Umarım beğenirsiniz balımlarımm🌸
ECRİNİMM SAOLSUNN😽
--------------------------------------------------------
✩
Havanın soğukluğu, ofisin camlarına vururken koridorlar neredeyse tamamen boştu. Çalışma saatleri çoktan bitmişti; ışıklar birer birer kapanmış, yalnızca birkaç odada loş bir aydınlık kalmıştı. Felix, masasının üzerinde dağılmış dosyaların arasında kaybolmuştu.
Sayfaları çevirirken kaşları hafifçe çatıldı.
Bir imza eksikti.
Dosyayı tekrar kontrol etti. Yanılmıyordu. Üst köşede, Lee Know'un imzası olması gereken yer bomboştu. Felix derin bir nefes aldı. Saat geç olmuştu ama bu dosya sabaha kalmamalıydı.
Ayağa kalktı. Ceketini düzeltti, dosyayı kucağına aldı ve koridora çıktı. Adımları, sessiz ofiste yankılanıyordu. Lee Know'un odasının önünde durduğunda kalbi gereksiz yere hızlandı. Nedenini bilmiyordu ya da biliyordu ama kabul etmek istemiyordu.
Kapıyı hafifçe tıklattı.
"Efendim?"
Lee Know'un sesi içeriden sakin ama net gelmişti.
Felix kapıyı aralayıp içeri girdi. Oda diğerlerine göre daha sıcaktı; masa lambası yanıyordu. Lee Know sandalyesinde geriye yaslanmış, gözlerini Felix'e kaldırmıştı.
"Şey..."
Felix boğazını temizledi.
"İmzalamanız gereken bir dosya vardı. Gözümden kaçmış olabileceğini düşündüm ama..."
Dosyayı uzattı.
"Buradaydı."
Lee Know dosyayı aldı ama hemen imzalamadı. Önce Felix'e baktı. Uzun, sessiz bir bakıştı bu. Felix farkında olmadan omuzlarını gerdi.
"Geç saate kadar kalmışsın,"
dedi Lee Know sonunda.
"Evet... işler biraz yoğundu,"
dedi Felix, bakışlarını yere indirerek.
Lee Know dosyayı masaya bıraktı, kalemi eline aldı ama yine de imzalamadı. Sandalyesini yavaşça Felix'e doğru çevirdi. Aradaki mesafe beklenmedik şekilde kısaldı.
"Buraya kadar getirmene gerek yoktu," dedi alçak bir sesle.
Felix dudaklarını araladı ama bir şey söyleyemedi. Lee Know'un bakışları üzerindeydi kaçmak istedi ama ayakları yerinden kıpırdamadı. Odanın içi bir anda fazlasıyla sessizleşmişti.
Lee Know nihayet dosyayı imzaladı. Kalemi masaya bıraktığında, Felix dosyayı almak için bir adım attı.
Ama Lee Know geri çekilmedi.
Sandalyesi, Felix'e biraz daha yaklaştı.
Felix'in yanakları ısındı. Nefesi düzensizleşti. Bu bir hata mıydı, yoksa başından beri kaçınılmaz olan bir an mıydı? ayırt edemiyordu.
Lee Know başını hafifçe eğdi.
"Felix,"
dedi, sesi neredeyse bir fısıltıydı.
Felix gözlerini kaldırdı.
Ve o anda, artık bunun sadece bir dosya meselesi olmadığını ikisi de biliyordu.
Lee Know'un sesi Felix'in adını söylediğinde, odadaki hava tamamen değişti.
Felix dosyayı almak için uzanmış halde kalmıştı ama Lee Know elini çekmedi. Parmakları dosyanın kenarında dururken, bakışları Felix'in yüzündeydi.
"Mesaiye kalmanı istememiştim,"
dedi Lee Know.
Ama ses tonu, söylediğiyle örtüşmüyordu.
Felix yutkundu.
"Sorun değil efendim... alışığım,"
dedi kısık bir sesle.
Lee Know kaşlarını hafifçe kaldırdı. Sandalyesinde biraz daha döndü. Bu küçük hareket bile Felix'in dizlerinin titremesine yetmişti. Aralarındaki mesafe artık tehlikeli derecede azdı.
"Alışman gerekmiyor,"
dedi Lee Know.
Sonra ekledi, daha yavaş:
"Özellikle benim yüzümden."
Felix başını kaldırdı. Göz göze geldiler.
Bir saniye.
İki saniye.
Felix'in yanakları kızardı. Bakışlarını kaçırmak istedi ama yapamadı. Lee Know'un bakışları sabitti, saklanmıyordu. Sanki ilk kez, ikisi de hissettiklerini inkâr etmiyordu.
Lee Know elini masadan çekti. Ama hemen ardından, Felix'in bileğine çok hafif bir dokunuş yaptı. Neredeyse yok gibiydi. Ama Felix'in nefesi kesildi.
"Felix,"
dedi Lee Know yine. Bu sefer sesi daha yakındı.
"Bana böyle bakma."
Felix fısıltıyla cevap verdi.
"Nasıl bakıyorum ki..."
Lee Know cevap vermedi.
Sadece Felix'i kendine doğru çekti.
Felix'in dengesi bozuldu. Refleksle ellerini Lee Know'un omuzlarına koydu. Bir anda Lee Know'un kucağındaydı. Çok yakın. Fazla yakın. Utançtan yüzü alev alev yanıyordu.
"E-efendim"
diye mırıldandı ama cümlesi yarım kaldı.
Lee Know'un eli Felix'in belindeydi. Sıkmıyordu. Ama bırakmıyordu da. Felix'in kalbi deli gibi atıyordu. Gözlerini indirdi; Lee Know'un gömleğinin düğmelerine takıldı bakışı.
"Bana bak,"
dedi Lee Know alçak bir sesle.
Felix tereddüt etti ama başını kaldırdı. Gözleri buluştuğunda nefesi titredi. Lee Know'un yüzü çok yakındı. Dudaklar... tehlikeli derecede yakındı.
"Burada durmalıyız,"
dedi Lee Know.
Ama sesi, durmak istemediğini ele veriyordu.
Felix cevap vermedi. Sadece oradaydı. Nefesi Lee Know'un nefesine karışmıştı. O an zaman durmuş gibiydi. Bir adım daha atılsa, geri dönüş olmayacaktı.
Koridordan gelen hafif bir ses ikisini de kendine getirdi.
Lee Know Felix'i yavaşça ayağa kaldırdı. Eli belinden ayrılırken, Felix o boşluğu anında hissetti. Dosyayı Felix'in eline verdi.
"Git,"
dedi Lee Know.
"Ama bu... burada bitmedi."
Felix başını salladı. Konuşamadı. Kapıya yönelirken kalbi hâlâ yerinden çıkacak gibiydi.
Kapı kapandığında, ikisi de aynı şeyi düşünüyordu:
Bu sadece başlangıçtı.
--------------------------------------------------------
1 Bölüm bitti 2. Bölümm aboowww
