Gece her zamanki gibi sessizdi.
Ama o gece... bir şey farklıydı.
Asena, masasının üzerinde duran defteri hatırlamıyordu.
Orada olmaması gerekiyordu.
Yavaşça yaklaştı.
Kapak eskiydi. Tozlu... ama sanki yeni bırakılmış gibi.
Elini uzattı.
Bir an durdu.
İçinde açıklayamadığı bir his vardı.
Sanki bu defteri açarsa... hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
Ama açtı.
İlk sayfa boştu.
Asena kalemi aldı.
Düşünmeden yazdı:
"Yarın her şey normal olacak."
Sabah uyandığında...
hiçbir şey normal değildi.
Asena gözlerini açtığında ilk fark ettiği şey... sessizlikti.
Ama bu normal bir sessizlik değildi.
Evde olması gereken sesler yoktu.
Ne mutfaktan gelen tabak sesi...
Ne de annesinin sabah konuşmaları.
Yatağından yavaşça kalktı.
Kalbi garip bir şekilde hızlı atıyordu.
"Anne?" diye seslendi.
Cevap yoktu.
Kapıyı açtı. Koridor boştu.
Ev... sanki terk edilmiş gibiydi.
Bir adım attı.
Sonra bir tane daha.
Tam o sırada...
arkasından bir ses geldi.
fısıltı gibi.
"Normal diye bir şey yok."
Asena donakaldı.
Yavaşça arkasını döndü.
Ama kimse yoktu.
Nefesi hızlandı.
Bu... mümkün değildi.
O an aklına defter geldi.
Koşarak odasına döndü.
Defter hâlâ masanın üzerindeydi.
Ama... açık değildi.
Oysa dün gece açık bırakmıştı.
Titreyen ellerle defteri açtı.
İlk sayfada kendi yazdığı cümle duruyordu:
"Yarın her şey normal olacak."
Ama altına... yeni bir cümle eklenmişti.
Bu sefer o yazmamıştı.
Yazı daha karanlık, daha sertti.
"Normal olan zaten bir yalandı."
Asena'nın eli dondu.
Kalem masadan yere düştü.
Ve o an anladı...
Bu defter sadece yazdıklarını gerçekleştirmiyordu.
Kendi de yazıyordu.
⸻
Asena defterin sayfasına kilitlenmişti.
"Normal olan zaten bir yalandı."
Cümle zihninde yankılandı.
Tekrar tekrar.
Her seferinde daha derinden.
"Ben... bunu yazmadım," diye fısıldadı.
Sesi o kadar zayıftı ki kendi bile zor duydu.
Odanın içi aniden daralmış gibi hissettirdi.
Duvarlar yaklaşmıyordu ama... yine de nefes almak zorlaşıyordu.
Defteri yavaşça kapattı.
"Bu saçmalık," dedi bu sefer daha net bir sesle.
"Kendine gel Asena."
Ama kalbi söylediklerine inanmıyordu.
Bir an durdu.
Sonra aniden defteri tekrar açtı.
Sanki içinde bir şey... onu zorladı.
Sayfa hâlâ oradaydı.
Yazı hâlâ aynıydı.
Ve tam o anda—
Sayfanın en altındaki boşlukta bir şey hareket etti.
Asena'nın nefesi kesildi.
Mürekkep... kendi kendine akmaya başladı.
Hiçbir kalem değmeden.
Hiçbir el dokunmadan.
Harfler yavaş yavaş oluştu.
"Asena..."
Gözleri büyüdü.
Bu... onun adıydı.
Kalbi o kadar hızlı atıyordu ki göğsünden çıkacak sandı.
"Yazmayı bırak."
Kalemi yere düşürdü.
Bu bir şaka olamazdı.
"Eğer devam edersen..."
Yazı bir an durdu.
Sanki düşünüyormuş gibi.
Sonra devam etti.
"...geri dönüşü olmayacak."
Asena bir adım geri çekildi.
Başını salladı.
"Hayır... hayır bu gerçek değil."
Ama gözlerini kapatamadı.
Bakmayı bırakamıyordu.
Defter... onu içine çekiyordu.
Titreyen ellerle kalemi yerden aldı.
"Eğer yazarsam..." diye fısıldadı,
"...gerçekten olacak mı?"
Cevap yoktu.
Ama sessizlik... bir cevap gibiydi.
Yavaşça oturdu.
Defteri önüne çekti.
Kalemi sayfanın üzerine koydu.
Bir saniye.
İki saniye.
Sonra yazdı.
"Her şey eski haline dönsün."
Kalemi bıraktığı anda...
evin içinden bir ses geldi.
Kapı çarptı.
Asena yerinden sıçradı.
"Anne?" diye bağırdı bu sefer.
Bu sefer cevap geldi.
Ama... tanıdık değildi.
"Geç kaldın."
Asena'nın yüzündeki ifade dondu.
Bu... annesinin sesi değildi.
Yavaşça ayağa kalktı.
Kalbi kulaklarında atıyordu.
Koridora doğru yürüdü.
Her adım daha ağırdı.
Her adım daha yanlış hissediyordu.
Salonun kapısına geldiğinde...
elini kapı koluna koydu.
Ama açamadı.
İçeride biri vardı.
Ve o kişi...
burada olmaması gereken biriydi.
YOU ARE READING
Yazdığın Kadar Gerçeksin
FantasyGece her zamanki gibi sessizdi. Ama o gece... bir şey farklıydı. Asena, masasının üzerinde duran defteri hatırlamıyordu. Orada olmaması gerekiyordu. Yavaşça yaklaştı. Kapak eskiydi. Tozlu... ama sanki yeni bırakılmış gibi. Elini uzattı. Bir an durdu...
