Okulun koridorları her zamanki gibi gürültülüydü.
İnsanlar konuşuyor, gülüyor, bir yerlere yetişmeye çalışıyordu.
Ama Hilal için... her şey biraz uzaktan geliyordu.
Sanki o kalabalığın içinde değilmiş gibi.
Mina koluna girip onu salladı.
"Yine dalıp gittin. Bu kaçıncı Hilal?"
Hilal hafifçe gülümsedi.
"Bilmiyorum... sadece uykusuzum."
Yalandı.
Ama gerçeği kendisi bile bilmiyordu.
Lydia yanlarına geldi. Gözleri yine hafif kızarıktı.
"Yeni edebiyat hocası gelmiş."
Mina hemen atladı.
"Yakışıklı mı?"
Lydia omuz silkti.
"Kadın."
Hilal'in adımları o an yavaşladı.
Nedensiz.
Sebepsiz.
Ama içinden bir şey... dur dedi.
Sınıfa girdiklerinde herkes fısıldaşıyordu.
Kapı açıldı.
Ve o an... zaman gerçekten yavaşladı.
Zeynep içeri girdi.
Sade.
Düzgün.
Mesafeli.
Ama gözleri...
Hilal ilk defa birine bakarken kendini yakaladı.
Normal bakmıyordu.
Bu... farklıydı.
Zeynep tahtaya adını yazdı.
"Zeynep."
Sınıfa döndü.
Gözleri kısa bir anlık gezindi.
Ve durdu.
Hilal'in üzerinde.
Sadece bir saniyeydi.
Ama Hilal nefes almayı unuttu.
İçinde garip bir his kıpırdadı.
Adını koyamadığı, daha önce hiç hissetmediği bir şey.
Ve o an...
Her şey başladı.
Zil çaldığında herkes bir anda ayağa kalktı. Sandalyeler gıcırdadı, sesler yükseldi, sınıf yeniden eski kaosuna döndü.
Ama Hilal yerinden kalkamadı.
Gözleri hâlâ... Zeynep'in az önce durduğu yerdeydi.
"Hilal?"
Mina'nın sesi buğulu gibi geldi.
"Elim ayağım uyuştu galiba," dedi Hilal, yarım bir gülümsemeyle.
Kendi söylediğine kendi inanmadı.
Lydia çantasını toplarken ona baktı.
"İyi misin?"
"İyiyim."
Yine yalandı.
⸻
Gün boyunca her şey... garipti.
YOU ARE READING
KAÇAMIYORM SENDEN
FanfictionYönelimine kabul olamayan bir aile ve baş belası bir hoca
