Yağmur, o sabah yine Karadeniz'in üstüne ağır ağır çökmüştü. Gökyüzü kurşuni bir sessizliğe bürünmüş, deniz gri dalgalarını kıyıya usulca vururken martıların çığlıklarına uzaktan gelen gemi motorlarının boğuk uğultusu karışmıştı. Sürmene'nin üstüne sinen o keskin serinlik, yalnız sokaklara değil, Furtuna Hastanesi'nin uzun ve beyaz koridorlarına kadar işlemişti.
Firuze, ıslanmış çantasını doktor masasının üzerine bırakıp odanın kapısını sessizce kapattı. Hastanede geçirdiği ilk ayını doldurmuştu artık. Bir aydır bu binanın soğuk duvarları arasında insanlara dokunuyor, yaraları sarıyor, geceleri uykusuz geçiriyordu.
Oruç, onu ilk günden beri sevmişti. Firuze'nin hastalarla kurduğu sıcak bağı, işine duyduğu disiplini ve gerektiğinde yıllardır bu hastanede çalışıyormuş gibi sergilediği soğukkanlı tavrı fark etmişti. Ama herkes onun kadar anlayışlı değildi.
Kapı sertçe açıldı.
"Burada kafana göre iş yapamazsın," dedi Eleni, elindeki dosyaları masaya bırakırken.
Odadaki sessizlik bir anlığına gerildi. Firuze başını kaldırıp ona baktı.
"Ben zaten işimi yapıyorum."
Eleni dudaklarını küçümseyen bir gülümsemeyle büktü.
"İş yapıyor olman, buranın sahibi olduğun anlamına gelmez."
Firuze ağır hareketlerle ayağa kalktı. Gözlerinde öfke yoktu. Sadece kendinden emin insanların taşıdığı o sakin bakış vardı.
Trabzon'da büyümüştü ama Furtuna ona hâlâ yabancı geliyordu. İnsanları sertti. Hastalar bile Oruç nöbette olmadığında Eleni'ye görünmek istemiyor, başka doktora gitmeyi tercih ediyordu. Firuze bunun yanlış olduğunu düşündüğü için birkaç kez sesini çıkarmıştı. Doktorlukta ayrım olmazdı. Ama Eleni'nin cevabı her seferinde aynı sertlikte olmuştu.
Tam o sırada kapı aralandı.
"Yine tartışma mı var burada?" dedi Oruç.
Firuze omzunu silkti.
"Hayır. İşimizi yapıyoruz."
Eleni hemen söze girdi.
"İşini doğru yapması gerektiğini söyledim. Gerekirse öğretirim."
Firuze bu kez hafifçe gülümsedi.
"Tıbbı birincilikle bitirmiş biri olarak söylüyorum... Sandığından daha fazlasını biliyorum."
Oruç iç çekti.
"Eleni, Firuze'yi kızdırma. Kız işini iyi yapıyor. Yapmasa burada olmazdı."
"Sen karışma Oruç," dedi Eleni sertçe.
Sonra arkasını dönüp odadan çıktı.
Kapı kapanınca sessizlik yeniden çöktü. Firuze yavaşça yerine oturdu. Parmaklarını masanın üzerinde gezdirirken aklı istemsizce abilerine kaydı.
Uzun zamandır görevdeydiler.
"Senin bu sakinliğin fazla tehlikeli güzelim," derdi Mücahit hep.
Kan bağları yoktu belki ama Firuze'nin hayatında kendinden bile değerli iki adam varsa, onlar abileriydi.
Ateş'in sesi kulaklarında yankılandı.
"Bu hayatta iki abin olduğu sürece yalnız hissetmeyeceksin."
Haklıydı.
Yıllarca yalnız kalmamıştı.
Ama Furtuna Hastanesi'nde geçen şu bir ay... insanın içine sessizce çöken bir yorgunluk bırakıyordu.
YOU ARE READING
Firuze
FanfictionFiruze Yalçın, abilerine düşkün genç bir doktordu. Furtuna hatanesinde bir aydır çalışan doktorun hayatındaki yalanlar , furtuna ve koçariyi ne kadar ilgilendiriyordu?
