1. bölüm

20 0 0
                                        

15 Yıl Önce

Yazardan:

"Özür dilerim!" diye bağırarak ağlamaya başladı minik Ayris. Gün içinde aldığı zorlu eğitim yüzünden çok yorgun düşmüştü.

"Rauf Bey, bir daha kaçmaya çalışmayacağım. Lütfen bırakın beni. Riv'e dokunmayın. O suçsuz..."

Ceza kuyusunun karanlık derinliğinde bile hâlâ abisi gibi gördüğü arkadaşını düşünüyordu. Riv onun her şeyiydi. Aralarında üç yaş olmasına rağmen çok iyi anlaşıyorlardı.

"Ne zaman benim sözümü dinleyeceksin Ayris? Anla artık, buradaki her çocuk ya sokak çocuğudur ya da istenmeyen çocuk olduğu için satılan bir maldır," dedi Rauf Bey acımasızca.

Yeraltı dünyasının en güçlü adamlarından biriydi. İnsanları korkutmak için adı bile yeterdi. Ama o bir türlü kuyunun dibindeki küçük kıza söz geçiremiyordu. Ayris başına buyruk, çok inatçı bir kızdı. Büyüyünce Rauf Bey'in en iyi öğrencilerinden biri olacak gibiydi. Gerçi şu anda bile en iyi öğrenciydi. Yaşına göre fazla zeki ve güçlüydü. Belki buranın en iyi hacker'ı ya da lider öğrencisi olacaktı, kim bilir?

"Kaçmayı başarırsanız ki imkânsız, nereye gideceksiniz? Nereye gideceksin Ayris? Seni koruyacak, sevecek, büyütecek bir ailen var mı? Peki, onların bir ailesi var mı?" diye ekledi Rauf Bey.

Bir süre Ayris'ten bir cevap bekledi. Cevap gelmeyince yüzüne bir gülümseme kondu, başını sağa sola 'hayır' anlamında salladı Rauf Bey.

"Yok! Senin bir ailen yok! Onların bir ailesi yok. Anlıyor musun beni? Büyü ve gerçeğin farkına var artık, Ayris," dedikten sonra kuyunun başından ayrılıp kendi çalışma odasına geçti.

Ayris kör karanlığın içinde dizlerinin üzerine çökmüş bir vaziyette hıçkıra hıçkıra ağlarken nasıl uyuya kaldığını bile anlamamıştı.

Güneşin ilk ışıkları onun toprakla kirlenmiş bembeyaz yüzünü aydınlatırken arkadaşları hapishane hücresine benzeyen odalarında uyuyordu.

Güneş ışıkları onun içini ısıtmaya ve aydınlatmaya yetmiyordu. O karanlık dünyasını hiçbir şey aydınlatamazdı.

Günümüz

Ayris'ten:

Rauf Bey bu akşam saat 20.00'de ben ve ekibime önemli bir görev vereceğini söylemişti.

Şu an saat 19.30'dı ve hazırlanmak için kalan sürem sadece yarım saatti.

Hızlıca yatağımdan kalkıp duşa girdim. Bütün günüm eğitimlerle geçtiği için çok yorulmuştum. Eğitimler üç saat önce bitmişti.

Dört kişilik bir ekibin lideriydim ama zorlu eğitimlerimiz bitmek bilmiyordu.

Duştan çıkıp hemen hızlıca giyindim. Hafif bol siyah tişörtümü ve kot şortumu giydim. Sipsiyah saçlarımı sıkı bir atkuyruğu yaptıktan sonra aynanın karşısına geçtim. Yüzüm bembeyaz olduğu için fondötene gerek duymadım. Sadece göz altlarıma azıcık kapatıcı sürdüm. Rimel ve rujdan sonra makyajımı tamamladım. Makyaj yapmak benlik değildi ama ekipten olan Karin tam bir makyaj delisiydi. Çok güzel, sarışın bir kızdı. Makyaj yapmasına hiç gerek yoktu ama o yine de makyajsız dışarı çıkmazdı.

Ekibin hazır olduğundan emin olmak için "Kurt Avcıları" isimli gruba baktım. Grubumuzun ismi değişik ve saçma olabilir ama Nick Bey tutturdu "Kurt Avcıları" olsun diye.

Bana tam vaktinde hazırlanıp çıkacaklarını söylemişlerdi ama ben bu konuda onlara güvenmiyordum. Çünkü daha önce defalarca geç kalmışlıkları vardı.

karanlığın varisi Stories to obsess over. Discover now