1. Bölüm "Tanrı Misafiri"

34 6 1
                                        

Mezun olalı birkaç gün olmuştu. Aslında son dokuz ay içerisinde planım değişmeseydi Avusturya'ya dönecek, beklettiğim teklifi kabul edecek ve bir bankanın yazılımını yaparak hayatıma devam edecektim. Ama ve lakin işler böyle gelişmedi...

Aslında dört yıldır selamlaştığım biriydi Alp, sonrasında işler bir nebze değişti. Önceleri birbirimize iş atıyorduk, sonrasında ise gerçekten flörtleşmeye başlamıştık. Alp, mezun olduktan sonra ne yapacağımı sormuştu merakla. Onun işi belliydi galiba... İçim burkulmuştu biraz. Çünkü mezun olmamıza bir ay kalmıştı ve biz yedi aydır çıkıyorduk. O benimle Avusturya'ya gelemeyecekti.

Mezun olduktan sonraki planımı anlatmadım, doğrudan ona sordum, sen ne yapacaksın?, diye. Memleketine dönecekmiş, ailesi onu beklermiş. Ben, uzak mesafe yapamayacak kadar sevgisini göstermek isteyen biriydim. Bir gün boyunca oturup düşündüm, ne yapabiliriz diye. Sonraki gün Alp'le buluştuğumuzda, onun vereceği fikire ayak uydurabileceğimi söyledim. Benimle gel, dedi.

Öncesinde gözbebeklerim genişledi. Hiç bilmediğim bir yerde, bilmediğim insanlarla? Alp'in ailesinden bahsettiği süre zarfında ailesinin melek gibi insanlar olduğuna inanmıştım.Bu yüzden bu teklifi geri çevirmedim. Eğer rahatsızlık vermezsem, diye başlayarak teklifini kabul ettim. Böyle dediğim için bana sitem etti sadece.

Alp'leyken gerçekten gözümün içi gülüyordu.

Ben hayatta birçok yara almıştım, Alp bana bunların hepsini unutturmuştu.

Trabzon'a yarın gidecektik. Alp'in bahsettiği kadarıyla ailesini biraz tanımıştım. Zaten sonradan pat diye insanların yanına gidecektim, bari elim boş gitmeyeyim diye Taksim'e hediye alışverişine çıkmıştım. Bir kızkardeşi vardı 16 yaşındaydı. Annesi, babaannesi, halası, amcası, teyzesi ve akrabadan sayılacak daha bir sürü insan.

Daha önce bu kadar kalabalık bir ailede bulunmamıştım. Daha önce ailede bile bulunmamıştım. Bu aile üyelerinin fazlalığı beni hem korkutuyor hem de heyecanlandırıyordu.

Birkaç saat sonra hediyeler tamamdı. Hızlıca öğrenci yurduma dönüp eşyalarımı toparladım. Dört yıl aradan sonra burasıyla vedalaşmak hiç kolay olmamıştı ama şimdi sevgi dolu bir yere gidecektim, belki de bana sevgi dolu bir yuva olacaklardı.

                                       ***

Sabah beş gibi havaalanındaydık. İstanbul'da hava soğuktu. Telefonuma girip Trabzon hava durumunu da eklemiştim. Yapay zekaya onların adetleri hakkında sorular soruyor Türkçemi geliştirmeye de çalışıyordum. Türkiye'de olduğum süre zarfında ihtiyaç duymadıkça Türkçe konuşmamıştım. Derslerimizi İngilizce görmüştük. Alp'le ise arada Almanca arada Türkçe anlaşırdık.

Bagajlarımızı teslim ettikten sonra bir yerde oturup kahve aldık. Uçağımız rötar yapmıştı. Alp arada kalkıyor ve gelen aramaları cevaplıyordu. Bense hala yapay zekaya bitmeyen sorularımı yöneltmeye devam ediyordum. Alp'i bu kadar sorgulamaya çekiniyordum. Bu yüzden bütün sorularımı yapay zekaya saklamıştım.

Nihayet uçağa bindik ve bir saat kırkbeş dakikada Trabzon havaalanına indik. Ben taksiyle gideceğimizi düşünürken havaalanında uçağın indiği yerin yaklaşık yirmi metre ötesinde beş tane araba vardı. En ortadaki beyaz arabanın önünde iki siyah araba arkasında da iki siyah araba vardı. Alp elimden tutunca, "Bagajlarımız?" dedim.

"Hallederler." dedi ve beyaz arabaya bindik. Gelen adamlar biz uçaktan inerken fısıldamaya başlamıştı birbirlerine. Alp, adamlara bakarken derin bir nefes alıp gözlerini kapattı. Bir süre sonra önümüzdeki arabalar hareket etti. "Yolumuz biraz uzun, güzelim." diye ekledi.

Kaderin CilvesiWhere stories live. Discover now