GİRİŞ : "Işık İle Gölge"

35 6 5
                                        

"Işık birini buldu, Gölge birini... "
"... Aradaki farkı ise kimse göremedi..."

... Fark belliydi aslında. Apaçık göz önündeydi. Sadece işlerine gelmedi. İnsanlar acımasızdı ; işlerine gelen ve eğlence anlayışlarına uyan şeyleri bataklığın en dibinde olsa bile çekip çıkarırlardı. Sevmedikleri veya oyuncak olarak kullanamayacakları şeyleri de asla göremez, görmek istemezlerdi. Büyük insanların küçük eğlenceleri haline gelmiştik.

Halbuki güller savaşçı çiçeklerdi. Bülbüle de bu yüzden dikenlerini çıkarırlardı. Bülbülün güle muhtaç olduğunu bildikleri halde. Güzelliği ve zerafeti temsil ederdi güller görünüşü ile, gerçekten çok asillerdi. Dokunduğun anda yaprakları dökülürdü çok narin ve incelerdi . Renkleri ile farklı duyguları da içine katar farklı anlamlar da eklenirdi güllere ; arkadaşlığı, masumiyeti, gösterişi, mutluluğu, kıskançlığı, aşkı... Ve zaten yoğun anlamlar taşıyan güllere bir duygu daha eklenir, boyunları bükülürdü. Bunca yüke rağmen yine de kusursuz olmaları beklenirdi. Tam olarak bu noktada insanların acımasızlığı ile karşılaşırdı güller ;elden ele verilir, atılır, yakılır,. aracı olarak kullanılırdı. Gülü bekleyen muhtemel iki son vardır, ya acımasız insanların yanında ezilirlerdi ya da hayatlarına gülün değerini bilen ve ona kol kanat geren bir bülbül çıkardı. Bülbül gerektiğinde gülü koruyan bir şahin olurdu, gerektiğinde de şefkat gösteren serçe... Gülün hayatına giren iki farklı bülbül vardı biri ailesi olan diğeri, aşkı yaşatan... Kalan kuşlar hayatın akışını sağlayanlardı. Bazen üzer bazen mutlu ederlerdi ama hepsi hayatı yaşatırdı. Her şey yolunda giderdi ya da olması gerektiği gibi ilerlerdi. Ta ki ansızın biri hayatına girip o hayatı altüst edene kadar, bu kişiler bazen kaderin size sunduğu armağan olur bazende kader yeni av olarak sizi seçerdi. Kadere karşı gelmek imkansızdır sonuçta karar verilmiş ve iş bitirilmiş olur devamını getirmek ise sadece insanın kararlarına bağlıdır, her ne kadar kaderin kararlarına karşı çıkmayıp bir süre sonra buna saygı duymak zorunda kalsak da ilerleyişini belirlemek irademize bırakılmış bir hediyeydi.

Bilemezdim hayatıma giren ve zaten hayatımda olan kişilerin yapacakları sürprizleri. Kimin aşkı yatacağını, kimin huzur dolu bakışlar sunacağını veya kimin acı çektireceğini... Bazıları da bir kaç tane duyguyu beraber yaşatıp hayal kırıklığı bırakırdı sonunda hediye olarak. O kırık parçalar dönüm noktası olurdu hayatının. Ve yine o kırık parçalar kalbinize batınca acılar gerçeğe , hayal kırıklığı nefrete dönüşürdü.

Güzel hissettiren her şeyi iyi sanırdık. Halbuki sözsüz kanunlardı insanın sevdiğinin bir gün kendisini terk etmesi ya da üzmesi lazımdı. En iyisi bile senden hayatının gerçeklerini saklamayı seçerdi. Ama yine de severdin..

Mutluluk başka kalplerde saklı değildi. Mutluluk kalplerin birlesmesiyle ortaya çıkardı. Çok şey sunardı, kıymetini bilene. Elinden alırdı fazlasını isteyene, sen onu seversen o da sana kıymet verirdi. Şeffaftı mutluluk... Anlayana aşktı, duyabilene şarkı, görebilene en güzel çiçekti...

Bir Gül'düm ve tüm suçu Sarı Kurdelelerle bağlanmış sarı bir Lale'ye yıktım. Sonra üzüldüğüm her şey için ona ağladım.

Merhabalar herkese. 'Lavinia' evreninden hepinize sevgiler. Umarım beraber çok güzel anılar biriktiriz. 🌹🌸

SARI KURDELELER Stories to obsess over. Discover now