1

525 102 109
                                        

Bu bir gerilim-cinayet romanı olduğu için ilk bölümlerde kafanız karışabilir ama zamanla oturacaaakkk eminim

Peki bu kitap kimlere hitap ediyor?

Eğer ters köşeleri seviyorsanızz bu kitap sizin için.

Her çıkmazın içinde ruhunda bir parça umut ışığı taşıyan, bunun için çabalayan ve en önemlisi asla pes etmeyen güçlü kadınlara ve kızlara ithafen.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bugün evini terk ediyordu.
Her anını dolu dolu yaşadığı,
kahkahalarının yankılandığı,
gözyaşlarının aktığı,
sesinin ve sessizliğinin bulunduğu evi...

Ve bunları yaparken hiç zorlanmıyordu; çünkü içindeki öfke, bütün benliğinin önüne bir duvar misali örülmüştü.
Kendini açıklayamamanın verdiği bir yorulmuşluk vardı üzerinde. Kime kendini anlatamıyorsa, Işıl onlara gerçeği gösterip yüzlerine çarpmak istiyordu.

Çünkü bu dünyada onu en çok anlayan kişiyi kaybetmişti.
Geriye kimi kalmıştı ki?
Kendini hiçbir yere ait hissetmiyordu artık, nereye giderse gitsin.
Eskiden korktuğu mezarlıklar, şimdi sanki onun eviymiş gibi geliyordu ona.

Eskiden en ufak şeye gülerken artık hiçbir şeye gülesi gelmiyordu.
Sanki kalbi bir çiçekmiş de artık hiç sulanmadığı için solmuştu.

Tüm eşyalarını toplamıştı, aslında çoğunu atmıştı.
Sadece abisiyle ilgili eşyalarını yanına almıştı.
Buradan gitme kararını alalı çok olmuştu, o yüzden her şey hazırdı.

Kapıdan çıktığında güneş, yeni doğduğunu belli edercesine gözlerine çarptı.
Hızlı adımlarla taksiye bindi.
Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.

Ve o gün kendine bir söz verdi:
Bir daha asla buraya geri dönmeyecek,
her şeyi geride bırakacaktı.
Anılarını, en önemlisi de çocukluğunu...
Geri dönmemek üzere bırakacaktı arkasında.

Çünkü biliyordu ki en ufak bir geri dönme düşüncesinde kahrolacak, geri dönmek isteyecekti.Ve o an kendine bir söz verdi ne olursa olsun birdaha bu eve dönmeyeceğine dair

Daha fazla düşünmek istemedi, kulaklığını taktı ve yolu izlemeye başladı

........

Sonunda istediği yere varınca derin bir nefes aldı. Elinde bavulunu sımsıkı tutan eli terlemiş, ıslanmıştı. Elini bavuldan çekerek pantolonunun üstüne doğru sildi.
Bavulunu çekiştirerek karşısında duran eve doğru ilerledi. Vakit gece yarısına geliyordu. Buraya sığınmaktan başka gidecek hiçbir çaresi yoktu. Onu bu duruma sokan annesinden bir daha nefret etti. Düşündükçe siniri daha da artıyordu. Bavulunu çekiştirirken bavul taşa çarpınca sertçe taşa ayağıyla tekme atıp kapının önüne geldi. Derin bir nefes alıp durakladı, nefes alışverişlerini kontrole almaya çalıştı. Hiçbir şey olmamış gibi yüzüne bir o kadar samimiyetsiz gülüşü peydahladı.

Kapı ziline bastı. İçeriden saate rağmen sesler geliyordu.
Kapı açılınca açan kişinin şaşkınlığı yüzünden anlaşılıyordu. Işıl'ın kuzeni onu gördüğüne şaşırdığı ağzının açık kalmasından anlaşılıyordu.
"Işıl!" diyerek abartılı çığlık atarak Işıl'a sarıldı. Işıl ise ona karşılık geri sarıldığında yüzü arkaya dönünce yüzündeki zoraki gülümsemeyi sildi. Kuzeni sonunda sarılmayı bıraktığında:

"Neden haber vermedin? Biz seni alırdık."

"Öyle canım istedi, geldim. Sıkıntı yoksa." diyerek kaşlarını kaldırdı.

MarselWhere stories live. Discover now