"Bakın Bay Song, tanrı şahidim olsun benim hiçbir suçum yok!"
Cümlem dudaklarımdan daha yeni dökülmüştü ki, yanağımda şimşek gibi çakan tokatla başım yana savruldu. Ne zaman kendimi savunmaya kalksam, sonu böyle oluyordu. Yine suçsuzdum yine her şeyin bedelini ben ödüyordum. Tanrım, gerçekten bu kadar mı sevgisizsin bana karşı? Madem kalbinde bana yer yoktu, neden beni bu hayata mahkûm ettin? Neden doğmama izin verdin?
"Efendim yalvarırım inanın bana, hiçbir şey çalmadım ben!"
"Taehyung benim sabrımı daha fazla zorlama, ben sana iş verdim gel çiftlikte çalış cebine para girsin dedim sen ne yapıyorsun hırsızlık!"
Efendim Ne olur, yalvarırım inanın bana, ben hiçbir şey çalmadım! Yemin ederim, yapmadım!"
Taehyung'un sesi kısılmıştı. Gözleri dolu doluydu, sesi hem titrek hem de umutsuzdu. Avuçlarını açmış, sanki yalvarışı ellerinden taşacak gibiydi.
Adam sertçe döndü, gözleri öfkeyle kısılmıştı.
"Taehyung!"
Diye bağırdı, sesi bir tokat gibi çarptı genç çocuğun üzerine.
"Ben sana güvenip iş verdim. Çiftlikte çalış, cebine helal para girsin dedim. Ama sen ne yaptın? Hırsızlık!"
Taehyung bir adım geri attı, yutkundu.
"Ben yapmadım... Emin olun, ben-"
Adam sözünü kesti, sesi bu kez daha soğuktu.
"O zaman açıklasana! Çalınan tüm eşyalar neden senin odanda çıktı, ha?"
Adam birkaç adım yaklaştı, gözlerini Taehyung'un gözlerine dikti.
"O odaya girebilen tek kişi sensin! Anahtarı sadece senin cebinde!"
Taehyung'un gözleri büyüdü. Şaşkınlık, sonra korku ardından o tarifsiz hissizlik...
"Ben bilmiyorum! Yemin ederim, ben... Anahtarı hiç kimseye vermedim. Neden orada, bilmiyorum!"
Sesi çatladı.
"Biri koymuş olmalı..."
"Ben de sana inanacağım, öyle mi?"
Diye kükredi Bay Song. Sesi hem alaycıydı hem de tehdit yüklü. Gözlerini Taehyung'un üzerine dikmiş, tıpkı bir avcının kaçamayacağını bildiği bir hayvana baktığı gibi bakıyordu.
"Defol git buradan!"
Diye devam etti, sesi tüm çiftlik avlusunda yankılandı.
"Bir daha seni buralarda görürsem yemin ederim, seni ellerimle öldürürüm. Tanrıya dua et de eski dostumun oğlusun, yoksa çoktan almıştım canını."
Bu sözler, Taehyung'un içini bir bıçak gibi kesti. Soğuk bir ürperti boynundan aşağı indi, dizlerinin bağı çözüldü. Kalbi göğsüne sığmıyor, ama ağzından da dışarı çıkamıyordu.
O an, tek bildiği şey vardı: buradan bir an önce uzaklaşmak.
Onuru yerle bir olmuştu, adı kirletilmişti, ve şimdi canı da tehdit altındaydı.
Yutkundu, sesi zar zor çıkıyordu.
"Bay Song... söz veriyorum. Bir daha karşınıza çıkmayacağım"
Dedi, sesi çatallı, boğazı düğüm düğümdü. Ağlamamak için dudağını ısırdı.
"Beni bir daha asla görmeyeceksiniz."
Adam birkaç adım ileri çıktı. Gözlerini kıstı. Sanki adını söylerken her harfini zehirle yoğuruyordu.
"Canını seviyorsan... çıkmazsın Taehyung."
