2030 16 Eylül Pazartesi Saat 06.35
Hava soğuktu sanki herşey buz kesmişti ne bir konuşan vardı ne bir ses vardı...
Ama her yerde o kulakları tırmalayan ve acıtan bir ses vardı lanetlerin sesiydi o. Bir hastalık sonucu dünyayı neredeyse yok edip kuraklaştıran bir hastalıktı bu ama bir evde 16 yaşlarında siyah sol tarafa taralı saçı, gözleri açık mavi, üstünde rahat bir sweatshirt olan bir kişi vardı arkası dönük; sanki o gün birşeye hazırlanıyordu. Önüne döndüğünde çantaya birşeyler koyuyordu, bunlar ders kitaplarıydı ama böyle bir dünyada okul mu vardı da çantasını hazırlıyordu?
O genç odadan çıktı ve mutfak görünümlü olan bir odaya girdi raftan bir bardak aldı ve çekmeceden de bir sallama çay poşetinin içinden bir tane aldı eline. Paketi açıp sakince bardağa döktü çayı sonrada bir süredir ısıtmış olduğu sıcak suyu bardağa boşalttı ve 1 dakikada sallama çay elde etti. Tezgaha dayanarak çayını içmeye başladı. Yüzünde hem huzur hem de heyecan vardı.
Dışarıdan bir çığlık sesi duyuldu bir kadına aitti bu ses.
"YARDIM EDİN LÜTFENNN!!!"
Genç bardağı tezgaha koyup cama yöneldi dışarı baktığında bir lanetin bir kadını kovaladığını gördü. Camı açtı ve askılığa elini uzattı ve sonrasında uçarak pelerini kendisine geldi camdan aşağı atladı.
Kadın can haliyle o değişik varlıktan kaçarken lanet iki bacağı iki koluyla kadına koştu bir çırpıda kadını yakaladı tam onu öldürecekken bir kılıçla göğüsü delindi lanetin. Acıyla çığlık atarken ayağına bir darbe alır ve yere yapışır yere düştüğü gibi mızrakla kafası parçalanır ve lanet orada ölür. Onu öldüren kişi birkaç saniye önce çayını içen 16 yaşındaki gençten başkası değildir. Kadın dikkatlice kafasını kaldırır karşısında ki genci görür genç, kadının yerden kalmasına yardım etmek istermiş gibi sağ elini uzatır sol elindeki kılıçta dikkat çekmektedir.
Kadın da elini uzattı ayağa kalkmaya çalıştı fakat bir sıkıntı vardır ayağında hareket ettiremez ayağın genç, kadının ayağına baktı ve şiştiğini görerek sordu:
"Hanımefendi bileğiniz kırılmış gibi duruyor izin verin de uzaklaşalım."
Kadın etrafına bakınarak
"Olur ama nasıl uzaklaşıcaz?"
Genç etrafına baktı sayıları onu geçmiş lanetlere hiçbir şey söylemeden elini kadına doğrulttu kadın uçmaya başladı o gençte uçmaya başladı ve birlikte uzaklaştılar.
Bir binanın tepesine geldiklerinde durdular kadının gözleri kapanırken :
"Sen... Nasıl?.... Yaptın..." der kısık bir sesle ama gözleri kapanır , Sözü yarım kalır.
Saat 06.56
Kadın yavaşça gözlerini açtı yavaşça olduğu yerde doğrulurken nerede olduğunu anlamaya çalıştı. O genç odaya sol elinde bir bardak çay, sağ elinde de bir tabakla girdi. Kadının önündeki sehpaya tabakla çayı koydu ve odadan ayrıldı. Kadın oturma pozizyonuna geçtiğinde o genç odaya yeniden girdi ama bu sefer elinde bir iğne, yüzünde bir maskeyle.
Kadın ona anlamsızca bakarken genç:
"Hanımefendi isminizi öğrenebilir miyim?"
Kadın sakince;
"Martina adım. Peki bende birşey sorabilir miyim"
Genç onaylarcasına başını sallar.
Martina:
"Sen nasıl bizi uçurdun birkaç saniye önce?"
Genç gülümseyerek,
"Hanımefendi birkaç saniye değil neredeyse 15 dakika önceydi, neyse sorunuzun cevabı da lanetli teknik sayesinde oldu bide ismimi sormayacak mısın?"
Martina
"Ah... Evet isminiz nedir acaba? Üzgünüm sormadığım için"
Genç
"Shiori... Şiir anlamına geliyor ismim."
ESTÁS LEYENDO
Yeni Dönemin Sahirleri
FantasíaJujutsu Kaisen yapıtından esinlenilmiş aynı evrende olan bir dünya. Lanetler dünayı geçirmek üzere hadi savaşalım.
