1.Bölüm buşekilde umarım beğenirsiniz şimdiden herkese teşekkür ederim lütfen yıldıza basıp yorum yapın ve ayrıca ilk kitabım bu yüzden yanlışlarım ola bilir beni yorumlarda uyarırmısınnız ♥️♥️
Tanıtım:Elif Demirci, 22 yaşında genç bir doktordur. Büyük şehirde çalıştığı hastanede yaşadığı ağır bir olay, onun hayatını geri dönülmez şekilde değiştirir. Kaybettiği anne, babası Elif'in hem mesleğine hem de kendine olan güvenini sarsar.
Her şeyden uzaklaşmak isteyen Elif, sessizliğiyle bilinen küçük bir kasabada geçici bir görev kabul eder ve kimseye haber vermeden buraya taşınır.
Yeni bir başlangıç yapmayı umar.
Ama bu kasaba, aradığı huzuru sunmaz.
Daha ilk geceden itibaren tuhaflıklar başlar...
Geceleri onu izleyen bir adam...
Anlam veremediği sesler...
Ve kasaba halkının sakladığı karanlık bir sır...
Kasabanın kenarındaki ormana attığı ilk adım ise her şeyi değiştirir.
Karşısına çıkan gizemli adam onu durdurmaya çalışır:
"Burada olmamalısın."
Ama Elif artık geri dönemez.
Çünkü bu kasaba sadece bir kaçış yeri değildir...
Aynı zamanda bir tuzaktır.
Elif, kasabaya geldiği ilk gece penceresini kapatmayı unutmuştu. Soğuk rüzgâr odanın içine dolarken, perdeler yavaşça hareket ediyordu.Tam uykuya dalacakken bir hisle gözlerini açtı. Karşısında uzun boylu, süveteri bir adam sanki onu izliyordu. Korkuyla kalkıp hızlıca lambayı yaktı ama bişey yoktu orada. Elif sabaha kadar uyuyamadı. Gördüğü şeyin bir rüya olmadığından emindi. İçinde garip bir his vardı korkuyla karışık, açıklayamadığı bir merak.
Ertesi gün kasabayı keşfetmek için dışarı çıktığında herkesin tuhaf derecede sessiz olduğunu fark etti. İnsanlar konuşuyor ama bir şeyleri saklıyor gibiydi. Sanki bu kasaba, görünenden çok daha fazlasını barındırıyordu.
Kasabanın kenarındaki eski ormana doğru yürüdü.
Ağaçların arasına adım attığı anda hava değişti. Kuş sesleri kesildi. Rüzgâr bile sanki durdu.
"Burada olmamalısın."
Elif irkilerek arkasını döndü.
Dün gece gördüğü adam karşısındaydı.
Bu kez çok daha yakındı. Uzun boylu, solgun yüzlü ve gözleri... aynıydı. Derin, karanlık ve gizem dolu.
"Sen... dün gece..." diye fısıldadı Elif.
Adam bir adım yaklaştı.
"Seni korumaya çalışıyorum," dedi sakin ama ağır bir sesle. "Bu yer... sandığın gibi değil."
Elif geri çekilmek istedi ama ayakları sanki yere sabitlenmişti.
"Sen kimsin?"
Adam kısa bir an sustu. Gözlerinde bir çatışma vardı.
"Ben," dedi sonunda, "bu kasabanın en büyük hatasıyım." Gece kendi adını fısıldayan sesler veya faklı bir ses. derken
Tam o anda ormanın derinliklerinden garip bir ses yükseldi. İnsan sesi değildi... ama canlıydı.
Adam anında Elif'in kolunu tuttu.
"Gitmen gerekiyor. Şimdi!"
Elif'in kalbi hızla atıyordu. Ama bu kez korkudan çok başka bir şey hissediyordu:
Ona güvenmek istiyordu.
Adamla göz göze geldi. Aralarında açıklanamaz bir bağ oluşmuştu.
"Ben tekrar geleceğim," dedi Elif, farkında olmadan.
Adamın yüzünde kısa bir şaşkınlık belirdi.
"Gelme," dedi sertçe. "Eğer gelirsen... geri dönemeyebilirsin."
Elif geri çekildi. Kalbi hızla atıyordu.
"Çok geç," diye fısıldadı.
Elif kaşlarını çattı.
"Ne demek bu?"
Adam yavaşça başını kaldırdı. Gözleri karanlığa kaydı.
"Onlar... seni zaten seçti."
Elif'in nefesi kesildi.
"Kim onlar?"
Adam cevap vermedi.
Çünkü o anda Elif bir şeyi fark etti.
Adamın gölgesi yoktu.
Ve arkasında... ağaçların arasında... kendi gölgesi hareket ediyordu.
