2 Ay Sonra

1.2K 52 7
                                        


''Şurama batan özlem demeselerdi, bıçak derdim.''

2 ay... Onun sesi, kokusu, nefesi olmadan geçen 2 ay... Uykusuz gecelerin, sinir krizlerinin birbirini kovaladığı günler... Etrafında olan biten çoğu şeyi algılayamadığı, sadece Alya ve Deniz Cihan'ı bulmaya odaklandığı ama onları bulamadığı zamanlar... Bu zamanların son bulduğu umuduna tutunuyordu sabahtan beri. Gidebildiği her yere gitmiş, bir sürü kapı çalmış, tüm kırgınlığını bir kenara bırakıp sadece onları aramıştı günlerce. Şimdiyse, önünde beklediği kapının ardında Alya'nın olduğunu biliyordu ve hem ona delicesine sarılmak ve bir daha bırakmamak hem de tüm kırgınlığını önüne dökmek istiyordu. Kafasında söylemek istediklerini planlasa da, Alya'yı karşısında bulunca sadece duygularıyla hareket edeceğini, sözlerini hislerinin kontrol edeceğini biliyordu.

Derin bir nefes aldıktan sonra kapıyı usulca tıklattı. Kısa bir süre bekledikten sonra sabırsızca daha hızlı çalmaya başladı. Biraz sonra kapının arkasından gelen ayak seslerini duyduğunda duruşunu dikleştirmeye çalıştı. Karısı kapıyı açtığında, hiçbir şeyin onu, Alya'yı yeniden görecek olmaya hazırlamayacağını anladı. Tepkisiz kalmaya çalışsa da, onu gördüğünde önce tuttuğu nefesini bıraktı. Ardından derin bir hava çekti ciğerlerine. Onu gördüğünde, tekrardan nefes almaya başlamış gibi hissetti. Sanki iki aydır ciğerleri havasızlık çekiyordu ve bunun farkına, Alya'yı gördüğünde varmıştı.

Cihan'ı iki ay sonra karşısında gören Alya'nın kalbi,çok uzun zamandır atmadığı kadar hızlı atıyordu. Ama asıl tuhaf olan, kapı açılmadan hemen önce içine çöken o tanıdık histi. Onun geldiğini nasıl hissedebildiğini kendisi de bilmiyordu. Telepati mi deniyordu buna?

O an içten içe Deniz'in evde olmamasına şükretti; dizlerinin bağının çözüldüğünü hissediyordu ve bu halde karşısında olmak istemiyordu.

Birbirlerine belki iki dakika kadar baktılar. Cihan'ın uzamış saçını ve sakalını inceledi önce Alya, sonra da zayıflamış bedenini. Cihan da gözlerini ondan alabildiğinde omzunun biraz üzerine kadar kısalmış saçlarına baktı. Saçlarının kokusunu anımsadığında düşüncelerinden sıyrılmak için kafasını salladı hafifçe. Sonra, Alya'nın zayıfladığını fark etti. Zaten kuş kadar değilmiş gibi, biraz daha kilo kaybetmişti. Yüreğini sıkıyorlarmış gibi hissetti.

Kendisini ilk toparlayan Alya oldu. Aradan geçen zamandan sonra ilk kelimenin ''Merhaba'' olmasına karar vermişti. Ah, onun sesini ne kadar çok özlemişti Cihan. Cevap olarak kafasını salladı. Biraz sonra, gözlerini kaçırarak ''Gelebilir miyim?'' diye sorduğunda, Alya'nın cevabı kenara çekilerek ona yol vermek oldu.

Cihan içeri girdiğinde önce evi inceledi. Küçük, yorucu detayları olmayan bir evdi. Giriş direkt salona bağlanıyordu ve salonu lambader aydınlatıyordu. Loş ve sakin ortam, içindeki fırtınalara hiç uymuyordu.

Karşılıklı oturduklarında, önce ne yapacaklarını bilemeyerek etraflarına bakındılar. Aynı zamanda, kaçamak bakışlarla birbirlerini inceliyorlardı. Biraz sonra bir şey söylemesi gerektiğini düşünen Cihan, daha güvenli bir konu seçti ve ''Cihan yok mu?'' diye başladı söze. Konuşmaları gereken konuların etrafında dolandıkları çok belliydi. ''Ceren yakınlarda oturuyor. Oğluyla ziyarete gelmişti, sinemaya gitti onlarla.'' diye cevap verdi Alya. Sanki malum olmuş gibi canı onlarla gitmek istememişti. Cihan'ı beklediğinden habersizdi.

Alya konuşmayı, sanki en son dün görüşmüşler gibi sıradan bir şekilde devam ettirmeye çalıştı. ''Bir şey içer misin?'' dediğinde Cihan gözlerine bakmadan cıkladı. Amacı bu değildi ama hareketi, Mardin'e geldiği ilk günlere götürdü Alya'yı. Öyle çok şey yaşamışlardı ki, sanki üzerinden 5 sene geçmiş gibi bir yorgunluk vardı üzerinde. Üstelik yaşadıkları üzerine düşünme fırsatını, buradaki terapistiyle konuşurken bulmuştu.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Feb 01 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

Herkes Gider Mi?Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin