Unutulmuş kehanet

111 34 9
                                        

-Yazardan-

Elowen Elarys'in hikayesi

Lyra ve Elandor, sessiz bir kasabada yaşayan mutlu bir çiftti. Ancak çocukları olmadığı için, bir gün bir şifacıya gitmeye karar verdiler. Şifacı, Lyra'ya çok güçlü bir karışım hazırladı. Fakat Lyra, bu şifacının aslında gizlice bir büyücüyle iş birliği yaptığından habersizdi. Bu büyücünün karanlık bir planı vardı: Bazı çocuklarda doğaüstü güçler olup olmadığını keşfetmek için, onları denek olarak kullanıyordu. Lyra, bu deneklerden biri haline gelmişti... ama bunu bilmiyordu. Şifacı sadece, karışımın bazı yan etkileri olabileceğini söylemekle yetinmişti.

Aradan yedi ay geçti. Lyra ve Elandor'un yemyeşil gözleri, bembeyaz teniyle dikkat çeken bir kız çocukları oldu. Annesi, bu güzeller güzeli bebeğe Elowen adını verdi. Elowen büyüdükçe, annesi ve babası onda birtakım gariplikler fark etmeye başladı. Zaten yedi aylık doğduğunda, onun sıradan bir çocuk olmayacağını anlamışlardı.

Elowen sinirlendiğinde veya heyecanlandığında, bazı nesneleri farkında olmadan yerinden oynatıyor, hatta bazen uçuruyordu. Ailesi onun bu gücünü fark ettiğinde ne yapacaklarını bilemedi. Fakat çok iyi biliyorlardı ki, bu sırrın kimsenin kulağına gitmemesi gerekiyordu. Çünkü bu tarz güçler sadece cadılarda ve büyücülerde olurdu. Eğer krallığın haberi olursa, Elowen'i ve ailesini hiç düşünmeden öldürürlerdi.

Ancak bu sırrı saklamak kolay değildi. Ne kadar gizlemeye çalışsalar da, Elowen'in yetenekleri kulaktan kulağa yayılarak sonunda krallığın kulağına kadar ulaştı.

Bir gün, öğle saatlerinde... Elandor işteydi. Lyra ve Elowen evdeydiler. Kapı çaldı. Lyra, gelenlerin kraliyet muhafızları olduğunu bilmiyordu. Kapıyı açtığı anda dört muhafız içeri doldu. Önce Lyra'yı aldılar, ardından Elowen'i. Lyra ne kadar dirense de gücü yetmiyordu. Elowen ise henüz dört yaşındaydı ve içinde taşıdığı büyük gücün farkında bile değildi.

O an, korkuyla birlikte Elowen'in içindeki güç refleks olarak dışarı vurdu. Gözleri koyulaştı. Ne olduğunu anlayamamıştı. Gözlerini yeniden açtığında... annesi ve muhafızlar yerde yatıyordu.

Evet, Elowen dört yaşında annesini öldürmüştü. Hemde bu lanet yüzünden.

Aiden Thorne'un hikayesi

Aiden,küçük bir dağ köyünde doğdu. Annesi ve babası fakir ama birbirini seven, dürüst insanlardı. Babası eski bir demirci, annesi ise bitkilerle ilgilenen bir şifacıydı. Krallığın onlar için bir anlamı yoktu, onlar sadece kendi hallerinde yaşayıp ailelerini korumaya çalışan sıradan insanlardı.

Ancak krallık, yıllardır sürdürdüğü yayılmacı politikasını bu küçük köyde de gösterdi. Yeni kurallar, vergiler, asker zorlamaları... Derken bir gün, krallığın askerleri köye baskın yaptı. Sözde, köyde asi barındırıldığına dair ihbar almışlardı.

Aiden o gün sadece 6 yaşındaydı. Annesi onu sakladı; bir fıçıya, karanlık ve havasız bir yere. "Ne olursa olsun, sakın çıkma!" dedi titreyen sesiyle. Ve Aiden çıktıktan sonra bir daha onları göremedi. Köy yanmıştı. Evi küle dönmüş, annesi ve babasının cesetleri bulunamamıştı. Kimse kalmamıştı geride.

O günden sonra Aiden'in kalbinde bir tek şey kaldı: Nefret.
Krallığın soğuk duvarları, altın zırhları ve yaldızlı kılıçları ona sadece acıyı hatırlatıyordu.

Yıllarca sokaklarda, başka yetimlerle birlikte yaşadı. Açlık, hastalık, şiddet... Ama Aiden pes etmedi. İçindeki öfke onu ayakta tuttu. Duygusuzlaştı. Güçlendi. Sessizce planlar kurmaya başladı, gün geçtikçe kendini geliştiren Aiden, zamanla krallığın en tehlikeli suikastçısına dönüştü. Öldürdüğü suçluların, tecavüzcülerin sayısını kimse bilmiyordu.Bir gün, krallığın içinden birini öldürecek kadar yaklaşacaktı. Belki de en yakınına.

ELOWENHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin