Selamlar istekler üzerine dünyanın en klişe kitabıyla geldim
İyi Okumalar
Ayça Dalaklı
Kulaklığımı çıkartmış ve derin bir nefes verip etrafa bir göz atmıştım, gölgelerinin gün ışığını kestiği uzun kapkara ağaçlar, sanki evin konumlandığı yerin kasvetini gizlemek için dikilmiş yemyeşil çalılar betondan sızmaya çalışıyordu.
Yeni hayatım demek ki böyle olacaktı.
Bu her yerinden samimiyetsizlik akan evde geçecekti.
Annem de arabadan inince bavullar için ona yardım etmiştim, eşyalarımızı taşırken takım elbiseli uzun bir adam gelmişti.
Annem ona sarılmak için eşyaları yere bıraktığında bu adamın üvey babam olduğunu anlamıştım.
"Selam tatlım." demişti adam ve annemi kollarıyla sarmıştı.
"Selam, eviniz ne güzelmiş." demişti annem de adamdan ayrılıp koridora göz gezdirirken.
"Beğenmene sevindim, sana da merhaba küçük hanım." demiş ve elini bana uzatmıştı.
Küçük hanım mı?
"Selam." demiş ve elini kısaca sıkmıştım.
Annemin diğer evlendiği adamlardan anladığım üzere orta yaşlı adamlara mesafeli davranmak en iyisiydi.
Yoksa yanlış düşünceler edinebiliyorlardı.
"Heh Melisacığım Ayça'ya odasını gösterebilir misin?" gelen kadın eşyalarımı almış ve beni üst kata çıkarmıştı.
"Kusura bakmayın molamdaydım geldiğinizde eşyalarınızı taşıyamadım." demişti mahçup bir şekilde.
"Sorun değil biz hallettik zaten." demiştim ben de gülümseyerek, elinden birkaç paketimi almaya çalışmıştım ama vermemişti.
Odaya geldiğimizde oda biraz...
Sahteydi.
Adam anneme "kızın neler sever?" demiş gibiydi.
Melisa Hanım eşyalarımı yerleştirdikten sonra odadan çıkmıştı, o odadan çıktığı gibi ben birkaç tabloyu duvarımdan kaldırmış ve kapının yanına koymuştum.
Ben özel eşyalarımı yerleştirirken dışarıdan gelen araba sesiyle balkona doğru ilerlemiştim, hızla garajdan çıkan siyah bir spor araba gördüğümde bakakalmıştım.
Böyle bir evden de böyle bir araba çıkmasını bekleyebilirdim zaten.
Sağıma baktığımda balkonun camıyla duvarın arasında olan bir paket sigarayı görmüştüm.
Şu an tam ihtiyacım olan şeydi.
Hemen bir dal çıkartıp yaktım ve nefesimi dışarıya verdim tam o sırada annem içeri girmişti.
"Yine mi içiyorsun?" şakacıktan kızarak demiş ve yanıma gelmişti.
Sonra da gülümseyerek benden bir dal istemişti.
"İyi biri mi anne, bu adam?" diye sormuştum bir süre sessiz kaldıktan sonra.
"Murat abin mi, evet kesinlikle." demişti bana hızlıca göz atarak.
"Anne." demiştim ben de tek kaşımı kaldırdıktan sonra.
Bazen o kadar saf olabiliyordu ki onu böyle imalarla sarsmam gerekiyordu.
"Ayça, bir daha asla öyle bir şey yaşanmayacak." demişti elimi tutup.
"Emin misin, bu sefer paçamızı kurtaramayabiliriz." demiştim ben de evi göstererek.
YOU ARE READING
l'interdit
Fanfiction"Peki gerçekten de unutmak istiyor musun?" diye sormuştu sanki aklımı okurcasına ve eli belime gitmişti. Tüylerim diken diken olurken dikelen belime kısa bir bakış atmış ve sonra da beni süzerken yan yan sırıtmıştı. "Her şeyi unutmanı sağlayabilirim...
