"KÜLÜ ATEŞLE KORKUTAMAZSIN"
"Geç kaldım"
Kulaklarıma dolan tanıdık sesle kafamı sesin yönüne doğru çevirdim.
Kadrajıma İso girdiğinde birkaç saniye bakıp, kafamı geri önüme çevirdim.
İso çoktan kapıdan içeri girip, üstündeki siyah kabanı çıkarıp, benim oturduğum koltuğun yanındaki tekli koltuğa yerleşmişti. Ağzını araladı bana bakıp:
"Kusura bakmazsın değil mi?"
Ters bir bakış attım ona.
"Ne kusura bakıcam ya!"
Sinirlenmemle keyiflenmişti ruh hastası. Arsızca kıkırdadı:
"Kocanım ya, eve geç kaldım. Bilema ondan sordum."
Yüzünde hala gıcık bir gülümseme vardı.
"Abartma iso. Benden yarım saat sonra geldin alt tarafı eve."
Kaşları keyifle havaya kalktı. Sahte bir şaşırma ifadesi yerleştirdi yüzüne.
"He essahtan kocan olduğumu kabul ediyorsun yani. Biraz daha geç gelsem kızacaktın yani."
Kıkırdadı. Bu çocuk her şeyi nasıl alaya alabilirdi ya?
Hem alaya alıyor, hem de her şeyi yanlış anlıyor. Sert bakışlarımı yeniden yüzüne sabitledim sinirle:
"Banane ula senin eve gelmenden"
Sustu. Zaten bana laf yetiştirirken ters bir tepki vereceğimi bildiği için bozulmadı da.
İkimiz de susuyorduk şuan.
Üzerimde gelinliğimle birlikte oturuyordum koltukta. İso'da aynıydı gerçi. Üzerindeki smokinle o da rahatsızdı.
Düğünümüz bitmişti. Sahte düğünümüz. Tabiki günlük bir Koçari-Furtuna hayatında bir aksiyon bitmeden yenisi başlıyordu.
İsoyla beni eve yollamışlardı.
Yolda İsoya gelen telefonla, beni eve bırakıp kendi bir yere gitmişti.
Ne olduğunu bilmiyordum. Sessiz odada beynimin içinde sadece merak vardı.
İçimdeki merakı daha fazla durduramayarak İsoya baktım:
"İso"
Cevap verdi hemen:
"Efendim"
Tereddütle atıldım lafa:
"Nolmuş?" Duraksadım "Yani telefon geldi, sonra sen gittin falan. Birine bir şey mi oldu?"
Ağzımdan çıkanlarla birlikte İso sıkıntılı bir nefes çekti. İsonun bu hareketiyle anladım ki hiç hoş şeyler olmamıştı ve birazdan sinirimi hoplatacak bir haber alacaktım. Daha fazla sabretmedim:
"Söylesene. Ne oldu? Neyi saklıyorsun?"
Tereddütle araladı ağzını:
"Abin" Dedi. Devam edecekti ki...
Abimin adını duyunca kestim hemen lafını. Endişeli bir şekilde atıldım lafa panikle:
"Ne olmuş abime!"
Cevap verdi:
"Amcam, abini ihbar etti" Duraksadı. Yeniden devam etti. "Ballı cinayetinden"
Başım döndü sanki o an. Kafamda bir kayış koptu.
Abim. Benim abim.
Hızlıca gözlerimi sıktım, geri açtım. Kulaklarıma bir uğultu yerleşti. Yüzümü ekşitti. O an dünya hafifçe eğildi sanki yer ayağımın altından usulca çekiliyordu.
YOU ARE READING
Cezir
Fanfiction"Bu bir aşk hikayesi değil. Bu, düşmanlıkla büyütülen iki insanın, sevmeyi geç öğrenme hikayesi" "İki köyün ebedi düşmanlığı" "Düşmanlıkta açan bütün aşkların solması" "Büyüklerin düşmanlığı yüzünden kavuşamayan bir sürü aşık" "Peki, bu kolaya kaç...
