ᴢᴀᴍᴀɴ 𝟣 ʏıʟ öɴᴄᴇ, ɢᴇᴄᴇ ɴöʙᴇᴛɪ
ʏᴇʀ ʜᴀꜱᴛᴀɴᴇ:
Yine bir gece nöbeti ve ben, offf! Şimdi evde mışıl mışıl uyumak vardı, ama yok! Asena demiray'ın asla uyumaya hakkı yok çünkü! Neymiş efendim, aras bey sevgilisiyle birinci sevgililik yıl dönümünü kutlayacakmış bizim sevgilimiz oldu da biz mi kutlamadık? Peki,bir kalp cerrahı olan ben neden mi gece nöbetindeyim? Çünkü hastanemizin prosetörü her branştan en az bir doktor olmasını böylece acil bir hasta geldiğinde o branşın doktorunun hemen müdahale etmesini uygun görüyor, tamam bu çok mantıklı bir kural ama neden ben ya?! Uykum açılsın diye ofis sandalyemde dönüyor, biri acil bir hasta için aniden odama dalarsa diye şalımı düzeltiyordum, nöbetimdeki 5. Kahvenin son damlalarını içerken "Uykuya yenik düşme, hastaların sana ihtiyacı olucak, uyuma! 2 gün uyumamış kızsın sen, bu mu zorluycak seni? Uyuma Asena! Uykun yok ki zaten!" Dedim kendi kendime. Tam bu sırada hemşire Zehra girdi içeri "Asena, acile gelmen gerek! Yaralı asker var, kurşun yarası, kalpe çok yakın, kanamayı durduramıyoruz ameliyata alınmalı" dedi, ben?Ameliyata gireceğim? Tek başıma?Gece gece? Allah'ın vardır bir bildiği, "Geliyorum" dedim şalımı minik bir düzeltip "Bismillahirramanirrahim" deyip besmelemi çekip hızlı adımlarla girdim acile. "Hastanın durumu nedir? Bilgi ver Zehra" Dedim, "30 yaşında,erkek asker, kalbinin çok yakınına kurşun gelmiş, oluk oluk akıyordu damla damla akmaya başladı ama yine de çok kan kaybediyor,bilinci kapalı sadece arada sırada bir şeyler mırıldanıyor, ameliyata alınmalı" Diye yanıtladı beni Zehra. Hastanın yanına geldiğimizde, yarım açık olan kahverengi gözleri, açık kahve dağınık saçları, biraz daha sola denk gelse onu şehit edecek damla damla kan akan kurşun yaralı bir asker vardı acil yatağında. Yaraya daha iyi bakabilmek için Zehra çıkartmıştı adamın asker üniformasını, kafamın iki katı göğüsler, altılı baklava ve biseplerle bakışınca duraksadım. Yaraya baktım, kurşun gözükmüyordu bile. "Ameliyata alın! Hızlı! Hızlı! Hızlı! Tek bir saniyemiz bile yok hızlı! Ameliyathaneyi hazırlayın! Zehra hemşire benimle olucak" dedim, Zehra bu dediğimi duyunca biraz korktu çünkü oda benim gibi ilk defa gece ameliyata girecekti ama şu an duygulara, özellikle de korkuya yer yoktu ikimizde bunu çok iyi biliyorduk. "A rh pozitif kan istiyorum!" Dedim askerin yanındaki kan dolu serumun üstündeki kanı söyleyerek "Anestezi doktoru bulun!" Dedim birkaç hemşire ile ameliyathaneye askeri götürürken. Ameliyathanenin önünde durduk, "Ba-ba?" Dedi asker, sanırım babasının gözleri de maviydi çünkü başka türlü neden babasına benzetsin ki beni? "Korkuyorum bırakma beni" dedi asker, "Korkma, asker korkmaz, sende korkma, güçlü ol, güçlü ol söz veriyorum sağ salim çıkacaksın ameliyattan" Dedim. Anestezi doktoru yiğit geldi, askere anestezi yaptı askerin gözleri kapalıyken "Ameliyat iyi geçecek, sağ salim çıkacaksın ameliyattan" Dedim kendi kendime, önlük bone vb. giyip hemen girdim ameliyathaneye. İçimden yine besmelemi çekip gittim askerin yanına, ameliyat yapmak için üstünü çıkarttığımdan dolayı daha da iyi görüyordum o altılı baklavaları, "Doktor Asena Demiray? Dünyadan Asena'ya! Dünyadan Asena'ya! Aloo!Başlıycak mıyız ameliyata yoksa sadece askerin karın kaslarını mı inceliycez?" Dedi Zehra, "Bakmıyordum ki ben! Bir şey düşünüyordum" Dedim, "Ne düşünüyorsun acaba?" Dedi Zehra büyük ihtimal gülerek yüzünde maske olduğu için görmüyordum ama gözleri kısılmıştı ve sadece gülerken gözleri kısılırdı. "Neşter!" Dedim, konuyu kapatmak ve ameliyata odaklanmak istediğimi belirten bir ses tonuyla. Zehra neşteri verdi "Kalpte mi kurşun yakınında mı?" Dedim, "Yakınında ama çok yanında diyorlardı doktorlar bir sorun olur mu?" Dedi Zehra, "Allah'ın izniyle olmaz sorun falan" Dedim ve neşteri yavaş ama sakince kurşun yarasının olduğu yere getirip yarayı açtım.Ortam kurşunu görmem için karanlıktı,"Işık" Dedim, yanımızdaki başka bir hemşire ışığı açıp yaraya doğru ayarladı, "Cımbız" Dedim, Zehra cımbızı verdi, maskem dudaklarıma yapışmış zar zor nefes alırken cımbızla elim hafif titrerken kurşunu çıkarttım, demir tepsiye koyarken ses çıktı.Hepimiz derin bir nefes aldık "Başka kurşun var mı?" Dedim, "Yok." Dedi diğer hemşire, "Zehra dik yarayı" Dedim, Zehra yarayı dikti, Tam eldivenlerimi çıkartacağım esnada "Hocam kan basıncı düşüyor!" Dedi Zehra. Ne?! Ama daha yeni ameliyat bitmişti ya! Buna izin veremem! Onu sevenleri bırakmamalı, sevdiklerini bırakıp onları hayatın tüm yükünü verip terk etmemeli, annem gibi olmamalı..."Hayır! Hayır! Hayır! Ölme asker! Ölme! Seni sevenleri bırakma!" Dedim kalp masajı yaparken "Ölme asker! Ölme! Şehit olma asker! Seni sevenleri bırakma asker!" Dedim masaja devam ederken, "Yapma bunu...Yapma... seni sevenleri...sevdiklerini terk etme..." Dedim artık ağlıyordum, gözyaşlarım yeni diktiğimiz yaraya damlıyordu. "Asena... boşuna uğraşıyorsun...öldü artık... ölüm saati, bi-" dedi hemşire, "ÖLMEDİ! ÖLMÜYCEK! İZİN VERMİYORUM!" Dedim, masajı daha hızlı yapmaya başladım "Hocam nabız normale döndü!" Dedi Zehra, o an ellerimi askerin göğüsünden çektim, terlemişim farkında bile değildim.
♡
Ameliyattan çıkınca odamda sakinleşmek için odamda kahvemi gece yıldızlı Tunceli'nin şehir manzarasını izleyerek kendimi avutuyordum niye bu kadar endişelendiğimi bile bilmiyordum tamam belki ilk gece ameliyatımı tek başıma yapmış olabilirdim ama ameliyat iyi geçmişti, o asker -her kimse- annem gibi olmamış,onu sevenleri terk etmemişti. "Annen gibi olmadı asena..." derin nefes "Sakin ol..." kahveden bir yudum "Hasta iyi asena sakin ol" gözlerim gecenin karanlığına inat bembeyaz ve parıl parıl olan aydayken bir şeylerin değişeceğini o askerin sadece bir hastadan daha fazlası olacağını hissediyordum ama bakalım, hayırlısı. Nöbet bittimi önlüğümü çıkarttıp askılığa astım çantamı alıp gözlerim gibi maviş ama gözlerime göre daha açık maviş steteskobumu çantama atıp masamdaki on iki yaşında annesi kaybetmemiş küçük asena ve anne babasının olduğu fotoğrafı elime aldım. Annemin olduğu kısmı öptüm "Annemm! Sare sultan!" Dedim babam anneme sare sultan derdi bana da ağız alışkanlığı oldu, annemin kaşları çatık "Beni her yere götürme kızım yoruluyorum" dediğini duyar gibiydim gülümsedim "Kusura bakma sare sultan seni de yanımda taşıdım hep ama ne yapıyım? Sensiz yapamıyorum işte, benim boncuk gözlü annemm!" Fotoğrafı son bir kez öpüp çantama koydum. Yeşil ceketimi de alıp hastaneden çıktığımda aklımda tek bir şey vardı:
Bu asker sıradan hastalarımdan çok daha farklı olacak
YOU ARE READING
Bozkurt ve Dişi kurt
RomanceBir yıl önce, bir gece nöbetinde bir askeri kurtaran doktor Asena Demiray... Bir yıl sonra, kader onları tekrar bir araya getirir. Aynı yaraları taşımış, aynı acılarda şifa bulmuş iki insan... Yavaş yavaş birbirlerinin yaralarını sarmaya, kalplerini...
