2 3 senedir yalnız yaşayan biri olarak artık bu durumdan sıkılmıştım ama evimde başka birini istemediğimi de bilecek kadar kendimi tanıyordum. bu durumu anlattığım arkadaşlarımın hepsinin söylediği şey ise genel olarak bir hayvan sahiplenmenim iyi olacağıydı fakat bunu ilk söylediklerinde biraz saçma bulmuştum açıkçası çünkü şimdiye kadar böyle bir düşüncem olmadığı için onlar bunu söyleyince biraz alakasız gelmiş, sonrasında düşündükçe bu fikre ısınmaya başlamıştım.
bir süre sonra kendimi durmadan köpek bakımıyla ilgili videolar izleyip bir şeyler not alırken bulmuştum. küçük mü olmalıydı yoksa büyük mü ya da yavru mu mu yetişkin mi olmalıydı bilmiyordum bu yüzden "sadece dolanıcam" düşüncesiyle yakınlardaki bir barınağa gelmiştim.
içeri adımımı attığım an burnuma gelen koku garip bir şekilde rahatsız edici değildi, biraz mama ve ıslak toprak kokuyordu, öte yandan etrafta bir sürü havlama sesi vardı ama kaotik bir ortam değildi.
ne aradığımı bilmeden etrafa bakınırken sadece yürüyüp kafeslerin önünden geçtim. bazı köpekler yerinden bile kıpırdamıyordu, bazıları büyük bir heyecanla zıplıyor, geri kalanları da uyumaya devam ediyordu. tam o sırada bir kafesin önünde durdum. içeride bembeyaz, kabarık tüylü bir köpek vardı. cinsi veya hakkında başka bir şeyle ilgili en ufak bir bilgim yoktu ama o, o an gözlerini üstüme dikmişti. oturduğu yerden kalkıp demirlere yaklaştı ve patisini bana doğru uzattı.
hafifçe gülümseyerek yere çömelip elimi patisine uzattım ben de. "merhaba" dediğimde sesim beklediğimden daha yumuşak çıkmıştı. selamımla gözlerini benden ayırmadan hızlı bir şekilde kuyruğunu sallamaya başladı. diğer köpeklerin havlamalarının arasında o sadece sakince bana bakıyordu ve bu hisle değişik bir çekilde kalbim sıkışmıştı. değişik diyorum çünkü bu his kesinlikle yabancı olduğum bir şeydi.
"sanırım seni seçti"
sesin nereden geldiğini anlamam bir saniyemi aldı, başımı çevirdiğimde muhtemelen burada çalışan kendi yaşlarımda bir çocuğu gördüm. üzerinde kollarını sıvadığı düz renk bir sweatshirt vardı, saçları dağınık olsa da özensiz durmuyordu ayrıca elinde de bir tasma vardı. "nasıl yani?" dedim.
soruma gülümsedi. küçük ama içten bir gülümsemeydi bu. "normalde böyle yapmaz, ziyaretçilerle çok ilgilenen bir köpek değil"
tekrar patisini uzatacağında ıskalayıp demirlere vurdu ve ufak bir ses çıktı. tatlıydı o yüzden gülmemek için kendimi zor tutmuştum. yüzümü yeniden çalışan çocuğa döndüm. "sadece bakmaya geldim" dedim ama sesim istemsizce kendimi savunuyormuş gibi çıkmıştı.
"öyle başlar zaten" diye karşılık verdi. beni yargılamıyordu. birkaç adım atıp yanıma yaklaştı. "onu gezdirmek ister misin?"
bir an duraksadıktan sonra "olur" dedim. nedense reddedesim gelmemişti.
tasmayı takarkenki hareketli oldukça nazikti. köpekle konuşurken de sesi hafifçe değişiyor, daha yumuşak ve sıcak bir hâl alıyordu. bu esnada köpek de ona alışık olacak ki fazlasıyla sakin davranıyordu. işini bitirdiğinde doğrulup bana baktı ve tasmayı elime verdi. bununla birlikte köpek de ayaklarımın etrafında dönmeye başlamıştı. çocuk bunu fark edince hafifçe güldü ve bana baktı. "bak... gerçekten seni seçti"
o an içimde birçok şey hissetmiştim. hepsi çok sıcak duygulardı ve biraz sorumluluk hissi de yüklüyordu ama buna rağmen hayatımda ilk kez planlamadan yaptığım bir şey bu kadar doğru hissettirmişti.
yürüyüş için bahçeye çıktığımızda rüzgar ufak ufak esiyordu. köpek yanımda yürüyor, bazen ayağıma çarpıyor bazen de kafasını kaldırıp bana bakıyordu. nasıl davranacağımı çok bilmesem de tuhaf bir şekilde bu durum beni paniklettirmiyordu.
"burada mı çalışıyorsun?" diye sordum yanımdaki çocukla aramızdaki sessizliği bozmak için. "evet" dedi "haftasonları gönüllü olarak çalışıyorum" onaylar şekilde başımı salladım "güzelmiş"
"inatçıdır" dedi bir iki adım önümüzde yürüyen köpeği kastederek "...samoyed zeki bir ırktır, senin demek istediğini muhtemelen anlar ama yapmak istemiyorsa asla yaptırtamazsın."
"aynı zamanda büyük ilgi isterler eğer alamazsa trip atıp seni biraz yorabilir" son dediğini gülerek söylemiş, onunla beraber ben de hafifçe gülümsemiştim "sorun değil" dedim ama cümlemin devamının geleceği belliydi "...ilgilenmeyi severim"
bir süre daha alanda yürüdükten sonra başladığımız yere geri dönmüştük. tasmasını çocuğa geri vermeden önce olduğum yere çöküp elimi beyaz tüylerin arasına attım. barınakta olmasına rağmen fazlasıyla bakımlı olduğu belli oluyordu. ben onunla oynarken o da beni koklamaya çalışıyor burnunu bana sürtüyordu. ayrılma vaktimiz geldiğinde gülümseyerek ayağa kalktım ve elimdeki tasmayı çocuğa uzattım. "ilgilendiğin için teşekkür ederim"
"önemli değil, bir şey yapmadım bile" olduğu yere oturmuş beni izleyen köpeğe gitmeden önce son bir bakış atarak ayrılmadan önce yeniden çocuğa baktım. "olsun"
farkında olmadan bir şey yapmıştı ve sanırım bu sıkıldığım yalnızlığımdan onun sayesinde kurtulacaktım.
