Telefon alarmı üçüncü kez çaldığında Arya yastığı yüzüne bastırdı.
"Beş dakika daha..." diye mırıldandı ama o beş dakikanın yalan olduğunu ikisi de biliyordu; hem o hem alarm.
Bir süre tavana boş boş baktı. Odanın perdeleri tam kapanmadığı için gri sabah ışığı içeri süzülüyordu. Hava kapalıydı. Zaten son zamanlarda çoğu sabah böyleydi.
Telefonunu eline aldı. Bildirim yoktu.
İç çekip yataktan kalktı.
Mutfaktan gelen çay kokusu evin sessizliğine karışıyordu. Annesi çoktan hazırlanmıştı bile.
"Geç kalacaksın Arya."
"Kalırım."
"Bunu bu kadar rahat söylemen korkutucu."
Arya cevap vermedi. Masadan tostunu alıp ayakkabılarını giydi. Dışarı çıktığında soğuk hava yüzüne çarptı. Kulaklığını taktı ama müziği açmadı. Sadece insan seslerini duymamak için takıyordu bazen.
Okul her zamanki gibiydi.
Kalabalık koridorlar, birbirine bağıran insanlar, hızlı adımlar, sürekli çalan zil sesi...
Sınıfa girdiğinde birkaç kişi kendi arasında konuşuyordu. Arka taraftan kahkahalar yükseliyordu. Arya çantasını sıraya bırakıp cam kenarına geçti.
Yağmur yağacak gibiydi.
"Yine dalmışsın."
Arya kafasını çevirince yanında Elif'i gördü.
"Yok."
"Var."
Arya hafifçe gülümsedi. Elif konuşmayı seven insanlardandı. Arya ise dinlemeyi.
Zil çalınca herkes yerine geçti. Öğretmen elindeki defteri masaya bıraktı.
"Yoklama alıyorum."
İsimler tek tek okunurken sınıfın içindeki ses yavaşça azaldı.
"Berke."
"Burada."
"Elif."
"Burada."
"Arya."
"Burada."
Defter kapanınca ders başladı. Tahtaya yazılan cümleler, açılan kitap sayfaları, sıkılmış bakışlar...
Dakikalar ağır ilerliyordu.
Arya bazen okulun bir döngü olduğunu düşünüyordu. Aynı koridorlar. Aynı sesler. Aynı insanlar.
Sanki herkes ezberlenmiş bir hayatı tekrar yaşıyordu.
Öğle arasında kantine indiğinde sıra yine uzundu. Elif bir şeyler anlatıyordu ama Arya'nın dikkati camdaki yağmur damlalarına kaymıştı.
"Dinliyor musun?"
"Hmm?"
"Elif haklı." dedi yanlarından geçen çocuklardan biri gülerek.
Arya istemsizce göz devirdi.
Günün geri kalanı da diğerlerinden farklı geçmedi.
Son zil çaldığında herkes bir anda canlanmış gibiydi. Koridorlar yeniden gürültüyle doldu. Arya çantasını omzuna geçirip yavaş adımlarla okuldan çıktı.
Eve geldiğinde üstünü değiştirdi ve yatağa uzandı.
Oda sessizdi.
Telefonunu eline aldı. Sosyal medyada birkaç dakika dolaştıktan sonra sıkılıp ekranı kapattı. Mutfaktan televizyon sesi geliyordu. Annesi bir şeyler izliyordu muhtemelen.
Akşam yemeği sakin geçti. Herkes yorgundu.
Arya gece odasına döndüğünde yağmur başlamıştı.
Camdan dışarı baktı bir süre. Sokak lambasının ışığı ıslak asfalta vuruyordu.
Sonra yatağına geçti.
Telefonunu şarja takacağı sırada ekran kısa süreliğine aydınlandı.
Bir bildirim.
Arya kaşlarını çattı.
Ama bildirim, geldiği gibi kaybolmuştu.
Ekranda hiçbir şey görünmüyordu artık.
Bir süre telefona baktı.
Sonra omuz silkerek ışığı kapattı.
Ama nedense...
İçine garip bir huzursuzluk çökmüştü.
Yinede çok takmayarak erkenden uyudu. Rüyaları bomboştu. Şimdilik...
Devam edecek :)
ESTÁS LEYENDO
SON ÇEVRİMİÇİ
Romance"Gece saat 23.17'de telefonuma bir mesaj geldi. 'Seni seçtim.' Mesajın sahibi, okulun çoktan unuttuğu bir isimdi. Çünkü herkes onun öldüğünü sanıyordu. Ama her gece... hâlâ çevrimiçi görünüyordu."
