We've updated our Content Guidelines.
Review the latest guidelines to keep sharing stories safely.

~1~İlk İzlenim

5 1 0
                                        

27 Haziran'da yazılmıştır ne zaman yayınlarım bilmiyorum

Sonbaharın serin ama güneşli bir sabahıydı. Kampüs, yaz tatilinden yeni dönmüş öğrencilerle doluydu. Koridorlarda kahkahalar, kantinde taze kahve kokusu… Üniversite, her zamanki gibi canlıydı.

Elif, sırt çantasını omzuna sıkıca asmış, fakülte binasına doğru hızlı adımlarla yürüyordu. İşletme fakültesinde ikinci yılıydı ve bu dönem biraz daha zorlu geçeceğini biliyordu. Sadece dersler değil, aynı zamanda çalıştığı kafedeki vardiyalar da ağırlaşacaktı. Bazen geceleri kapanışa kadar kalıyor, sabahın erken saatlerinde derse yetişmek için zorlanıyordu. Ama ailesine yük olmamak için bundan şikâyet etmiyordu.

Koridorun köşesini döndüğünde elinde kahve bardağıyla hızlıca yürüyen biriyle sert bir şekilde çarpıştı. Elif’in elindeki defterler yere saçıldı, kahve bardağıysa karşısındaki adamın gömleğine döküldü.

“Dikkat etsene!” dedi Elif, sinirle.

Karşısında uzun boylu, sert yüz hatlarına sahip bir genç vardı. Siyah saçlarını özenle geriye taramıştı, gömleği ve ceketinden belli ki dersten çok bir iş toplantısına gidiyormuş gibi giyiniyordu. Yüzünde sabırsız bir ifade vardı.

“Ben mi dikkat edeceğim? Önüne baksaydın olmazdı.” dedi, kahvesinin damlalarını gömleğinden silmeye çalışırken.

Elif, sinirinden boğazında düğümlenen kelimeleri zor tuttu. “Senin yüzünden oldu bu! Üstelik hâlâ özür dileyeceğine kabahat bende diyorsun.”

Genç, gözlerini kısıp baktı. “Senin gibi sorumluluk almayan insanlarla uğraşmak zor gerçekten.”

Elif’in kaşları çatıldı. “Beni tanımıyorsun bile!”
“Tanımama gerek yok, davranışların yeterince şey söylüyor.” diyerek yere düşen defterleri toplamadan arkasını dönüp gitti.

Elif şaşkınlıkla arkasından baktı. “Ne kadar kibirli biri…” diye düşündü.

O gün öğleden sonra fakültede proje grupları açıklandı. Hocaları büyük bir dönem ödevi vermişti: şirketler üzerine detaylı bir analiz çalışması yapılacaktı. Öğrenciler dörder kişilik gruplara ayrıldı.

Elif, tahtaya yansıyan listede kendi adını aradı. “Elif Kaya… Hangi gruptayım…” Gözleri isimleri taradı ve buldu. Elif Kaya. Mehmet. Derya. Ve… Mert Arısoy.

Elif’in nefesi kesildi. Sabah çarpıştığı o kaba çocuk!

Mert, grubun adını duyunca başını kaldırdı ve Elif’le göz göze geldi. Gözlerinde küçümseyici bir ifade vardı. Dudaklarının kenarıyla hafifçe gülümseyip, “Şansımıza…” dedi alayla.

Elif’in içi öfkeyle doldu. “Bir dönem boyunca bu adamla mı uğraşacağım? Allah sabır versin.”

Grup ilk toplantısını kütüphanede yaptı. Derya, ödev için kaynakları listeliyor; Mehmet bilgisayarda not alıyordu. Elif de fikirlerini paylaşıyordu. Mert ise sandalyeye yaslanmış, kollarını kavuşturmuş, sessizce oturuyordu.

“Sen ne düşünüyorsun Mert?” diye sordu Derya.
Mert, umursamaz bir ifadeyle, “Siz planlayın, ben hallederim.” dedi.

Elif öfkeyle araya girdi. “Nasıl yani? Hepimiz çalışacağız.”
Mert omuz silkti. “Benim iş tempom ağır, zamanımı boşa harcamam.”
Elif’in sabrı taştı. “Sen bu şekilde gruba hiçbir şey katmayacaksan en iyisi hocayla konuşalım.”
Mert gözlerini ona dikti. Soğuk bir sesle, “Sen çok konuşuyorsun.” dedi.

Bir anlık sessizlik oldu. Elif’in yanakları öfkeyle kızardı. Ama pes etmedi.
“Evet, konuşuyorum. Çünkü emek veriyorum. Senin gibi hazırı beklemiyorum.”

Mert bir süre sustu, sonra dudaklarında küçücük bir gülümseme belirdi.
“Cesursun. Çoğu kişi bana karşı çıkmaz.”

Elif gözlerini devirdi. “Çünkü çoğu kişi senin egonu çekmek istemiyor.”

O gün toplantı dağıldığında Elif çantasını omzuna taktı, ama içten içe mırıldanıyordu:
“Ne kadar itici bir insan… Onunla aynı grupta olmak işkence olacak.”
Ama bilmediği bir şey vardı. Mert de aynı anda kendi kendine düşünüyordu:
Bu kız… diğerleri gibi değil. Bana karşı koyabiliyor. Belki de… biraz fazla dikkatimi çekiyor.”

Umarım seversiniz il kurgum zaten kısa bir seri olucak yorumlarını saygı çercevesi içinde yapmayı unutmayın
Baybayss

Kalp ArkasıStories to obsess over. Discover now