0.Bölüm" Yanlış anda seçilmiş doğru hedef"
" Bu hayatta bizi nelerin beklediğini bilemeyiz.Bazen kader;namlunun ucundaki kurşuna değil,hedefe bağlıdır"
🔥♠️❤️🔥
*************
Hazar Kozcu
Güneş batarken Kozcu malikanesinin önünde siyah araçlar birer birer çalışmaya başladı. Hazar Kozcu, aynada son kez gömleğinin yakasını düzeltti. Ceketini tek hamlede omzuna atıp dışarı çıktığında, Ateş en öndeki aracın kapısına yaslanmış onu bekliyordu.
"Her şey hazır," dedi Ateş. "Özlerin sevkiyatı öylece bizi bekliyor. Ne yapmayı düşünüyorsun? Hepsini patlatalım mı yoksa çökelim mi?"
Hazar, Ateş'in yanına gelip omuz silkti, sesi her zamanki gibi ukalaydı: "Çökmek mi? O kadar aç değiliz Ateş. Sadece bu gece kuralları kimin yazdığını hatırlasınlar yeter. Hadi, bin şu arabaya da eğlenceyi kaçırmayalım."
Yol boyunca siyah konvoy şehri bir gölge gibi yardı. Hazar, arka koltukta camdan dışarıyı izlerken derin düşüncelere daldı; içindeki o hırçın dalgalar, bu gece kopacak fırtınanın sadece bir başlangıç olduğunu fısıldıyordu. Limana vardıklarında sessizlik yerini bir anda cehennem gürültüsüne bıraktı. Silah sesleri limanın beton duvarlarında yankılanırken,Hazar çatışmanın ortasında mermiler havada uçuşurken bile o soğukkanlı ve umursamaz tavrını bozmuyordu.
Adamları Öz ailesinin korumalarını birer birer etkisiz hale getirirken,Hazar yerdeki kovanların ortasından büyük bir kibirle geçip sevkiyatın önünde durdu."Bu kadar mıydı yani?" dedi Hazar,alaycı bir nefes vererek "Hıh, Öz ailesinden daha güçlü bir atak bekliyordum.Hayal kırıklığı".Daha sonra yapmacık bir hüzünle "Resmen hüsrana uğradım" dedi.
Ateşe bakıp gitme işareti yaptı ve arabasına doğru ağır adımlarla yürümeye başladı.Zaferinden o kadar emindi ki,dönüp arkasına bakmaya tenezzül bile etmemişti.Çünki aslında onun neyi beklediğini bilmiyordu.
Tam o an sessizliği yarıp geçen tek bir el silah patladı.
Hazar, omzuna çarpan o sert ve yakıcı darbeyle hafifçe ileriye doğru sendeledi ama düşmedi.Acı sol omzuna bi kor gibi yayılırken, o sadece durdu ve geri çekildi.Ateş ve korumaları panikleyip silahlarını o yöne doğrulttuğunda, Hazar eliyle 'durun' işareti yaparak hepsini durdurdu.Önce kısa bir an duraksadı,ardından sarsılmaz ifadesini kuşanarak,dudaklarında hem şaşkınlığın simgesi hemde muzırlık olan
kendine has gülümsemesiyle yavaşça arkasına döndü.Gördüğü sima onu afallattı.Bu, Öz ailesinin kızından başkası değildi.Güzel siması göze çarpıyordu.Elindenki silahı bir an bile titretmeden ona bakıyordu.
Hazar, omzundan sızan kana rağmen şaşkınlığını ustaca gizledi ve o sinir bozucu alaycı ses tonuyla konuştu " Lara Öz.....Öz ailesinin küçük prensesi......Seni burada görmeyi beklemiyordum"
Hazar,korumalarının arasından sıyrılıp bir adım öne çıktı ve sesindeki alaycı tonu zirveye taşıyarak devam etti " Ne o? Cihan Öz, kendi gelmeye korkup kızını mı gönderiyor? Koskoca adamın bir kadının arkasına saklanacak kadar mı dermanı kalmadı?"
Laranın elindeki silah bir millim bile oynamadı.Aksine, kafasını daha da dikleştirerek buz gibi gözlerini Hazara kitledi " Babamın nerede olduğu seni ilgilendirmez Kozcu" dedi buz gibi bi sesle "Ama benim neden burada olduğum seni çok yakından ilgilendiriyor"
Hazar, omzundaki yarayı görmezden gelerek bir adım daha attı.Arkadan Ateşin "Abi dur!Yapma gözünü seveyim!Bi kaza çıkacak!" diye bağırsada durmadı.Tek elini kaldırıp onu susturdu. " Senin gibi prenseslerde silah çeke biliyormuş ha?" dedi alay dolu bi tavırla. Daha sonra dudaklarına ukala bi sırıtma kondurup " Kulede oturup kurtarılmayı beklemek daha güvenli değilmi?"
Laranın dudajlarında tehlikeli ve karanleık bir kıvrılma belirdi "Her prenses Rapunzel olmuyor Kozcu" dedi sesi gecenin hafif rüzgarına karışarak"Bazılarımız Savaşçı olarak doğar."
Hazarın gözlerinde beğeni ve taktir oluştu.Lara,namluyu yere indirip devam etti "Ve bilirsin Kozcu,bi savaşçı sahaya inmişse, elbet bir planı vardır."
Hazarın gözlerinde merak yer edinince sordu " Ne o?Beni öldürmekten vazmı geçiyorsun Savaşçı Prenses?" alaycı bi tavırla ve son sözü vurgulayarak."Ama unutma,bi savaşçı hedefini ıskalamamalı"
"Seni öldürmek kolay olurdu Kozcu,mesele seni yok etmekte" dedi Lara ve ekledi "Bu arada ben hedefimi ıskalamam.Eğer yanlış yöne attıysam,belkide bunu ben istemişimdir"
Daha sonra,Hazarın gözlerine bakarak "Ve unutma!; bi savaşçı sahaya tek başına da gelmez" dedi dudaklarında ki o mehşur tehlikeli gülümsemeyle.
Hazar tek kaşını havalandırarak soru doıu bakışlarını Laraya çekti.
İşte tam o an,havadan ve yerden siren sesleri duyulmaya başladı.
Hazar sesim geldiği yöne baktı ve daha sonra bakışlarını Laraya çevirdi.Önce karşısındaki kadını süzdü daha sonra ise kafasını arkaya atıp küçük bir kahkaha kopardı."Ne o savaşçı prenses? Umarım beni polislerle korkutmak istemiyosundur".
"Bunu bileklerine takılan kelepçeyle anlıyacaksın Kozcu"
Hazar kafasını arkaya atıp bu sefer gür sayılabilecek bir kahkaha daha attı"Kelepçemi?Ben onu aksesuar olarak kullanıyordum"
Daha sonra hızla gelip Larayla olan mesafeni kapattı.Namlunun ucunu tutup kalbine bastırdı.Laranın kulağına eğilip "Demek oyun oynamayı seviyorsun ha?" dedi ve duraksadı "O zaman umarım saklanacak iyi bi yerin vardır.Çünki ben kaçmayı değil,kovalamayı severim."
Son..
Ee naber ballı çöreklerim?Umarım keyfiniz yerindedir.
Benim size söylediğim o meşhur mafya kurgusu buydu.Umarım seversiniz iyi olumalar.
Hoşça kalın🔥♠️❤️🔥
Allaha emanet🖤🤍🩶
أنت تقرأ
Omerta
عاطفية"Demek senin gibi prenseslerde silah çeke biliyormuş ha?" " Kulede oturup kurtarılmayı beklemek daha güvenli değil mi?" "Her prenses Rapunzel olmuyor Kozcu......." "Bazılarımız savaşçı olarak doğar."
