1

5 0 0
                                        

marketin içinde geziyorum. çeşit çeşit tatlılar gözüme çarpıyor. aslında tam olarak bir market değil. burayı bana bir arkadaşım bu farklı isimleri olan lezzetleri görüp denemem için önerdi ama şimdi hepsi bana absürt geliyor. 'görümcenizi çatlatacak (gerçekten catlacak dikkatli olun) baklava tarifi','annenize her şeye evet dedirtecek sütlaç tarifi' ve 'babanızın her akşam arabasını vermesini sağlayacak kazandibi tarifi.' tüm bu isimlerin bir pazarlama kampanyası olduğunun farkındayım. bunların yanındayım geçiyorum. kendime daha absürt bir şey lazım diyorum. üst reyonlarda bir kek tarifi ilgimi çekiyor. 'ruh eşinizi size getirecek çikolatalı kek tarifi (gerçekten getirecek 2 kişilik yapın)' iste diyorum. bunu deneyebilirim. çikolatalı kekten daha iyi ne olabilir ki? paketi alıyorum ve çıkıyorum. eve geldiğimde paketi açıyorum. içinden kek harcı için toz,üstüne koymalık süsler ve daha küçük bir paket toz var. normal kek tarifinden bir farkı yok. sıra küçük paketteki tozu koymaya geliyor. bir kokusu yok ama biraz tedirginim. yine de döküyorum,zehirlenecegimi düşünmüyorum. pişirdikten sonra üstünü süslüyorum. adından dolayı içinde bir sürü kalpli küçük süsler var. ama beni şaşırtan içinden çıkan Ç ve M harfleri. Ç benim adımın baş harfi. tesadüftür diyorum. Her harfi koyuyolardır. M de ruh eşimin olmalı. kendi kendime gülüyorum. bunlara inandığım yok. tabağıma dilimimi koyup yiyorum. gerçekten leziz. o küçük tozun içinde ne vardi bilmiyorum ama bu kadar leziz yapan o olmalı. kalan keki dolaba koyuyorum ve artık bende yatıyorum.

sabah beni uyandıran evden sesler geldiğini düşünmem. bugün pazar. evde durmak dışında bir işim yok. iyice kendime gelmeyi bekliyorum. ve artık emin oluyorum,mutfaktan sesler geliyor. adım sesi ve çatal sesi duyuyorum. ben bir apartmanda yaşıyorum. hırsız girmesini asla düşünmezdim ama bu apartmandan biri de olabilir. masamın üstündeki lambayı alıyorum. sessizce yürümeye çalışıyorum. planım bunu kafasında kırmak. mutfağa bakmaya çalıştığımda birinin,gercekten soluk tenli birinin oturup dolaptaki keki yedigini görüyorum. ac bir hırsız olmalı diye aklımdan geçiriyorum. mutfak kapısına dönük oturduğundan içeri girerken beni görebilir. polisi aramalıyım diyorum. keske bunu odada düşünseydim. sonra adam birden kafasını kaldırıp bana bakıyor. yüzünde yakalanmis bir hırsızın ifadesi yok. aksine bana bakıp gülümsüyor.
'Aşkım!' diye bağırıyor bana doğru. çattım diyorum içimden. hem ac hem deli olmalı. ona zarar vermek istemiyorum. yine de elimden lambayı bırakmadan içeri giriyorum.
'sen kimsin?' iyi bir başlangıç yapmadığımı biliyorum ama bir seyler demem gerek.
'ruh eşinim.' öylece bakıyorum. ve sonra aklıma dün geliyor. ruh eşiyle ilgili keki alıp yapışım. ona inanamıyorum ama bir yandan da mantıklı geliyorum. hayir diyorum kendime,şu an düzgün bir açıklama olmadigi icin mantıklı geliyor. ben kendi içimde düşünürken o konuşuyor;
'ruh eşini çağırmak için bu kekten yapmışsın ya,o ben oluyorum. birinin benim de için de yaptigini anlayınca çok mutlu oldum! iki dilim yedim şimdiden. tadi enfes.' daha da şok oluyorum. bu adam bunları nerden bilsin diye soruyorum kendime. ama kekle ruh eşi çağırıldığına da inanmak istemiyorum.
'Peki.' diyorum sadece. biraz daha düşünmem gerek. onu bir şekilde evden çıkarıp aldığım markete geri dönmeliyim. onların bir şakası olmalı. hatta belki şu an evimden bir kamera vardır ve bu doğal bir reklam filmidir.

'Yemişsin iste. git artık.' kabaca olduğunu biliyorum. ama evime zorla giren o.

'nereye gideyim?' hala rol yapıyor sanırım.

'kendi evine falan git,ne bileyim.' daha ne kadar açık konuşmam lazım?

'artık evim sensin.'

kendimi tutamadan gözlerim irice açılıyor. replikleri güzel yazmışlar. ama artık gitmesi gerek. kolundan tutup kaldırmayı düşünüyorum. koluna değdiğim anda elimi geri çekiyorum. koluna dokununca sanki gerçek bir kola dokunmuş gibi olmuyor. yarı saydam gibi. karşılaştırmak için kendi koluma dokunuyorum. kolumu hissediyorum onunki tam hissedilmiyor. ona dikkatle bakınca tekrar fark ediyorum. çok solgun. yüzüne de dokunmak istiyorum. yanağına elimi uzatıyorum ve evet,tam hissedilmiyor. elimi yine hızlıca çekiyorum.
'Neden beni elliyorsun? Şu an seks aşaması için çok erken!' Bunu dediğinde gözlerim daha da açılıyor. Yapılacak bir sürü açıklamanın içinden 'seks böyle yapılmaz.' Diyorum. İçimden buna mı takıldın diye de kendime kızıyorum. Bana gülüyor.
'Onları öğreneceğiz.'
Bu reklam filmi ya da artık her neyse garip bir boyuta ulaşıyor.
'Harika bir kekmiş evet ama şimdi artık git ve benim rızam olmadan bu videoyu da yayınlamayın.'
Bana şaşkınca bakıyor. 'Ne videosu?' Diye sorunca iyice deliriyorum. Kekle ruh eşi çağırdığımı kabul etmek istemiyorum,hala bir şakanın içinde olduğumu düşünüyorum.
'Git artık.'
'Nereye gideyim?'
Kendimi tutamıyorum ve lambayla kafasına vuruyorum. Bağırıp elini vurduğum yere götürüyor. Anında pişman oluyorum. Eğer bu gerçekten bir reklam filmiyse ve kamera koydularsa kanıtları olabilir ve şey adama vurduğum için de pişmanım tabii.
'Özür dilerim.' Diyerek ben de kafasına bakmaya çalışıyorum. Yüzünü göremiyorum. İyice endişelenmeye başlıyorum.
'Herkes öldürür sevdiğini.' Sırıtarak bana bakıyor. Yüzüne bir tane geçiriyorum.
'Salak. Korkmuştum.'
'Korkacaksan ne vuruyorsun? Acıttın.'
Sonra ona artık daha rahat dokunabildigimi fark ediyorum. Ellerime ve ona inceler gibi bakıyorum.
'Bana alıştın ya,o yüzden.' Neyi inceledigimi anlamış gibi açıklama yapıyor. Daha yeni tanıdığım adama nasıl alışabilirim?
Bunları daha fazla düşünmek istemediğime karar veriyorum. Demek ki bu benim mantığımın dışında bir iş diyorum. En iyisi keki aldığım markete geri dönüp olayı anlamak. Gidip gelene kadar bu adam evde kalmalı. Bir sey çalsa bile umurumda değildi. Sadece bu işi çözmeliydim.
'Dışarı çıkacağım. Evde bekle.'
'Kahvaltı yapmayacak mısın? Sana yumurta haşladım,çay demledim ve tost yaptım. Peceteye sardım ama sogumadan ye.Aslında çay mı içersin kahve mi bilmiyorum istersen hemen şimdi kahve de yapabilirim.'
Bunu dedikten sonra masanın üstündekileri fark ettim. Onunla ilgilenmekten bunları görmemiştim.
'Sağ ol ama hemen gitmem lazım.'
Yüzü düştü,sanırım. Biraz haklıydı. Sonuçta benim için emek harcamıştı. Hiç iştahım yoktu ama oturup çay içtim ve biraz tosttan yedim. Evimi karıştırmasını gormezden gelmeye çalıştım. Tatları güzeldi. Yediğim zaman mutlu olmuştu.
Sonunda hazırlanıp çıktım. Kapıyı da üstüne kilitledim ama aldırmış gibi değildi. Önce markete gidecektim. Onlarla çözemezsem de polise.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Jun 08 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

cake and ghost (bxb)Stories to obsess over. Discover now