Soğuk bir sonbahar gününde hava yağmurlu, İstanbul sokakları ise her zamanki gibi adım atmaya yer bulunmayacak hâldeydi.
Üstümde krem rengi bir kazak, altımda bol bir kot pantolon vardı. Birde üşümemek için bej rengi bir trençkot giymiştim.
Sakin adımlarla Kadıköy sokaklarında dolaşırken gözüm neredeyse her gün gittiğim kitapçıya çarptı. Yaklaşık 1 yıldır her bulduğum fırsatta buraya geliyordum. Her gelişimde kitap alamıyordum ama illaki bir kaç kitap inceleyip sonradan alınacaklar listeme ekliyordum.
Buranın sahibi, yani Gülsüm teyze ile çok yakın arkadaş olmuştum. Aramızdaki 40 yaş buna engel değildi.
Çok tatlı ve çok nahif bir kadındı. Beni kızı gibi seviyordu, bir derdim olduğunda dinler, üzgün olduğumda beni mutlu etmeye çalışır, neşeli olduğumda ise neşeme ortak olurdu.
Kitapçıya girer girmez Gülsüm teyzenin "Hoşgeldin Buket kızım!" diyen sevinçli sesini duymuştum.
67 yaşında olmasına rağmen benden daha neşeli olduğuna yemin edebilirdim. Bu hayat enerjisi nereden geliyordu hiç bilmiyordum ama Gülsüm teyze kadar hayat dolu birini asla görmemiştim.
"Hoşbuldum Gülsüm teyze." Diyerek yanına gidip ona sarıldım.
"Her zamanki gibi çok güzel olmuşsun kızım. Değerini bil bu yaşlarının. En güzel yaşlar yirmili yaşlardır. Pek güzel geçer."
"Hayırdır Gülsüm teyze? Hiç böyle konuşmazdın sen. Kötü bir şey olmadı inşallah."
"Yok, bir şey olduğu yok. Ama şimdi düşünüyorumda ben niye bu kadar yalnız kalmışım Buket? Yaşıtlarıma bakıyorumda hepsi çocuklarıyla beraber geziyor, eğleniyor. Hadi bende burdayken eğleniyorum falan ama eve gittiğimde koskoca bir sessizlik. Çocuklarım olsa, evlenip gitmiş olsalar yine iyi. En azından evde anıları olurdu ama yokki."
Haklıydı Gülsüm teyze. Şu ana kadar bunu bu kadar kafaya taktığını asla düşünmemiştim. Arada söylerdi ama geçiştirip konuyu kapatırdı. Onun hayatı aslında pek bir bilgim yoktu. Ne yaşamıştı, neden yalnızdı?
"Gülsüm teyze, anlatmak istemezsen anlarım ama neden yalnız yaşıyorsun? Ben açık söyleyeyim senin yaşında olupta bekar olan çok görmedim o yüzden merak ettim."
"Anlatırım ama gel de şuraya geçelim."
Gösterdiği yerde iki tane minik koltuk ortada da minik bir sehpa vardı. Bazen orda oturup kitap okurdum, bazen Gülsüm teyzeyle sohbet ederdik. Sevdiğim bir köşeydi.
Koltuklardan birine oturduğumda Gülsüm teyzede karşıma oturdu. Nasıl bir yaşanmışlığı olduğunu çok merak ediyordum.
"Ben yirmili yaşlardayken bir tane kitapçı vardı. Yani sahaf gibi bir şeydi, bende neredeyse her günümü orada geçirirdim. Bir gün o sahafa birisi geldi. Bir adam. Açık söylemem gerekirse inanılmaz yakışıklıydı ve beni baya etkilemişti ama önemsemedim. Sonra o adam sahafa daha sık gelmeye başladı. Tabi böyle olunca daha çok karşılaşır hale gelmiştik. İlk başlarda sadece bakışırdık ama sonradan yanıma geldi ve sohbet etmeye başladık. Hayatımda ilk defa birine karşı çok sıcak bir his hissetmiştim Buket. Ne olduğunu bile adlandıramadım. Sonradan aşk olduğunu fark ettim. O konuşmalardan sonra artık sevgili olmuştuk ama bunu birbirimize hiç bir şekilde sesli olarak söylemedik."
Sesi titremeye başlamıştı. Hâlâ unutamadığı kişiler vardı demekki. Derin bir nefes alıp anlatmaya devam etti.
"Benim ailem çok baskıcı ve katı bir aileydi. Öyle aşk işlerine pek izin vermezlerdi. Ama babam okumamı isterdi bu yüzden kitapçıya gitmeme falan asla bir şey demezdi. Benim kızım okusun, bilgili olsun derdi. Belki bu sizin nesil için normaldir ama bizim zamanlarımızda oldukça modern bir şeydi."
YOU ARE READING
AŞK SAYFALARI
RomanceBenzer kaderlerin sonu her zaman aynı mı olur? Aşk bazen bir deniz kenarında, bazen yolculukta, bazen ise kitapların arasında bulunur. Peki ya bu aşklar sevdalıların kalbinde ki en doğru şey, diğerlerinin beyninde ise en yasak olan şeyse ne olur...
