1

35 5 76
                                        

"Bir yabancıya uzattığın el, bazen kendi karanlığından çıkışın olur."
.

..

Pazartesi sabahı, saat 09.10. İlk teneffüs.

Elimde bir kitapla okulun bahçesinde oturuyordum. En sevdiğim kitap olan Vadideki Zambakı okuyordum. Defalarca kez okumama rağmen ondan hiç bıkmamıştım. Belki de bu yüzden bu kadar seviyordum. Sayfalarını her çevirdiğimde gerçek hayat biraz daha uzaklaşıyor, kendi dünyamdan birkaç saatliğine de olsa kaçabiliyordum. Çünkü bazı hikâyeler insanı eğlendirmek için değil, hayatta kalmasına yardım etmek için vardır.

Etrafımda herkes bir o yana, bir bu yana koşturuyordu. Kahkahalar, bağırışlar ve koridorlardan bahçeye taşan gürültüler... Her okulun değişmeyen klasiği. Ben ise bütün bu gürültünün içinde kitabıma gömülmüş, mümkün olduğunca görünmez olmaya çalışıyordum.

Ta ki bir çığlık sesi duyana kadar.

Bir anda irkildim. Başımı kaldırıp sesin geldiği yöne baktığımda, insanların bir noktada toplandığını gördüm. Merakla ayağa kalktım ve birkaç adım yaklaştım. Kalabalığın arasından bakmaya çalışırken yerde yatan kişiyi gördüm.

Junyoung.

Hiç konuşmamıştık. Hatta birbirimizi gerçekten tanıdığımız bile söylenemezdi. Fakat okulun popüler çocuklarından biri olduğu için onu herkes gibi ben de tanıyordum. Etrafına birçok kişi toplanmıştı ama kimse gerçekten bir şey yapmıyordu. Sadece bakıyorlardı.

Kalabalığı yararak koşmaya başladım. İnsanların arasından geçip Junyoung'un yanına çömeldim. Yüzü kan içindeydi. Kalbim hızla atmaya başladı ama paniklememeye çalıştım. Önce nabzını kontrol ettim.

Atıyordu.

Derin bir nefes aldım.

- Nabzı iyi! Birisi hemen hemşireyi çağırsın!

Sesim beklediğimden daha yüksek çıkmıştı. Herkes bana dönüp bakarken içlerinden bir kız hızla binaya doğru koştu. Kısa bir süre sonra hemşire yardım çantasıyla geldi ve Junyoung'la ilgilenmeye başladı. Ben ise biraz geriye çekildim.

Her şeyin normale döneceğini düşünüyordum.

Yanılmışım.

- Onun suçu!

Kalabalığın içinden gelen sesle başımı kaldırdım.

- Woomin yaraladı!

Bir an ne duyduğumu anlayamadım. Etrafıma şaşkınlıkla baktım. Ben mi? Okulda kimseye zarar vermemiştim. Sessiz bir öğrenciydim. Çoğu zaman insanlarla konuşmaktan bile kaçınırdım. Öğretmenler ve görevliler de nasıl biri olduğumu az çok biliyordu.

Ama yine de kimse beni savunmuyordu.

Sadece bana bakıyorlardı.

Sanki gerçekten bir şey yapmışım gibi.

Junyoung daha sonra revire götürüldü. Ben de olanları anlatmak için hemşirenin yanında kaldım. Junyoung hâlâ baygındı. Hemşire bir süre onunla ilgilendikten sonra yanıma geldi.

- Onu tanıyor musun, Woomin?

Bir an duraksadım. Neden bunu sormuştu? Yoksa o da mı benden şüpheleniyordu? Benim hiçbir suçum yoktu. Sadece yardım etmeye çalışmıştım.

I Tried To Stay//JunMinDes histoires addictives. Découvrez maintenant