sᴇᴅᴏɴᴜɴ ɢᴏ̈ᴢᴜ̈ɴᴅᴇɴ;
Ekip evinde yine her zamanki gibi bir gün geçiyordu. Sohbetler, muhabbetler, Caner’le Furkan’ın yaşlı kavgaları, Hamza’nın bağırışları… Bizim için normal bir gündü. Fakat Tufan’ın davranışları oldukça değişikti; her saniye bir yere bakıp dalıp gidiyordu. Bir ara yüzüne doğru el sallayıp kendine gelmesini sağlamaya çalıştım.
𝙎: 𝙇𝙖𝙣 𝙩𝙪𝙛𝙞, 𝙞𝙮𝙞 𝙢𝙞𝙨𝙞𝙣 𝙤𝙡𝙢?
Anlık bir titremeyle kendine geldi. Yüzünde anlamsız bir ifade vardı. Uzun süre konuşmamanın verdiği o boğuk sesle:
𝙏: 𝙝𝙚, 𝙮𝙤𝙠, 𝙗𝙞𝙨̧𝙚𝙮 𝙮𝙤𝙠 𝙗𝙚, 𝙨𝙚𝙙𝙤𝙢.
Dedikten hemen sonra boğazını temizledi.
𝙎: 𝙚𝙢𝙞𝙣 𝙢𝙞𝙨𝙞𝙣 𝙤𝙡𝙢? 𝙎𝙖𝙗𝙖𝙝𝙩𝙖𝙣𝙙ı𝙧 𝙙𝙖𝙡ı𝙥 𝙙𝙖𝙡ı𝙥 𝙜𝙞𝙙𝙞𝙮𝙤𝙧𝙨𝙪𝙣. 𝘽𝙞𝙧 𝙨̧𝙚𝙮 𝙤𝙡𝙙𝙪𝙮𝙨𝙖 𝙨𝙤̈𝙮𝙡𝙚, 𝙘̧𝙤̈𝙯𝙚𝙡𝙞𝙢. 𝘼𝙧𝙠𝙖𝙙𝙖𝙨̧ı𝙯 𝙨𝙤𝙣𝙪𝙘̧𝙩𝙖.
Bir anda yüzü düştü ve oldukça kısık bir sesle:
𝙏: 𝙨𝙤𝙧𝙪 𝙤 𝙙𝙖 𝙙𝙚𝙨𝙞𝙩𝙞.
Anlamsız bir şekilde yüzüne baktım.
𝙎: 𝙖𝙣𝙡𝙖𝙢𝙖𝙙ı𝙢.
Bana anlamsız gözlerle baktı.
𝙏: 𝙗𝙞𝙨̧𝙚𝙮 𝙙𝙚𝙢𝙚𝙙𝙞𝙢 𝙠𝙞 𝙗𝙚𝙣.
Dedi ve telefonunu alıp lavaboya doğru yürüdü.
Lavaboya girdikten hemen sonra kapı çaldı. Kapıya bakmaya giderken Hamza:
𝙃: 𝙈𝙀𝙍𝙏𝘾𝘼𝙉 𝘼𝘽𝙄 𝙂𝙀𝙇𝘿𝙄𝙄𝙄𝙄𝙄!
Diye bağırdı. Ona bakarak:
𝙎: 𝙤𝙡𝙢, 𝙗𝙖𝙜̆ı𝙧𝙢𝙖 𝙖𝙢𝙠. 𝘼𝙩ı𝙡𝙙ı𝙠, 𝙖𝙩ı𝙡𝙖𝙘𝙖𝙜̆ı𝙯 𝙯𝙖𝙩𝙚𝙣.
Diyerek omzuna bir tane geçirdim ve evet, yine o bağırma sesi geldi. Bu susmuyor AMK bu çocuk.
Ben Hamza’yla uğraşırken Caner kapıyı açmıştı zaten.
𝙈: 𝙗𝙚𝙣 𝙜𝙚𝙡𝙙𝙞𝙢. 𝘽𝙖𝙨̧𝙠𝙖 𝙗𝙞𝙧 𝙨ı𝙛𝙖𝙩ı𝙢ı 𝙗𝙚𝙠𝙡𝙞𝙮𝙤𝙧𝙙𝙪𝙣?
𝘾: 𝙝𝙤𝙨̧ 𝙜𝙚𝙡𝙙𝙞𝙣, 𝙠𝙖𝙧ı𝙘ı𝙜̆ı𝙢.
𝙈: 𝙝𝙤𝙨̧ 𝙗𝙪𝙡𝙙𝙪𝙢, 𝙖𝙨̧𝙠ı𝙢.
Hamza bir anda bağırarak:
𝙃: 𝙊𝙊𝙊𝙊, 𝙃𝘼𝙔𝙄𝙍𝘿𝙄𝙍 𝙆𝘼𝙍𝘿𝙀𝙎̧𝙎̧𝙎̧𝙎̧
Diyerek koltuktan kalkıp kapıya doğru yürüdü. O sırada Tufan da lavabodan çıktı.
𝙏: 𝙣𝙚 𝙗𝙖𝙜̆ı𝙧ı𝙮𝙤𝙧𝙨𝙪𝙣𝙪𝙯 𝙤𝙡𝙢? 𝘽𝙞 𝙨ı𝙘̧ı𝙧𝙩𝙢𝙖𝙙ı𝙣ı𝙯 𝙞𝙣𝙨𝙖𝙣ı 𝙖𝙢𝙠.
Herkes içeri geçip oturdu. Her zamanki muhabbetler yapılıyordu. Tabii Tufan Bey, Mertcan geldikten sonra açılmıştı; gülüyordu, sohbet ediyordu. Ancak ben pek dahil olamıyordum. Sebepsiz yere oldukça darlanmıştım, kendimi dışarı atıp gezmek istiyordum.
Olduğum yerden kalktım ve odama gidip üzerime doğru düzgün bir şeyler geçirdim. Tabii Tufan Bey beni fark etmiş olmalı ki o da sessizce arkamdan gelmişti. Sırtım kapıya dönüktü. Bir anda bir hava hissettim ve arkamı döndüm.
𝙏: 𝙣𝙚 𝙤𝙡𝙙𝙪 𝙡𝙖𝙣, 𝙣𝙚𝙧𝙚𝙮𝙚?
Bir anda ne olduğunu anlamadan bir saniyelik bir çığlık attım.
𝙎: 𝙤𝙡𝙢, 𝙠𝙤𝙧𝙠𝙩𝙪𝙢 𝙡𝙖𝙣. 𝙄̇𝙣𝙨𝙖𝙣 𝙗𝙞𝙧 𝙨𝙚𝙨𝙡𝙚𝙣𝙞𝙧.
𝙏: 𝙗𝙞𝙧 𝙖𝙣𝙙𝙖 𝙠𝙖𝙡𝙠ı𝙣𝙘𝙖 𝙢𝙚𝙧𝙖𝙠 𝙚𝙩𝙩𝙞𝙢 𝙖𝙦, 𝙣𝙚𝙧𝙚𝙮𝙚 𝙜𝙞𝙙𝙞𝙮𝙤𝙣?
Sandalyenin üzerinde duran ceketimi alırken konuştum.
𝙎: 𝙝𝙞𝙘̧, 𝙗𝙞𝙧𝙖𝙯 𝙨𝙖𝙝𝙞𝙡𝙚 𝙮𝙪̈𝙧𝙪̈𝙮𝙚𝙘𝙚𝙜̆𝙞𝙢. 𝙈𝙖𝙧𝙠𝙚𝙩𝙚 𝙛𝙖𝙡𝙖𝙣 𝙪𝙜̆𝙧𝙖𝙧ı𝙢 𝙗𝙚𝙡𝙠𝙞.
𝙏: 𝙞𝙮𝙞, 𝙗𝙚𝙣 𝙙𝙚 𝙜𝙚𝙡𝙚𝙮𝙞𝙢 𝙤 𝙯𝙖𝙢𝙖𝙣. 𝙏𝙚𝙠 𝙘̧ı𝙠𝙢𝙖 𝙗𝙪 𝙨𝙖𝙖𝙩𝙚.
𝙎: 𝙣𝙞𝙮𝙚 𝙖𝙢𝙠, 𝙘𝙤𝙘𝙪𝙠 𝙢𝙪𝙮𝙪𝙢 𝙗𝙚𝙣?
𝙏: 𝙝𝙚 𝙖𝙢𝙠, 𝙘𝙤𝙘𝙪𝙠𝙨𝙪𝙣, 𝙮𝙪̈𝙧𝙪 𝙝𝙖𝙙𝙞.
𝙎: 𝙙𝙚𝙜̆𝙞𝙡𝙞𝙢.
𝙏: 𝙤̈𝙮𝙡𝙚𝙨𝙞𝙣.
𝙎: 𝙙𝙚𝙜̆𝙞𝙡𝙞𝙢.
𝙏: 𝙤̈𝙮𝙡𝙚𝙨𝙞𝙣.
𝙎: 𝙙𝙚𝙜̆𝙞𝙡𝙞𝙢.
𝙏: 𝙮𝙖𝙧𝙧𝙖𝙢ı 𝙮𝙚.
𝙎: 𝙠𝙪𝙘𝙪𝙠 𝙨𝙚𝙮𝙡𝙚𝙧 𝙞𝙨𝙞𝙢 𝙮𝙤𝙠 𝙗𝙚𝙣𝙞𝙢.
Dedim, dalga geçerek.
Tabii Tufan sinirlenip omzuma vurmaya çalışıyordu. Ben onun ellerini savurmaya çalışıyordum. Arkadan bir gölge geldi ve Tufan’ı bir anda yatakta üzerime düşmüş gibi gördüm. Tufan gözlerimin içine bakıyordu, ben de onun gözlerinin içine.
Bir anda bir bağırma sesi geldi. Tabii yine, yine ve yine HAMZA PİCİ!
𝙃: 𝙇𝘼𝙉 𝙉𝙀 𝙊𝙇𝙐𝙔𝙊𝙍 𝙊𝙇𝙈? 𝘼𝙎̧𝙆𝙄𝙉 𝙊𝙂̆𝙐𝙇𝙇𝘼𝙍𝙄 2 𝙈𝙄 𝙂𝙀𝙇𝙄𝙔𝙊𝙍? 𝙈𝙀𝙍𝙏𝘾𝘼𝙉 𝘼𝘽𝙄 𝙆𝙊𝙎̧𝙐𝙉!
Hamza bizi tutmuş, kalkmamızı engelliyordu. 2-3 saniye sonra Mertcan geldi ve:
𝙈: 𝙤𝙡𝙢, 𝙮𝙖𝙥ı𝙘𝙖𝙠𝙨𝙖𝙣ı𝙯 𝙗𝙞𝙯 𝙮𝙤𝙠𝙠𝙚𝙣 𝙮𝙖𝙥ı𝙣 𝙗𝙖𝙧𝙞.
Dedi ve bize güldü
Tufan üzerimden kalkmış, Hamza’yla kavga ediyordu. Furkan onları ayırdıktan sonra yanıma geldi. O vuruşmanın verdiği hâl ile terlemişti; saçları alnına yapışmıştı. Çok seksi görünüyordu AMK ama ne alaka lan… Her neyse, ben ona bakarken:
𝙏: 𝙖𝙡𝙤𝙤, 𝙙𝙪𝙮𝙪𝙮𝙤𝙣 𝙢𝙪𝙨𝙪𝙣 𝙗𝙚𝙣𝙞? 𝘾̧ı𝙠𝙢ı𝙮𝙤𝙧 𝙢𝙪𝙮𝙪𝙯 𝙙ı𝙨̧𝙖𝙧ı?
Sesiyle kendime geldim.
𝙎: 𝙤𝙡𝙢, 𝙗𝙪 𝙝𝙖𝙡𝙙𝙚 𝙢𝙞 𝙜𝙞𝙩? 𝙀𝙡𝙞𝙣𝙞 𝙮𝙪̈𝙯𝙪̈𝙣𝙪̈ 𝙮ı𝙠𝙖 𝙖𝙢𝙠, 𝙩𝙚𝙧𝙙𝙚𝙣 𝙗𝙤𝙜̆𝙪𝙡𝙢𝙪𝙨̧𝙨𝙪𝙣.
Ben dedikten sonra lavaboya gidip elini yüzünü yıkadı. İkimiz de ceketimizi giyip kapıya doğru yürüdük.
𝙈: 𝙠𝙞 𝙖𝙨̧𝙠ı𝙣 𝙤𝙜̆𝙪𝙡𝙡𝙖𝙧ı, 𝙗𝙞𝙯𝙙𝙚𝙣 𝙧𝙖𝙝𝙖𝙩𝙨ı𝙯 𝙤𝙡𝙙𝙪𝙣𝙪𝙯 𝙙𝙖 𝙤𝙩𝙚𝙡𝙚 𝙢𝙞 𝙜𝙞𝙙𝙞𝙮𝙤𝙧𝙨𝙪𝙣𝙪𝙯.
Sinirli bir şekilde Tufan:
𝙏: 𝙝𝙚 𝙖𝙢𝙠.
Diyip mutfaktaki büyük dolabı açıp kapağına yapıştırdığımız d1ldoyu alıp Mertcan’a fırlattı.
(Bunu sadece cidden ekibi izleyenler anlar.)
Sonra kapıyı kapatıp çıktık.
😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈😈
ASKLARIMMM, İLK BÖLÜM BU KADARDİİİİ
Diğer bölüm Tufan’ın gözünden mi olsun, yoksa Sedo devam mııı? 😘😘😘
İstediğiniz bişey varsa yazın askm yorumlara ekliyim
10oy sonra yeni bölüm geliyor asklarimmm
