Hakkâri – Sınır Hattı / 19 Aralık 2019
Yağmur yere düşmüyordu sanki gökyüzü parçalanmış da ağır bir sessizlik, dağların arasına sızıyordu. Gece, Hakkâri'nin yüksek dağlarını tamamen yutmuştu. Görüş birkaç metreye kadar düşmüş, sis sadece yolları değil zamanı da kapatmış gibiydi. Motor sesleri bir an duyuluyor, ardından yine derin bir sessizlik çöküyordu. Telsizden gelen cızırtı bu sessizliği yırtar gibi oldu "Temas var mı?"
Cevap gelmedi.
Bir an her şey durdu. Sanki dünya nefesini tutmuştu.
Sonra bir çarpma sesi duyuldu. Metalin taşa vurduğu o keskin an, gecenin içine saplandı ve dağlar bu sesi yuttu.
Ali gözlerini açtığında dünya eğilmişti. Gökyüzü olması gereken yerde değildi; ya o ters dönmüştü ya da artık yukarı aşağı kavramı anlamını kaybetmişti. Nefes almak bile zor, neredeyse imkânsızdı. Vücudu ağır bir şeyin altında kalmış gibiydi; göğsüne çöken o baskı, ıslak ve soğuk bir yük gibi onu yere bağlıyordu. Kan kokusu yağmurla karışmış, havayı ağırlaştırmıştı.
Yanında bir ses vardı. "Komutanım..." İskender'di bu. Ama sesi yakından değil, sanki çok uzaktan geliyordu hem var hem yok gibiydi. Ali cevap vermeye çalıştı ama ağzından kelimeler çıkmadı, sadece kırık nefesler döküldü.
Sonra başka bir ses geldi. Yaklaşan adımlar... çamurda kaygan, düzensiz. Bu bir asker yürüyüşü değildi. Ali bunu anlayabiliyordu. Buraya gelen biri vardı, ama buraya kimsenin gelmemesi gerekiyordu.
İskender başını kaldırdı. Karanlığın içinde bir siluet belirdi. Bir an durdu, sanki nefes almayı bile unutmuştu.
Ve o anda Ali ilk kez o sesi duydu. Kadın sesi... titrek ama net: "Kanamanız var..."
Ali gözlerini kapatmak istedi. Ama kapatamadı. Çünkü artık geri dönüş yoktu ne kazadan, ne geceden, ne de o sesin hayatına girmesinden...
YOU ARE READING
Karanlıkda Sen
RomanceBir yol... İki yabancı... Ve kaderin sessiz planı. Duru, yurt dışında yaşar bir iş için Türkiye'ye gelir. Yolda, ağır yaralı asker Ali'ye rastlar ve onu hastaneye yetiştirir. Fakat bu tesadüf, ikisinin de beklenmedik bir savaşın ve derin duyguların...
