| CİHAN |
Hayatım boyunca bir kadını etkilemek konusunda hiç sorun yaşamamıştım. Bu bir kibir bile değildi; soyadımın ve banka hesabımdaki rakamların getirdiği basit, aptalca bir gerçekti sadece. Yine de son dokuz yıldır bu gerçeğe minnettardım.
Bir kadınla tanışmak için en son çaba sarf ettiğimde on sekiz yaşındaydım, rahmetli karımı tanıdığım geceydi.
Şimdi otuz üç yaşındayım; oyun da değişti, riskler de. Hayatımın aşkıyla zaten tanışmış ve onu kaybetmiştim. Başka hiçbir kadın onunla boy ölçüşemezdi. Bunu zaten biliyordum. Bu yüzden ondan ötesine bakmaya hiç yeltenmemiştim. O öldüğünde, ilişki benim için bir arzudan ziyade bir ihtiyaç meselesi haline gelmişti. Kendimden nefret ederek boyun eğdiğim iğrenç bir zevk. Aradan geçen bunca yıla rağmen durum hâlâ aynıydı.
Arabadan indiğimde sonbaharın keskin havası yüzümü yalarken, vale kapıyı açıp beni selamladı. "İyi akşamlar Cihan Bey. Bu gece araca tekrar ihtiyacınız olacak mı?"
"Emin değilim," dedim, içten içe olmayacağını umarak.
"Sorun değil efendim. Ben Boran Bey'in park yerlerinden birine çekerim."
Bu söze gülümsedim. Buradaki rezidans dairelerinden birinde yaşayan kardeşim Boran'dan bahsediyordu. Ama babam ve dört kardeşimin her biri "Albora" soyadını taşıdığı için, hepimiz aynı kapıya çıkıyorduk.
"Teşekkürler beyim. Eliniz dert görmesin."
Elini sıkarken avucuna yüklü bir bahşiş bıraktım. "İyi geceler."
Gönülsüzce görkemli lobiye adım attım ama resepsiyona yönelmek yerine bara doğru yürüdüm. O bar... Ne zaman geri dönüşü olmayan o noktaya gelsem, alışkanlık ve kolaylık gereği kendimi attığım yerdi. Boran'ın yan tarafta yaşıyor olması bir avantajdı; normal bir gecede muhtemelen onunla ya da diğer kardeşlerimden biriyle buluşurdum.
"Beklediğiniz biri var mıydı Cihan Bey? Akşam yemeği mi alacaksınız?" diye sordu hostes kız. Burnu havada, gözleri ağır makyajlıydı ve o sahte ama fena durmayan göğüslerini üzerime doğru dikmişti.
Başımı iki yana salladım. "Sadece bara geçiyorum."
Beni tepeden tırnağa süzdü. "Bu kadar çabuk döneceğinizi düşünmemiştim," dediğinde kaşlarım çatıldı. Bu kadar çabuk mu? Buraya tek başıma gelmeyeli en az beş ay olmuştu.
"Gece yarısı işim bitiyor. Eğer biraz eğlenmek isterseniz..."
Buraya her gelişimde, gözlerinin ve bu gece dudaklarının bana sunduğu o teklifi değerlendirmeyi düşünürdüm. Ama o zaman bu bara bir daha geri dönemezdim.
"Bu gece olmaz."
Yüzü asıldı ama üzerinde durmadı; haftalar öncesinden rezervasyon yapılan restoranda masa bekleyen kalabalığa döndü.
Kalabalık restoranın içinden geçerken, beni fark edip fısıldaşan, muhtemelen hakkımda dedikodu yapan meraklı bakışlardan gözlerimi kaçırdım. İstanbul'da bir Albora olmanın bedeliydi bu. Eğer bütün ailem burada olmasaydı, bu ilgiden kaçmak için başka bir yere taşınmayı ciddi ciddi düşünürdüm. Maalesef, şu durumda tanınmadan hiçbir yere gidemiyordum.
Bara ulaştığımda, barmen Kerem beni şaşkın ve muzip bir gülümsemeyle karşılayınca hostesin o garip yorumunu anladım.
"Boran!" dedi Kerem, erkekçe bir selam vererek. "Seni bu gece burada göreceğimi hiç sanmazdım. Hatta dün gece birlikte çıktığın kadınla hâlâ yatakta olduğunu düşünüyordum. Bayağıdır gördüğüm en sıkı parçaydı."
YOU ARE READING
Bize Has (+18)
Romance"Cihan ve Alya'nın yolları bir otel barında kesişir. Tek gecelik bir yakınlığın ardından bir daha karşılaşacaklarını düşünmezler... ama hayat onlar için bambaşka planlar yapmıştır."
