kez gelin gelen Alya için oldukça ironik sözler geçiyordu çünkü türküde.

"Annesinin bir tanesini hor görmesinler"
"Annesinin bir tanesini hor görmesinler"

İkisi de yavaş duygulanmaya başladıklarını hissetti. Nare ağlamamak için tırnaklarını avuçlarına geçirip dişini sıkmaktan komik anılarını düşünmeye kadar her yolu denerken Alya duvağın verdiği rahatlıkla ince ince gözyaşı dökmeye başlamıştı bile. Anne kelimesi ikisi için çok farklı anlamlara gelse de ortak bir yaraydı.

Türkünün sonlarına doğru merdiven tarafından elinde kına tepsisiyle Ümmü ve arkasından Pakize çıkageldi. Ümmü, Alya'nın Türk asıllı olsalar da Kanada'da doğup büyüdükleri için bu kültüre aşina olmayan birkaç arkadaşının meraklı bakışlarının arasından sıyrılıp Alya'nın yanında konumlanırken Pakize usulca Nare'ye yaklaştı.

"Hanımım, bakar mısınız?"

Kadının o curcunanın içinde sesini duyurmak için bağırmasıyla Nare irkildi.

"Hm?"

"Şahin Bey'im gelmiş, sizi çağırmamı istedi."

"Şahin mi?"

Afalladı, Şahin'in geleceğini düşünmüyordu. Kendisi tarafından defalarca kez kovulmasından ziyade Kaya'nın Şimal'i alıkoyması ve konaktaki herhangi birinin bunu engellemek için dişe dokunur bir çaba göstermemiş olması Şahin'i o gün oradan uzak tutmaya yeter sanmıştı. Belli ki yanılmıştı. Bir anlığına olsun Nare'nin yüzünü görebilmek, başka bir odadan da olsa sesini işitebilmek için yıllarca Sadakat tarafından hor görülüşüne bile sesini çıkarmamış olan Şahin, tabii ki yine ve yeniden gururunu bir kenara bırakıp Nare'nin kapısında bitmişti.

"Birazdan abimler burada olacak gidemem, çok istiyorsa kendi gelir Pakize."

"Nare Hanım... Haddim değil biliyorum ama beyim hiç iyi gözükmüyordu. Söyle ona gelene kadar odasının kapısında bekleyeceğim, dedi."

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: May 31 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

mahşerStories to obsess over. Discover now