BU HİKAYE TAMAMEN HAYAL ÜRÜNÜDÜR GERÇEK LE ALKASI YOKTUR
KEYİFLİ OKUMALAR...
“Bu hikâye, törenin susturduğu bir kadının içinden yükselen çığlıktır.”
“Bazı acılar isim alır. Benimkine Zerda dediler.”
Ölüm müdür insanı çağıran, yoksa insan mıdır ölüme doğru koşan..
Bu sorunun cevabı, on yedi yıl önce Urfa’nın kızıl ufkunda gizli kaldı.
GEÇMİŞTEN.17 YIL ÖNCE
Mehmet Bey, eşi Fatma ve ilk kızları Zerda…
Mardin yoluna çıktıklarında, üzerlerine çöken gölgenin kendi sofralarından kalkacağını bilmiyorlardı. Akif, Mehmet’in yalnızca iş ortağı değil, yıllardır sırtını yasladığı dostuydu.
Fatma sekiz aylık hamileydi. Karnında bir can,bir oğlu olacaktı içinde tarif edemediği bir sıkıntı vardı. Mehmet gitmek istememişti. Eşini bu halde yalnız bırakmayı aklından bile geçirmemişti.
Ama Fatma o akşam, sakin bir sesle sadece şunu söylemişti:
“Birlikte gideriz.”
Ve gittiler.
Dönemediler.
Virajdan sonra yol aniden sustu.
Fren sesi, ardından silah sesi
Camlar paramparça oldu. Zaman kırıldı.
Fatma’nın sesi yarım kaldı.
Mehmet başını çevirdiğinde, Fatma’nın gözleri açıktı ama bakmıyordu. Kan, elbisesinden asfaltın karanlığına süzülüyordu. Arka koltukta Zerda’nın nefesi titriyordu. Ağlamıyordu. Korku, sesini elinden almıştı.
Saldırganlar geldikleri gibi kayboldular.
Gece, olan biteni içine çekti.
Fatma o yolda öldü.
Mehmet Bey o geceden sonra bir daha ayağa kalkamadı.
Silah sesleri sustuğunda, geriye yalnızca yanmış balata kokusu ve ölümün ağır sessizliği kaldı. Mehmet, parçalanmış camların arasından eşinin yüzüne bakarken ne bağırabildi ne de elini uzatıp gözlerini kapatabildi. Felç, o an yalnızca bedenine değil, ruhuna da indi.
Olay yerine ilk ulaşanlar Karadağ aşiretinin adamlarıydı. Toz yavaşça çökerken, arabanın yanında ay ışığında parlayan bir metal fark edildi. Mehmet’in amcası eğildi, silahı yerden aldı. Kabzasındaki gümüş kartal motifine baktı.
Altındaki mühür tek kelimeydi.
Akif Hanoğlu.
Amca başını kaldırdı.
“Bitti,” dedi.
Kimse soru sormadı.
O gece sadece Fatma toprağa verilmedi.
İki aşiret arasına kanla çizilmiş bir sınır çekildi.
Karadağlar intikam yemini ederken, Hanoğulları suçlamayı reddetti. Ama törede masumiyet savunulmazdı. Silah konuşur, suskunluk hüküm verirdi.
Zerda, annesinin mezarıyla felçli bir babanın sessiz öfkesi arasında büyümeye mahkûm edildi.
Mezopotamya’nın kalbine o gece bir hançer saplandı.
Ve kimse, o hançerin bir gün kimin elinde döneceğini bilmiyordu.
.
Giriş bölümü bukdardı
inşalh beynirsiniz okuduğunuz için çok teşekkürler
1 bölümle en yakın zamnda görüşmek üzere
Yorum yapmayı ve yıldıza basmayı unutmayın lütfen BAYSSSSSSS 😗
YOU ARE READING
ZERDA
RandomBir gece, bir kurşun, bir sır... Zerda annesini kaybetti, babası sustu. Kan davasıyla mühürlenen bir kaderde, düşman olması gereken adam onun en büyük sınavı oldu. Bazı aşklar yaşanmaz.... Sadece bedeli ödenir.,....
