Her şey bir dal sigarayla başladı o akşam. Sonbaharın sesi, tatlı bir melodiye dönüşmüş, gökyüzünden yağıyordu. Usul usul esen rüzgâr, yanan mumları ürpertiyor, loş odayı naif bir dansla aydınlatıyordu. Yere dökülmüş boyalar... Belki de hayallerdi dökülenler, kim bilir? Anlamsız bir renk cümbüşünün içerisinde bir çift ayak izi, rüzgâra ve mum ışığına eşlik eden perdelere uzanıyor; mumun, ay ışığının endamıyla silikleştiği kapıya doğru ilerliyordu.
Yağmakta olan melodiye kendini kaptırmış genç bir çocuk, kapının açıldığı küçük balkonun kenarına oturmuş, dışarıyı seyrediyordu. Hemen yanında duran küçük kase, küllük görevini üstlenmiş; az önce yakılmış olan sigarayı tutmakla meşguldü. Derin bir iç çekti genç çocuk...
Gözleri aya kitlenmiş, elleri parmaklıkları tutar vaziyetteydi. Işığın açısı, dikey parmaklıkların gölgesini üzerine düşürüyor; bulunduğu küçük alanı bir kafese çeviriyordu adeta. Sigara ise kendi hâlinde yanmaya devam ediyordu.
Yağmurun melodisi yavaşça artarken, alkış tutarken genç çocuğa, içeriden duyulan tiz ve ritmik sese kulak verdi: bir kalbin son atışlarının sesi. Böyle bir anda yağmurun alkış tutması peki? Dalga mı geçiyordu, tebrik mi ediyordu? Belki de sadece kibar davranıyor, ağladığı belli olmasın diye uğraşıyordu.
Genç çocuk Karanlık Şehre baktı bir kez daha. Ayın solgun ışığı gözlerinde birikip yanaklarından süzülürken, makinenin çığlığı geceyi yardı. Ardından alkışlar son bir öfkeyle yükseldi ve yağmur aniden sustu. Geriye yalnızca düz, kırmızı bir çizginin sesi kaldı. Gözlerini gökyüzüne kaldırdığında ay çoktan saklanmıştı.
Ne tesadüftür ki balkon artık bir kafes gibi görünmüyordu...
Ve yine ne tesadüftür ki sigarası sönmekteydi...
YOU ARE READING
Neon Vires
Science FictionNeon ışıklarının asla sönmediği bir şehirde güç, yalnızca kimde olduğunla değil neyi feda ettiğinle ölçülür. Neon Vires, çürümüş düzenlerin, gizli hanedanların ve görünmez bağlarla birbirine zincirlenmiş kaderlerin hikâyesidir. Şehrin parlak yüzeyin...
