Abilerim Kurgusu!!!
Yıllar önce aynı gün iki bebek doğdu. Farklı ailelerden fakat aynı isimlerden. Biri ötekinde daha erken doğmuştu, birisi ise daha geç. Aralarındaki fark çöktü ancak isimlerinden anlaşılmıyordu. Birisi doğduğu günün sabahında hay...
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
Diğer abilerim kurgusu gibi hızlı hızlı değil olaylar belirli bir şekilde ilerlesin istiyorum.
BU KİTAPTA GEÇEN KARAKTERLER, OLAYLAR, TAMAMEN KURGU VE CİDDİYE ALINMAMASI İSTENMEKTEDİR.
İyi okumalar...
Yıllar, yıllar önce aynı gün iki kız bebek doğdu. Doğum saatleri neredeyse aynıydı ve aynı tesadüf ile ikisinede aynı isim kondu. Mina. Birisi daha erken doğmuş, birisi ise tam zamanında. Birisi daha esmer bir bebek iken, birisi daha beyazdı. Aralarında tonlarca fark varken insan oğlu hiçbir şeyi ferk etmedi. Esmer Mina daha yoksul bir ailenin kızıydı, beyaz Mina ise daha köklü bir ailenin. Esmer bebeğin bir ablası, beyaz bebeğin ise boylu boylu dört tane abisi vardı ve hepsi birbirinden heyecanlıydı. İki anneyi dakika aralıkları ile çıkarttılar. Saatler sonra bir bebek hayata gözlerini yumarken bir bebekse tesadüfü için yaşaladı. Hemşireler bebekleri karıştırdı ve asıl aileye sağlıklı bir bebek, öteki aileye ise büyük bir acı verdi.
Bir aile ertesi gün kucağında bebeği ile çıktı, bir aile ise çocuğunu toprağa bıraktı. İnsanoğlu sayesinde her iki aileye farklı duygular bırakıldı ancak kader asıl kardeşleri birbirine çıkarmaktan utanmadı...
Hayatta gerçeklerle yüzleşmek insana her zaman zor gelir. Ben hiç hayatımda gerçeklerle yüzleşmemiştim ama herzaman kaçmıştım. Kaçmak benim için yaşam felsefesiydi. Hayatta kalmak için kaçmak insanlara zor gelirdi ancak benim için artık eğlenceye dönmüştü.
Sokakların, caddelerin, mahallelerin isimlerini bilmezdim ama çoğu zaman hep aynı yerlerden geçerdim. Ve herzaman peşimde aynı tipler olurdu. Artık bu tiplere o kadar alışmıştım ki onlardan kaçmak eğlenceye dönmüştü. Altımda siyah eşoftmanım koşmaktan bileklerimin hafif üstüne çıkmıştı ve bu yüzden beyaz çoraplarım gözüküyordu. Hava ilkbahar havası gibiydi. Hava yavaş yavaş ısınmaya başlamıştı. Çoğu kişinin üzerindeki ceketler bile çıkmıştı ancak ben soğuk sıcak demeden yıllardır aynı deri ceketi giyiyordum.
Üzerimde siyah deri ceketim içimde ise babamın eski beyaz atletlerinden vardı. Topukları neredeyse kalçalarına değerden arkamdan bağıran adamla kahkaha atmaya başladım. "BURAYA GEL LAN!" Diye bağırırken sokaktaki yaşlı teyzelerin bizi izlediğini gördüm. Onları artık görmeye alışmıştım çünkü aynı sokaklardan geçiyorduk. Hafif yokuştan aşağıya inerken ana sokağa çıkan sokağı üçe ayıran ve genelde kazaların yaşandı iki yol ayrımından sol taraftan çıkan beyaz araba ile hafif yana kaçtım ve yüksek korna sesi dar sokağı inletirken açık camdan elini çıkartan adam yüksek sesle bağırmaya başlarken koşmaya devam ettim.
"ÖNÜNE BAKSANA BE!" Sokağın sonuna kadar koştuktan sonra büyük bir kamyonun arkasına saklandım ve elimi ağzıma kapatıp sesimin duyulmasını engelledim. Hafifçe eğilip kamyonun altından ayakları görmeye çalıştım.