Cihan'ın İstanbul'da bir evde Boranı o halde bulması bütün hayatını değiştirmişti. Vurgun denilen adam Cihan ilk şoku atlattığında ona her şeyi anlatmıştı. Boran komadaydı, uyanması da neredeyse imkansızdı.
Cihan onu İstanbul'da bırakamadı hemen ayarladığı uçakla Boranı Mardin'e getirdi. Konaktan uzakta Mardin'de bir ev ayarladı. Bütün tıbbi donanımı sağladı ve bir hemşire de ayarladı.
Bu birkaç gün içerisinde Nare ve Kaya öğrenmişti ve sık sık abilerini ziyaret ediyorlardı. Cihan ise Borana baktıkça acı çekiyordu. Sanki nefes alamıyor gibiydi.
Cihan'ın omuzlarına birden çöken bu ağır yük yüzünden Cihan konağa gidemiyordu. Sürekli bir bahane sunup kaçıyordu evden, Alyadan. Çünkü söyleyemezdi, nasıl söylenirdi ki bu?
Cihan gerçek anlamda şuan yaşamak istemiyordu, yaşayamıyordu.
Alya öğrenirse napacaktı? Ne tepki verecekti? Ya Cihandan uzaklaşırsa ya sevinirse Boranın yaşadığına...
Cihan sevinemiyordu abisi hayattaydı ama o sevinemiyordu. Bu durumda bile Cihan'ın umurunda olan tek şey Alyaydı ve onu kaybedeceğini hissediyordu...
Cihan günlerce Alyayla konuşmadı, sorularını geçiştirdi. Bir yandan annesinin Alya'yı doldurduğundan habersizdi. Alya Cihan'ın uzaklaştığını tabiki anlamıştı ve Cihan'ın cevap ve bahaneleri Alya'yı tatmin edemiyordu.
Alya anlam veremiyordu Cihan'ın birden bu kadar uzaklaşmasına... oysa o gün otelde sarılarak uyumuşlardı bütün gece, Cihan defalarca söylemişti kaybetmekten korktuğunu, hatta birkaç gece önce şöyle demişti:
"Ben seni her şey yolundayken değil de her şey darmadağınken sevdim. Olur da birgün benim elimi bırakırsan benim elim hiçbir yere varmaz bunu bil..."
Ama o eli Cihan bırakmıştı, uzaklaşmıştı Alyadan. Cihan'ın bu davranışı Alya'yı Cihan'ın düşündüğünden daha çok yaralıyordu çünkü Cihan'ın vazgeçtiğini düşünüyordu.
Alya gitmemişti o her şeyi bırakıp gidecekti ama Cihan bırakmamıştı. Şimdi Alya kendini vazgeçilen olarak görüyordu. Belki de pişman oldu diyordu bir yanı.. belki vazgeçti.. hatta belki de sevmiyor.
Ama sonra kendi iç sesine kızıyordu.
Ben onun bana nasıl baktığını biliyorum dedi kendi kendine Alya sevildiğini biliyordu ama vaz mı geçilmişti?
Hayatına giren ve çok sevdiği o insanlar gibi Cihan da mı bırakacaktı Alya'yı o da mı vazgeçecekti?
Cihan ile iletişime geçmedikçe Alya kafada kuruyordu. Birçok girişimi oldu bu konuda ama hiçbirinde mantıklı bir cevap alamadı cihandan. Ama görüyordu onun her geçen gün parçalandığını görüyordu. Anlam veremiyordu...
Günler böyle acı dolu geçip giderken Boranın ölüm yıl dönümü geldi. Sadakat oğlunun ruhuna bir Mevlüt yaptı konakta.
İşte şimdi o mevlüdün akşamındaydılar...
Cihan peşine Nare ve Kaya'yı da alıp insanların arasından giderken dönüp Alya'ya bakmıştı. Bu bakış çağırıyordu sanki Alya'yı. Gel beni takip et diyordu.
Alya başına örttüğü örtüyü boynundan çıkarıp bıraktı ve cihanların ardından ayrıldı konaktan.
Cihan artık dayanamıyordu gerçekten de Alya gelsin diyeydi o attığı bakış. Vurgun Cihan'ı aramış ve boranın durumunun kötüleştiğini söylemişti. Aceleyle konaktan ayrılırken Cihan artık Alyadan saklamak istemiyordu. Ve Alya'yı azıcık tanıyorsa peşinden gelecekti.
YOU ARE READING
CihAl- OneShots
FanfictionCihAl hakkında tek bölümlük farklı hikayeler... ❤️ (Yetişkin içerik vardır)
