Merhabalar bu benim ilk romanım ilk bölümünü yayınlıyorum beğenirseniz kalan bölümlerini de yayınlayacağım. Bir de Pembe isminde bir kitap da yayınlayacağım umarım beğenirsiniz :)
1. Bölüm: Bitişi Olmayan Başlangıç
Merhaba. Ben Gece. 16 yaşındayım. İzmirliyim. Ama İstanbul'da yaşıyorum. Çünkü annemin tayini buraya çıktı. Beni de burada bir okula verecekmiş. Tek çocuğum. Babam ise ben 7 yaşındayken beni ve annemi terk etti. 10. sınıfa gidiyorum. Buraya taşınalı henüz 1 hafta oldu. Ama ben hemen yeni odama yerleştim. Çünkü pek bir eşyam yok. Diğer kızlar gibi süslenmeyi sevmiyorum. Makyaj falan yapıyorum elbette ama yüzümü boya kutusuna çevirmiyorum. Her neyse bugün benim için okulun ilk günü. Sabah kalktım. Duşa girdim. Okulun uzun kollu, sağ tarafında logo olan, beyaz ince gömleği giydim. Altına da kısa, kare desenli, kemerli okul eteğini giydim. Dizüstü beyaz çorabımı, siyah arkasında kocaman Japonca 愛は消えることだ yazan bol kolej ceketimi, siyah Benetton ayakkabımı da giydikten sonra, siyah çantamı tek koluma geçirip aceleyle saçlarımı yaptım. Saçlarım omuzuma kadar uzandığı ve kahkülüm olduğu için pek fazla model yapamıyorum. Bende tarayıp hiçbir model yapmadan evden çıkıverdim. Otobüse bindim. Yolda siyah, kulaklığımı takmış müzik dinliyordum. Otobüsten indim. Yeni okulumun bahçesinde bir süre bekledim. Ve sonra derin bir iç çekip, okulun içine girdim. İçi gayet hoştu. Ve çok genişti. Danışmandaki nöbetçi öğrencinin yanına gidip ismimi söyledim:
- Gece Dert
Evet soyadım Dert. Ne garip! Öğrenci bana 10/C de olduğumu söyledi ve ben de yukarı kata çıkmaya başladım. Sınıfın önüne geldim. Kapıyı hafifçe tıklattım. "Gir" dedi kalın bir ses. Yavaş adımlarla sınıfa girdim. Gözlüklü,esmer,kıvırcık saçlı öğretmen bana eliyle "otur" işareti yaptı. Ben de boş gördüğüm tek yere oturdum. Kumral, yeşil gözlü, uzun boylu, sakallı çocuğun yanına. Çocuk çok şaşırmış gibi duruyor ve gizlice beni süzüyordu. Ders boyunca hiç konuşmadı. Teneffüste tam yalnız kalmak için kızlar tuveletine gidiyordum ki yanına oturduğum çocuk birkaç arkadaşıyla yanıma geldi. Ne birkaçı? En az 7-8 kişi!
- Yeni kız, adın ne senin?
Müzikten dolayı duymamıştım. Kulağımda kulaklık vardı.
- Pardon?
En nazik şekilde sormuştum oysa.
- Benimle dalga mı geçiyorsun?
- Hayır.
- İyi. Geçemezsin zaten.
- Neden?
- Çünkü ben milli eğitim müdürünün oğluyum.
- Ne olmuş yani?
- Ne demek ne olmuş yani?
- Milli eğitim müdürünün oğlu olman birşey değiştirmiyor. Sadece daha zorba ve ukala oluyorsun.
- Ne cüretle...
- Bak, kulağımda kulaklık olduğu için duymadım. Şimdi sorunu tekrar sor, ben de cevap vereyim.
- Sormayacağım!
Çok öfkeli görünüyordu.
- Sen bilirsin.
Sadece bunu söyleyip sınıftan çıktım. İtiraf etmeliyim ki çok eğlenceliydi.
Bir süre kızlar tuvaletinde kaldım. Teneffüs zili tekrar çaldığında tuvaletten çıkıp sınıfa doğru ilerledim. Tam sınıfa giriyordum ki. Tanıdık bir ses geldi. Yanına oturduğum çocuğun sesi:
- Bunu ödeyecek. Onu babama şikayet etmeyeceğim. Çünkü o zaman okuldan atılır. Ama bu iyi bir ceza olmaz. Bu yüzden okuldan atılmayacak. Ama atılmak için yalvaracak. Ona öyle öyle acılar yaşatacağım ki, okuldan atılmak için yalvaracak. Onu bir yarışa sokacağım. Yalnızca onun ve benim olduğumuz bir yarışma. Kazanacağını düşünecek, fakat kazanamayacak. Ve farkında olmadan kendini bitişi olmayan bir başlangıcın önünde bulacak...
Bu üstteki kız tam olarak Gece. Yani aslında bir müzisyenin resmi ama ben bu şekilde anlattım Gece'yi. Umarım beğenmişsinizdir.
YOU ARE READING
Gece
ChickLit- Ya ben istemiyorsam! - Önemli olan benim isteyip istememem, ve ben istiyorum. - Ama neden ben!? - Çünkü istediğim değil, düşlediğim kişisin...
