🧿

3.3K 173 144
                                        

Banyonun küçük aynasından yansıyan loş ışık Fadime’nin çıplak omuzlarında geziniyordu

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.

Banyonun küçük aynasından yansıyan loş ışık Fadime’nin çıplak omuzlarında geziniyordu. Musluktan akan soğuk suyu avuçlarına doldurup yüzüne çarptı; tenindeki o gitgide yükselen sıcaklığı dindirmek ister gibi bir hali vardı ama nafileydi. Az önce içeride, İsmail’in dizlerinin dibinde otururken onun kendi elleriyle ördüğü saçlarına gitti eli. Parmak uçları saçlarına özenle dizilen boncuklara değdi. Boncukların parmaklarının arasında çıkardığı o hafif şıkırtı banyonun sessizliğinde yankılandı. ​İsmail sadece saçlarını örmemişti; sanki ruhunun o güne kadar kimsenin dokunmaya cesaret edemediği en gizli köşelerini de tek tek ilmeklemişti.

​Aynadaki yansımasına baktı. Gözlerinde, kendi asiliğini bile gölgede bırakan hırçın bir sabırsızlık vardı. Kenarda duran mavi pijama takımına uzandı. Kumaş teninden aşağı kayıp bedenini örterken ruhunun yavaş yavaş çözüldüğünü hissetti. Bu pijama onu savunmasız bırakıyordu ama içerideki adamın karşısında zaten hiçbir zırhın hükmü kalmamıştı. Aynaya son bir kez baktı, boncuklarını omuzlarından geriye doğru attı ve derin bir nefes alarak banyonun kapısını açtı.

Odanın içinde ise sessizlik hakimdi ancak dışarıdan gelen dalga sesleri bu sessizliği hafifçe bölüyordu. İsmail, yatağın sağ tarafında uzanmış tavanda oluşan loş gölgeleri izlemekteydi. Zihni Fadime'nin saçlarına takılan boncukların ağırlığıyla meşguldü. Fadime'nin odaya girdiğini ilk başta fark etmedi. Ancak, Fadime yatağın kenarına geldiğinde onun varlığını anladı.

Fadime yine mavi pijama takımını giymişti. Bu pijama ona her gün giydiği sert ceketlerden farklı bir görünüm veriyordu; daha yumuşak ve savunmasız bir hava katıyordu. Yatağın kenarına iliştiğinde yavaşça İsmail'e yaklaştı. Başını İsmail'in göğsüne, kalbinin tam üzerine yerleştirdi.

İsmail, bu ani yakınlaşma karşısında bir an durakladı. Nefesi göğüs kafesinde asılı kalmış gibiydi. Ancak çok geçmeden alışık olduğu korumacı refleksleriyle hareket etti. Kolunu Fadime'nin omzuna doladı ve onu kendine çekti. Bu hareket onları birbirine biraz daha yaklaştırmıştı. Fadime, yüzünü onun tişörtünün kumaşına biraz daha gömerek kısık bir sesle fısıldadı. "Çok gürültülü."

İsmail bu beklenmedik şikayete hafifçe gülümsedi, sesi karanlığın içinde kadife gibi yayıldı. "Ne gürültüsü? Dışarısı süt liman Fadime'm, yaprak kıpırdamıyor."

"Dışarısı değil." dedi Fadime, kulağını adamın göğsüne daha sıkı bastırarak. "Kalbin. Sanki horon tepiyorlar içeride."

İsmail'in gülümsemesi genişledi, elinin tersiyle Fadime'nin yanağını okşadı. "Benim suçum değil ki. Sen yanımdayken kalbim durulmayı, uslu durmayı bilmiyor."

Fadime başını hafifçe kaldırıp ona baktı. Gözlerinde yeni keşfedilen bir kıtanın haritasına bakar gibi saf bir merak vardı. "Alışamadın mı?"

İsmail'in bakışları Fadime'nin gözlerinde hapsoldu. "Sana alışmak, denizi kurutmaya çalışmak gibi imkansız. Tam bitti diyorum, her an başka bir dalga vuruyor yüzüme."

Boncuk | isfadStories to obsess over. Discover now