🌖🌕🌓
"Ağh!" Attığım çığlık ve tuttuğum karnım ile yere düştüğümde, gözlerimi kapatmış, acı dolu inlemelerime devam etmiştim. Hissettiğim korkunç acı sanki hiç var olmamışçasına geçtiğinde ise kollarımda bir baskı hissetmiş ve bunun bir el olduğunu anlamıştım. Birisi beni geriye doğru çektiğinde ise korkuyla gözlerimi açmış ve derin derin nefesler almıştım.
"Ne yapıyor bu deli kadın?" diye, bir ses duyarken aynı zamanda da karşılaştığım manzarayla büyük bir şaşkınlığa uğramıştım. Gözlerim yuvalarında dönüyor, etrafa çılgın bakışlar atıyor ve olan biteni algılamaya çalışıyordu. Daha sonra karnımdaki yaraya bakmak istediğimde ise onun yerinde olmadığını görmüş ve karnıma koyduğum elimle orayı yoklamıştım. "Yaram gitmiş.." diye mırıldanmamın ardındansa tekrardan başımı kaldırmış ve etrafa bakmıştım.
Beyaz mermerlerden yapılma, altın varaklarla süslenmiş, kocaman pencereleri sayesinde içerisi ışık ile dolmuş olan devasa bir salondaydım. Etraftaki insan kalabalığına garip bakışlar atarken ise hepsinin bana baktığını görmüş, odak noktaları olduğunu fark edince neye uğradığımı şaşırmıştım.
Başımı yavaşça yukarıya kaldırdığımda ise bana uzattığı kılıcı ile başımda dikilmiş duran bir adamla karşılaşmış, birden bire kocaman olan gözlerimle ona bakmıştım. Gözlerindeki öfke ve kini buradan hissediyor, her an o kılıcıyla kafamı kesebilir gibi görünüyordu.
"Neredeyim ben?" diye, içime içime mırıldanmamın ardındansa tekrardan bir bağırış duymuş, kenarlara dizilmiş duran birisinden geldiğini görmüştüm. "Bu cadı arkasında asla iz bırakmaz!" Bunu söylerken parmağıyla beni gösterdiğini fark ettiğimde ise önce ellerime, sonra da üzerimdeki kıyafete bakmıştım. Bu eller bana ait değildi. Teni benimkine kıyasla çok açık, tırnakları ise asla benim kullanmayacağım kadar uzundu. Üzerimdeki kıyafet ise dolabımda olmadığına emin olduğum koyu yeşil bir elbiseydi.
Bu beden kesinlikle bana ait değildi.
Benim ise az önce yaşandığına emin olduğum ve en son hatırladığım şey ise evime giren biri tarafından bıçaklanmış olmamdı. Su içmeye kalktığım vakit, mutfağa sendeleye sendeleye ilerlerken koridorda birden karşımda belirmiş, üzerime attığı hızlı adımların ardından elindeki bıçağı tam karnıma saplamıştı. Siyah maskesinin ardındaki parlak, öfke dolu gözleriyle direkt benim gözlerime bakarken ise onun omuzlarına tutunarak dizlerimin üstüne düşmüştüm. Tıpkı, şimdi de olduğu gibi, dizlerimin üstündeydim.
Buraya ise nasıl ve ne zaman geldiğim hakkında hiçbir fikrim yoktu. Az önce yaşadığım şeyler ne kadar gerçekse, şu an ise o kadar inanılmaz geliyordu. Herkes ve her şey çok farklı ve gösterişliydi. Başım tekrardan kılıcını uzatmış bana iğrentiyle bakan adama döndüğünde ise gözlerindeki bakışı az önceki o maskeli adama benzetmiş, irkilmiştim. Sanki, aynı anı, farklı bir biçimde yaşıyormuş gibiydim.
"Cennette miyim?" dedim başımda dikilmiş duran adama karşı. Sesim bir fısıltı kadar alçaktı. Ama o yine de ne söylediğimi duymuş, kaşları daha da çatılmıştı. "Benimle dalga mı geçiyorsun?" diye tısladığında ise başımı yere eğmiş ve iki elimlede sıkıca tutmuştum. Korkunç bir baş ağrısı birden bire peyda olduğunda ise bedenim titremeye, gözlerim kararmaya başlamıştı.
"Ona ne oluyor?!"
"Yoksa büyü mü yapıyor?"
"Hayır, burada büyü yapılamaz."
"O çok tehlikeli bir cadı, ne yapacağı belli olmaz."
Duyduğum bir sürü konuşma bir süreden sonra uğultulara dönüşürken ise bedenim gittikçe soğumaya başlamış, bu sefer görüşüm tamamen kaybolmuştu.
YOU ARE READING
Bir Cadının Bedeninde Uyandım
FantasyEvime giren bir katil tarafından öldürüldükten sonra çok ünlü bir webtoonun içindeki karakterlerden birisi olarak uyandım.. ama buradaki sorun ise bu karakterin yaptığı zehirli iksirleri ile tanınan kötü kalpli cadı Alexia Alamilla olması idi! Yani...
