GİRİŞ

85 8 5
                                        


Bu hikâye, içimde bir süredir yapmak istediğim için yazıyorum Büyük iddalarım  yok, sadece samimi bir şekilde sizlere okutma istiyorum Eğer bunu başarırsam , benim için yeterlidir.

Eğer okuyup beğenirseniz sol küşedeki yıldız butonuna basa bilirsiniz. Eğer beğenmezseniz eleştirilere herzaman açığım yorumlarda beğenmediğiniz bir yeri dile getiriseniz sevinirim

Hadi o zaman hikayeme geçelim

Odanın içi üstüme üstüme geliyordu

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.


Odanın içi üstüme üstüme geliyordu. Duvarlar daralıyor, nefesim göğsümde düğümleniyordu. Daha fazla kalamazdım odada. Kapıya doğru yürüdüm ama ayaklarım isteksizdi; sanki her adım beni biraz daha gerçeğe yaklaştırıyordu. Balkona çıkmak istedim... Belki serin hava iyi gelirdi, belki de sadece yalnız kalmak. Kapıyı sessizce açtım. Gece yüzüme çarptığında içimdeki yangın sönmedi ama en azından ağlayabileceğim bir yerim oldu. Karanlığa baktım, sokak lambalarının titrek ışığında kendimi kaybettim. O an, kalbimle baş başaydım ve bu, en ağır yalnızlıktı.

Aldığım nefes dar geliyordu göğsüme. Sanki celladım kalbimi eline almış, parçalamak istermiş gibi sıkıyordu. Bunun nedeni sevmek miydi? Hayır, değildi. Keşke sadece sevmek olsaydı... Ama değildi. Bugün gerçekleşen şeydi böyle kalbimi sıkıştıran.

Bundan sonra nasıl yaşanırdı peki? Bu sızı hep benimle mi olacaktı? Gözlerimden yaşlar akarak sessizce ağladım. Hiçbir şeye hakkı olmayan ben, en azından ağlamaya hakkım olduğunu düşündüm.

Orada öylece ne kadar süre ağladım bilmiyorum. Ama bir süre sonra yan balkonun kapısında bir hareketlilik hissettim. Hızlıca gözlerimdeki ıslaklığı silip kendime çeki düzen vermeye çalıştım. Gözlerimi yan balkona çevirdiğimde onu gördüm; elindeki sigara paketinden bir dal sigara alıyordu.

Hâlâ uslanmayan kalbim, onu gördüğünde yerinde kıpırdandı. Ama bu sefer buruk bir şekilde. Bundan sonra da hep böyle olacaktı.

Varlığımı fark etmiş gibi bakışlarını kaldırıp bana baktı.
"Işık?"
"Ne yapıyorsun bu saatte?"

Kolumdaki saate baktım. Gece yarısını geçmişti. O kadar dalıp gitmiştim ki zamanın nasıl geçtiğini fark etmemişim. Bakışlarımı ona çevirip,
"Uyku tutmadı, ben de biraz hava almak istedim," dedim.
"Sen?" diye sordum.

Cevap vermedi. Bana baktı; sanki bir şey anlamak ister gibi. Elindeki sigara paketini gösterip,"Sigara içmek için," dedi.

Başımı anladım anlamında salladım ve sessiz sokağa doğru çevirdim. Bakışlarını hâlâ üzerimde hissediyordum. Bakmayacaktım... Bakmamaya çalıştım. Ama hâlâ bakıyordu. Niye bakıyordu ki?

Acaba odaya mı dönsem diye düşünürken sesini işittim.
"İyi misin?" diye sordu, sorgulayıcı bir şekilde.
Ona baktım.
"Ağlamış gibisin."

Yakalanmanın verdiği telaş ve korkuyla konuştum:"Ne çıkarıyorsun ağladığımı? Uykusuzum ondan. Yoksa iyiyim yani, merak etme."

Aptal... Niye merak etsin ki seni? Merak edilecek bir yanın varmış gibi.

Bana öylece baktı; söylediklerime inanmamış gibiydi. İnanmasın. Yalandı nede olsa. İyi falan değildim. Hatta berbattım. Kendimi hiçbir zaman bu kadar kötü hissetmemiştim.

Daha önce de ona hissettiklerim yüzünden ve onun bana hiçbir zaman bir şey hissetmeyeceğini bilmenin acısını yaşamıştım. Ama hiçbiri böyle acıtmamıştı.
"Anladım," der gibi başını salladı. Daha fazla sormaması işime geldi. Elindeki sigarayı yaktı. İçine zehirli dumanı çekerken gözlerini yeniden bana çevirdi.
"Gelmedin bugün," dedi. Neden gitmediğimi öğrenmek ister gibi.
Canım acıdı.

"Öyle... gelemedim. İşim vardı," dedim. Dolan gözlerimi ondan saklamak ister gibi başımı eğdim.

Kendime gelmem gerekiyordu artık. Onun karşısında bu hâlde durmamam gerekiyordu. Yalnızken istediğim kadar ağlayabilirdim ama onun karşısında olamazdı.

Bakışlarımı yeniden ona çevirdim. Elinde tuttuğu sigarayı dudaklarına götürürken parmağındaki yüzüğü gördüm. Bu gecenin nişanesi olan yüzüğü...

Daha fazla dayanamadım. Bana dönen bakışını fark edip hemen konuştum:
"Geç oldu. Sana iyi geceler," dedim. Cevap bile vermesini beklemeden arkamı döndüm.

Kapıdan içeri girecekken başımı ona çevirdim. Bana bakıyordu. Bakışındaki anlamı çözemiyordum. Neden arkamdan böyle bakıyordu? Sanki yolunu kaybetmiş gibi...

"Hayırlı olsun bu arada."
"Mutluluklar dilerim."
"Yaman Abi."

İçeri girdim, balkon kapısını kapattım. Sırtımı kapıya yaslayıp yere oturdum ve sessizce ağladım.

              .............................................

                 Hayırlı uğurlu olsun!

komşu kaplerWhere stories live. Discover now