1

0 0 0
                                        

"Tamam geldim hemen dönüyorum köşeyi."

Sokağın köşesinden dönünce beni bekleyen arkadaşım Sanem'i gördüm. El sallayıp yanına gittim. Yanına gelince sarıldım ve konuştuk.

"İrem neden erken gitti okula?"

"Onun tamamlaması gereken Kimya Projesi var. O, Eylül'le beraber onu yapacaklar."

Başımı sallayıp yürümeye devam ettim. Sanem telefonunda fotoğraf çekilmeye başlayınca ben de kulaklığımı çıkartıp müzik dinlemeye başladım.

Ezel - Geceler

Şarkı çok güzel, size de öneririm. Yol her zamanki gibi geçerken içimde tarif edemediğim bir rahatlık vardı. Rüzgar hafif hafif eserken çoktan okula gelmiştik. Okulun içine girip sınıfa yürürken onu gördüm.

Atlas

Okulun basketbol kaptanı, aynı zamanda okulun gözdesi de diyebilirim. Kumral saçları ve ela gözleri ile kızların sevdiği biriydi. Ve sanırım ben de ondan hoşlanıyordum.
Kalp atışlarım hızlanmaya başlamıştı. Sanem kolumu dürtüp konuştu:

"Seninki sana bakıyor."

Gözlerimi ona çevirdiğimde bana baktığını gördüm. Kalbim baktığını görmesiyle daha da fazla atmaya başladı. Bana bakıyor. Hala bakarken dudakları yavaşça yukarı doğru kıvrıldı. Gülümsedi mi o? Gözlerimi kaçırıp koşa koşa 11-A'ya girdim. Tamam, güvenli bölgedeydim. Sanem peşimden girince konuştu.

"Kızım sen niye bir anda kaçıyorsun? Senin arkandan güldü. Hayır yani çocuğa selam ver git. Allah Allah!"

İrem bizi duyunca gülmeye başladı. Sonra da benim domates olan yüzümü görünce konuştu:

"Uğraşma benim kuşumla, aşık o..."

İrem'e sarılıp Sanem'e 'o beni çalıyor' bakışımı attım. Sanem gözlerini devirip önümüzdeki sıraya oturdu. Ben de İrem'e dönüp konuştum:

"Yaptınız mı projeyi?"

"Yaptık kuşum, sadece derse kadar beğenilmesi kaldı."

Başımı sallayarak onu onayladım. Yanındaki sıraya kurulup eşyalarımı çıkarttım. Herkes yavaş yavaş gelirken bazıları selam veriyor, bazıları da sessizce yerine gelip oturuyorlardı. İçeriye edebiyat hocası girince İrem ofladı.

"Başladı bizim mesai."

Edebiyat dersinden nefret ediyordu. Ona gülüp derse başladık. Edebiyatçımızı ben seviyordum, çok tatlı bir kadındı. Ama dersi dursa gözü başka hiçbir şeyi görmezdi. Derste bir anda kapı tıklandı ve açıldı.

"Hocam dersinizi bölüyorum ama müdür yardımcısı sınıf başkanını çağırıyor."

O gelmişti. Atlas gelmişti ve sınıf başkanını çağırıyordu. Keşke duvar kenarına geçmeseydim, buradan onu göremiyordum. Allah kahretsin ya, cam kenarının nesi vardı sanki?

"Başkan sana diyor, gitsen mi artık?"

Sınıftan sesler yükseldiğinde başkan olduğumu hatırladım. Beni mi çağırmıştı? İrem'e baktım, o 'hadi git' dedi. Ayağa kalkıp kapının yanına gittim. Hocaya döndüm. Atlas'a bakacak cesaretim yoktu. Hoca 'git' manasında kafasını sallayınca sınıftan çıktım.

İkimiz de sessiz bir şekilde yürürken onun bakışlarını üzerimde hissediyordum ama ona kesinlikle bakmıyordum. Birazdan kalp krizinden gidebilirdim. Onun yanındayken mantıksız bir şekilde geriliyordum. Ellerime bakmaya devam ettim. O sırada Atlas'ın güldüğünü duydum. Bir anlık gafletle ona baktım. Bana gülüyordu?

"Niye gülüyorsun?"

Bunu söylerken sesim istemediğim kadar net çıkmıştı. Atlas yüzündeki tebessümü silmeden konuştu:

"Sabah niye benden kaçtın?"

"Soruya soruyla karşılık verilmez."

Verdiğim cevap gayet iyi bir kapatmaydı. 'Senden hoşlanıyorum, sen de bana öyle bakınca ben de kaçtım' bunu söyleseydim muhtemelen Atlas benden kaçardı. Atlas hala yüzündeki gülümsemesini bırakmadı. Sonunda konuştu:

"Tamam, bu arada tanışıyor muyuz?"

"Ne?.. Biz mi? Yani seninle ben?.. Neden, amaç ne? Napcan?"

"Tamam sustum."

"Y-yok hayır öyle demek istememiştim sadece..."

Neyse ki müdür yardımcısının odasına girdik ve saçma konuşmamız sona erdi. Bizi görünce konuşmaya başladı:

"Sınıftaki öğrenciler raporlu girilmiş ama raporları yok başkan?"

Evet, şimdi sıçtık arkadaşlar. Biz sahte rapor çıkartıyorduk ya da hocalarla halledip raporlu yazdırıyorduk. Hiç yüz ifademi bozmadan konuştum:

"Öğrenciler bazen vermeyi unutuyor. Ama ben toplayıp size getireyim isterseniz hocam."

Hoca şüpheyle bana baktı, sonra Atlas'ı görünce konuştu:

"Oğlum sen niye burada bekliyorsun?"

"Hocam, Fatih Hoca spor odasının anahtarını istedi. Onunki evde kalmış."

Hoca anladım manasıyla başını salladı ve çekmeceden anahtarı ona verdi. Sonra bize dönüp konuştu:

"Başkan sende tüm raporları bu hafta içinde bana getiriyorsun. İdare yoksa izinsiz olarak girer e-okula."

Tamam deyip odadan çıktım. Atlas kapının önündeydi. Ona baktım. Neyse ki o bana bakmıyordu.

Gözleri çok güzeldi. İçlere doğru açık kahverengi, dışa doğru yeşilimsiydi. Kumral saçları ile daha da göze batıyordu. Boyu da tahmini 1.85 üstüydü. Yanında kardeşi gibi duruyordum. Tabii kim olsa öyle dururdu ona. Üstünde lacivert sweet vardı, altında ise baggy bir pantolonu vardı. Ben ona bakarken yakalayınca kolumu tuttu ve konuştu:

"Bu sefer de kaçmayacaksın değil mi?"

~SON~

Merhabaaaa hepiniz hoşgeldiniz ben burayı bir zamandır açamıyordum ama buranın verdiği o hissi özlemişim tekrardan döndüm buralaraaaa
Biz bu piyasaya yeni değil geri geldikk

Çişim GeldiStories to obsess over. Discover now