1. BÖLÜM

10 2 8
                                        

Gece...
Karanlığın yaratıkların uyanışı ile birleştiği gece...
O evlere sahip olan insanların korktuğu, benim ise sığınağım olan gece...

Karanlık çöktüğünde dünya sessizleşmezdi, aksine gerçek sesler o zaman duyulmaya başlardı. Ağaçların içinden süzülen eski melodiler, toprağın hafif titreyen soluğu, gökyüzünün fısıltısı...
Hepsi, gecenin bana anlattığı bir hikayenin parçasıydı. Ve ben bu hikayeyi kaderimin baştan yazıldığından beri dinliyordum.

Burası benim mekanımdı. Burası yıllardır bana ev sahipliği yapan yerdi. Tüm anılarım bu ağaçların arasında gizliydi. O normal hayat yaşayan insanlar o fısıltıları işitmezdi ama ben işitirdim.

Beni kaderimin değiştiği andan beri tanıyan kurdum yanımda sessizce doğruldu. Havayı kokladı.

Tek ışık kaynağım olan ayın önünü bulutlar kapladı. Geceye bir sessizlik çöktü. Huzur veren karanlık bile tedirgindi. Rüzgar bir anlığına durdu. Zaman durmuş gibiydi.

Bu gece... Bu gece farklıydı...

Aynı kurdum gibi atımda diklendi. Yaslandığım ağacın dalları hareket etti. Bende oturduğum yerden doğruldum.

Önce uzaktan gelen, anlaşılmaz bir uğultu...
Sonra yavaş yavaş kelimelere dökülen ses...
Toprak kadar eski, gökyüzü kadar yorgun...
"Kuzgun..."

Kalbim bir anda hızlandı.
Buralarda kuzgun olmazdı. Kuzgunlar krallığın simgesiydi. Burada ki yaratıklar tarafından hoş karşılanmazdı. Bu lanetli ormanın üstünden dahi geçmezdi.

Özellikle ayın tam parlaklığına ulaştığında, dolunay olduğunda yaratıklar daha hırçın, uyanık olduğunu bilirlerdi.
Kuzgunlar bu ormandayken lanetlenmişti. Onlar sadece krallığındı.

İnsan gibi ancak oldukça uzun, başında ise geyik kafatası olan yaratık 'wendigo' yılın bu zamanlarında daha vahşiydi.

Uzaktan bir kuzgun çığlığı duyuldu... Wendigo'yu bu çığlık çıldırtacaktı. Gözünün bişey görmeyeceğini bildiğim için hızla atımın üzerine atladım dizginleri elime aldım. Boynuna hafif şekilde vurdum.

"Hadi Sablex" atım, gecenin sessizliğini bozmadan dört nala ilerledi. Yanımızda da tam gaz kurdum geldi.

Ağaçlar hışırdadı. Bu sesler Wendigo'nun uyandığını gösteriyordu. Tam bir lanetin içindeydim.

Kuzgunu dışarı salan ayrıca görevlendiren krallık olduğu kesindi.
Yıkılası Ravenor krallığı...

Bu ormanda yaşayan yaratıklar, kim olduğunu sormadan yıkıp geçerdi. Bundan dolayı Wendigo'nun akşam yemeği olmamak için kaçmak gerekirdi.

Karanlığın içine karışmıştık. Aynı bu mistik orman gibi olan atım ses çıkarmadan koşuyordu.

Tam tepemizde bir kuzgun kanat çırptı. Yine o geceyi yaran çığlığı yankılandı. Dolunayın tam üzerinde duruyormuş gibiydi. Simsiyah olan vücudu bize dönüktü. Kurdum hırladı. Ama kuzgun bilerek yapıyor gibiydi.
Bir canavar böğürmesi duyuldu.
Wendigo...

"Lanet olsun"

Atımın dizginlerini aldım hızla ilerledim. Kuzgun bir çığlık attı. Amacını şimdi anlamıştım. Wendigo'yu buraya çekmeye çalışıyordu.
"Sesinin kısılacası lanet kuş!"

Arkama baktım. Bakmaz olaydım...
Wendigo'nun sarı gözleri bize dikilmiş koşuyordu. Yürek yiyip hançerimi çıkararak üstüne gitseydim, benim yediğim yürek ile kendisi beni de yerdi.

Hiç risk almadan dört nala koşmaya devam ettik. Ağaçların arasına girdim. Karanlığı bir kalkan olarak kullandım. Ağaçların arasına simsiyah görünümlü dostlarım sayesinde gizlendik.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Jan 20 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

YASAKLI BÜYÜCÜStories to obsess over. Discover now