Bugün yeni kulübümdeki ilk günüm olduğu için heyecandan gece gözüme uygu girmemişti. Jet lagın de etkisi olabilirdi belki ama bundan sonraki günler için uyku düzenimi oturtmam gerekiyordu.
Baş ağrımın hafiflemesi için önce türk kahvesi içip sonra ağrı kesici yutsam da geçecek gibi değildi. Oflayarak telefonu masadan alıp aynaya son kez baktıktan sonra evden çıktım.
Çocukluktan beri taraftarı olduğum külüple anlaşmıştım ve bugün ilk kez takımla antrenmanlara katılacaktım.
Amerika'daki kısa tatilimin ilk günlerinde gelen çağrıyla başkanla tanışamamış olsam da sonra mesajları görüp çağrıya geri dönüncü başkanla sözlü olarak anlaşmış, yeni hayatımın ilk günleri böylece başlamıştı.
Tesislerden içeri girmek üzereyken önümdeki aracın ani freniyle durmak için çok geçdi.
Sinirle arabadan atlayıp adamın şoför kapısına doğru hızlı adımlarla ilerledim. Bir yandan yürürken elimi kolumu sallayarak "Kasaptan mı aldın lan ehliyetini aptal herif." demeyi de ihmal etmedim.
Arabanın camının önüne geldiğimde filmli camlara hızla vurup "Açsana lan kapını dangoz." derken kapının aniden açılmasıyla düşmemek için hızla geriye kaçtım. Bu kadar hızlı isteğimi gerçekleştirmesini planlamamıştım.
Arabadan çıkan kadın beni büyük bir şaşkınlığa uğrattığında artık ortamdaki en sinirli kişi ben değildim. Sanırım sinirli gözükmeye çalısıyordu ama o yeşil gözler ve çatmaya çalıştığı kaşlarla daha çok şirin duruyordu. Elini kaldırarak "Keyfekederden mi bastım frene sizce beyefendi? Ben durmasam zincirleme giriyorduk üç araba birbirimize. Ben nereden bilebilirim hıyarın birinin aniden karşıma çıkıp diğer hıyarın da arkadan bana toslayacağını?"
Sanırım az önce bahsettiği hıyarlardan biri bendim. Kadına az önce dediğim laflardan dolayı karşı bile çıkamıyordum. İki elimi havaya kaldırıp "Kusura bakmayın ben sizi erkek sandım." derken hafif hafif geri çekildim. Sesimden de harketlerimden de mahcubiyetim belli oluyordu.
"Yani erkek olsam dövecek miydiniz beni burada? Ne kadar ayıp öyle bilmeden etmeden insanlara hakaret etmek. Bir özür bile dileyemeyecek kadar egolusunuz. Sabah sabah kimlerle uğraşıyorum ya." Saatine bakıp alnına hafifçe vurarak "Geç de kaldım sizin yüzünüzden." derken tekrar arabasına dönmüştü.
"Telefon numaranızı vermediniz." derken sesim utandığımdan dolayı oldukça tiz çıkmıştı. Ufak bir öksürükle boğazımı rahatlatıp tekrardan arabaya binmiş kadına döndüm. "Gerek yok. Mümkünse bir daha sizi görmeyeyim geri kalan bütün sorunlar bir şekilde çözülür."
Arabayı çalıştırıp camı da yüzüme kapattığında utancımdan kaldırıma çöküp ağlamak istiyordum. Zaten az önceki ses rezilliği de ağlama isteğimi harlasa bile ilk günden antrenmalara geç kalamazdım bu yüzden tekrar arabama dönmek doğru olandı.
Tesislere girebiliyorsa onu her türlü tekrar bulabilirdim sonuçta. Masraflarını ödemem gerekiyordu bu yüzden ona ulaşmamak gibi bir seçeneğim yoktu. Üstelik kadıncağız benim yüzümden madur olmuştu yahu.
Sahaya çıkarken henüz milli takımdan tanıdıklarım harici kimseyi tanımadığım için biraz çekingendim. Mert abiyle sarılıp günaydınlaşırken Emirhan ve Salih abi de selam verdi onlarla da biraz konuştuk ve sonra idman başladı.
Sağ dizimde bir ödem vardı ve ön eleme maçlarına yetişmem çok önemli olduğu için takımın doktorlarıyla konuşmamız önemliydi. Hoca beni riske atmak istemediğini ama aynı zamanda çok da ihtiyacı olduğunu söylemişti.
İdmanlar bitince doktorların yanına çıktım onlarla da tanıştıktan sonra benden sedyeye yatmamı istediler. "Orkun Bey siz buraya uzanın biz mr çektirmeden önce bir kontrol edelim sonra maçta oynayıp oynayamayacağına bakalım. Bu durumlarda ter idmanlarına çıkabilseniz de 90 dakika boyunca sahada ödemle oynamak zor ve tehlikeli olur."
Üzüntüyle kafamı kaşırken başımı öne eğdim doktor da aynı anda masadaki telefona ulaştı ve telefondaki kişiye "Defne hanım bana yardımcı olabilir misiniz lütfen? Odamdayım."dedi.
Telefonu kapattıktan sonra bana açıklama yapma isteği duyarak "Defne hanım fizyoterapistimiz onun da sizi bir görmesini isterim. Siz zaten bundan sonra genellikle onunla iletişimde olacaksınız allah korusun sakatlık yaşamadığınız süreçte."
"Anladım Murat bey. Umarım maça yetişebilirim." derken cümlemin bitmesiyle kapı açıldı. İçeriye kumral saçları ve yeşil gözleriyle az önce beni hıyar olmakla suçlayan kadın girdi.
Gözlerimi olabildiğince açarken gülmemek için kendimi zorlamaya çalıştım çünkü beni görür görmez saklamaya çalışsa da yüzünde az önceki öfkesi tekrar belirdi. Doktor Murat bey şüphelenmiş olacak ki hayretle "Yoksa daha önce tanıştınız mı?" diye sordu.
Cevap vermeye yeltenmedim bile çünkü masanın diğer tarafına geçen kadın hızla lafa girerken sinirle "Sabah kendisi arabamı mahvedip gitti."dedi.
"Yalnız ben değil siz gittiniz Defne hanım numaranızı alacaktım ben." Doktor sorgular gözlerle bakmaya başladığında kendimi açıklama ihtiyacıyla "Arabanın masraflarını benim ödemem gerekiyordu. O yüzden yani başka niye olsun."
"Estağfurullah öyledir tabii ben hiçbir şey demedim." Sesini düzeltmek için ufak bir öksürüp tekrar söze girdi "Defne hanım siz Orkun beyin dizine bakmak istersiniz diye düşünmüştüm. Yoğun tempoya bağlı ödem oluşmuş muhtemelen, mr çekilmeden bir kontrol edelim, hocamız bizden geri dönüş bekliyormuş maçın onbirini oluşturmak için."
Defne onaylayarak kafasını sallayıp yanıma geldi. Tanıştırılmadığımızı fark ederek elimi uzatıp "Orkun ben." dedim masumca kazadaki yarattığım itibarı toparlayabilmek için.
Elimi hızla tutup "Murat hoca söyledi zaten, Defne." derken bandajlı dizime dokunmaya başladı. Biraz fazla hızlı ilerlemiyor muyduk?
Biraz orada vakit geçirirken bana sorduğu şeylere cevap verirken kafamda binbir türlü tilki dolanıyordu. "90 dakika çıkartamayacağını bence kendisi de biliyor. Zaten olması gerekenden fazla zorlanmış bu diz." dedi doktora dönerken.
"Size katılıyorum ama 45 dakika denenebilir gibi düşünüyorum aynı zamanda." Bir köşeye bırakılmıştım ve benim hakkımda kendi aralarında biraz daha konuştuktan sonra doktor bana geri döndü. "Risk almak istemiyoruz ama sen bir süre takıma katkı verebileceğine inanıyorsa bandajlarla oynayabileceğini ileteceğim. Unutmadan tabii MR'lara da bakmadan kesin konuşmayalım."
"Ben risk almak istiyorum, bu maç hepimiz için çok önemli." derken yattığım yerden kalktım ve yanlarına geçtim. Defne hanım dediklerime gülerken "Bizim için de senin sağlığın her şeyden önemli. Sırf bir maç için sonraki maçlarınızı da riske atıyorsunuz. Bu çok sorumsuzca." dediğinde neden sinirli olduğunu anlıyordum.
"Doktor bey benim kararım olduğunu söyledi. Bir ödemden kopmaz herhalde bacağım ya da kopuyorsa bile kopsun ödemden korkan trene binmez." Odada derin bir sessizlik oluşurken ben esprime neden gülünmediğine anlam veremedim. Muhtemelen ilk cümle yüzünden şakaya çok odaklanamamışlardı.
Defne hanım oturduğu yerden bir hışımla kalkıp "Ben çıkıyorum hocam. Zaten önemsenmeyen cümleler kuracağıma vaktimi başkalarına ayırsam daha iyi olur." Doktor sadece bizim karşılıklı zırvalıklarımızı dinlerken oldukça meraklı gözüyordu. Ben de yetişebilmek için "Teşekkürler her şey için." derken hızla cevap vermesini beklemeden kapıya yürüdüm.
Koridorda ona yetişebilmek için ufak koşar adımlarla yanına ulaştığımda "Bu kadar düşünceli olmanız çok hoş. Benden nefret ettiğinizi düşüyordum Defne hanım. Bu arada Defne diyebilir miyim size?"
Söylediklerimle yürümeyi bırakıp şaşkınlıkla bana bakarak "Siz az önceki kazada kafanızı falan mı vurdunuz? Neden sizi düşüneyim? Ben sadece işimi yapıyorum Orçun bey. Ve evet az önce bey dedim çünkü biz bu kulüp çalışanları olarak saygıya önem veririz. Umarım aynı hassasiyeti sizden de alabiliriz. Mrınıza bakıp Ole hocaya geri döneceğiz." dedi.
Cevap vermeme izin vermeden yine beni mal gibi bırakarak gittiğinde neden sırıttığımı anlayamıyordum. Peşinde cevap vermeyeceğini bilerek "Orkun benim adım. Orkun. K ile." dedim. Muhtemelen onun da dediği gibi kafamı falan bir yerlere vurmuş olmalıydım.
Doktor Murat= Ben
Deniyorum bakalım bir şeyler. Orkunu şapşal yazmayı uygun gördüm ve öyke yaptım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kaza
Humor"Açsana lan kapını dangoz." derken kapının aniden açılmasıyla düşmemek için hızla geriye kaçtım. Bu kadar hızlı isteğimi gerçekleştirmesini planlamamıştım. Arabadan çıkan kadın beni büyük bir şaşkınlığa uğrattığında artık ortamdaki en sinirli kişi b...
