Zorlu bir çocukluk geçiren İnci, hayata tutunacak bir dal ararken Karahan'la karşılaşır. Onun sevgisiyle ilk kez gerçekten yaşadığını hisseder. Karahan da aynı şekilde İnci'ye bağlanır; ikisi birbirinin yarasıdır, birbirinin şifasıdır.
Ancak iki yıl...
"İnci, kendine zarar ver—" cümlesini kesen kahkahamdı.
"Çok mu önemsiyorsun sen beni? Çok mu seviyorsun, he? Cevap ver!"
"İn—"
"Yeter Karahan, yeter! Ayrılmak mı istiyorsun? Bunca yaşanmışlığa rağmen ben evlilik hayali kurarken sen her şeyi yok sayıyorsan, siktir git lan hayatımdan!" diye bağırdım.
"Aa pardon, burası senin evindi değil mi? O zaman ben siktir olup gidiyorum. Ama eğer bir daha karşıma çıkmaya kalkarsan, bitiririm seni! Duydun mu, bitiririm! Üsteğmen Karahan Tekin!" dedim alayla gülerek. Bağırmaktan boğazıma bir ağrı girdi. Umursamadan hızla çantamı ve kabanımı alıp evden çıktım.
İlahi bakış açısı
Karahan, giden İnci'nin ardından buruk bir tebessümle baktı.
Mecburdu. Hayattaki tek amacını kaybetmeye mecbur bırakılmıştı.
Gizli bir görev vardı. Kandemir Komutanı, gerideki herkesi bırakmasını, vatan uğruna bunu göze almasını söylemişti.
İnci'den başka kimsesi yoktu ki Karahan'ın. Sadece incisi vardı, o da artık yoktu...
Gözünden yaşlar süzüldü. Ağladı Karahan; sevdiği kadını sonsuza kadar kaybettiği için. O gün sabaha kadar ağladı.
Ama ne çare... Olmuşla ölmüşe çare yoktu.
O günden sonra Karahan bambaşka bir insana dönüşmüştü.
Pimi çekilmiş bomba gibi dolanıyordu. Artık İnci'nin Karahan'ı yoktu.
Eski haline dönmüştü. Kimsesizdi artık Karahan. Taş kalpli Karahan geri gelmişti.
💫
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.