Ben Zeynep. 19 yasında genç bir kızım, üniversitemi okuyorum. Müzik dinlemeyi severim. Aşk çok saçma gelir hep bana, nefret ederim. Elimi yıkarken uzun kollu giysimin ıslanmasından nefret ederim.
Bugün üniversitemde ilk günüm. Biraz stresliyim. Sanki bu üniversitede bir şeyler olacak gibi hissediyorum. Bilmem.. Hislerimi herkese açıklamak kolay değil...
Zil sesinin çalması ile birlikte yeni sınıfıma gittim. Klasik bir sınıf iste. Zorba tipler, arka sıraları kapan aptallar, cringe kızlar falan..
Boş bir sıra buldum köşede, en arkadaydı. Kimse oraya oturmamış çünkü cidden aşırı pisti. Benim oraya gittiğimi görenler bana güldü.. Böcek cesetleri, sıra altı bozuk bir sıra, duvardaki saçma sapan yazılar.. Mecbur oturmak zorunda kaldım işte. Çantamdan ıslak mendilimi çıkarıp biraz sırayı temizledim, ve oturdum. Ve ardından da "AH!". Sandalye bir anda kırıldı ve yere düştüm. Zorba olanlar fotoğrafımı çekmeye çalıştı. BU, çok utanç vericiydi. Dedim ki onlara:
"Fotoğrafımı çekmeyi keser misiniz rica etsem?"
Ve işte konuşma şöyle devam etti;
-PUAHAHA emredersiniz başka isteğiniz var mı? Bak, buralarda yenisin diye sana henüz bulaşmayacağım. Biraz ortama alışmana fırsat vereceğim. Bir süre sonra benim kim olduğumu tanırsın. Kimse bana böyle cümleler kuramaz canikom.
-Komso bono boylo comlolor koromoz conokom. Çok komiksin ya sen.
-Şansını zorlama.
Neyse ki hoca girdi sınıfa kavga çıkmadan. Ders cidden aşırı sıkıcı geçmişti. Hemen teneffüs olsun istedim, ve oldu da.
Teneffüste biraz soluk almaya çıktım. Gofret yemeye gittim. Sınıfa geldiğim zaman sandalyem değişmişti?? Sanki daha temizlenmişti. BU çok garip.. Kim değiştirdi acaba. Ve sıra çok daha temiz gözüküyordu. Sıraya oturdum ve "cup"... Sıra sadece daha şık gözüksün diye boyanmış ve bütün eteğim boya olmuştu. Ve kırmızı boya.. Sandalyem. Evet sandalyem kırmızıya boyanmıştı. Ağlayarak lavaboya gittim. Temizlenmedi. Mecburen çantamda nerden çıktığı hakkında bir fikrim olmayan eşofmanı giydim ve sınıfa gittim.
Hocaya birileri durumu anlatmış olmalı ki, hoca yerimi kalıcı olarak ortalarda bir yere aldı. Bora diye bir çocuk.. O benim yerime geçti.
Öğle arasında herkes yemeğe indi. Sınıfta tek ben kalmıştım.*Birkaç gün sonra*
Öğretmen bir anda sınıfa girdi ve;
"Gençler, sınıfınızın kliması onarılması ve sıraların yenilenmesi gerekiyor. Bu nedenle artık bir süre yan sınıftasınız. Ayrıca artık sıralarınız hem yan sınıfta hem de kendi sınıfınızda ikili. Yan sınıftakiler şansınıza yurtdışı gezisinde. Bir Erasmus projesi galiba. Her neyse geçin. Yerlerinizi Yağmur Hocam ayarlayacak. Hadi toparlanın ve geçin."
Her ne kadar "Tamam hocam." desem de içimden tepkim "İKİLİ SIRA NEDEN AMK" gibi bir tepkim oldu.
Yağmur Hoca tüm sınıfı oturttu. Boyum uzundu. Zaten tek en arkalar boştu. Hoca beni oraya aldı. Ve yanıma.. Bora.. BORAYI OTURTTU. Ve Bora dedi ki:
-Selam güzellik. Bir süre beraberiz galiba.
-E-ev-eev-e-evet. Hoşbulduk. Yani şey hoşgeldin. Otur istersen artık.
-Stresli duruyorsun. Benle oturmak istemiyor musun yoksa? Eğer öyleyse git şu hocaya lanet olası yerden kalkmak istediğini söyle.
-H-ha-hayır. Gerek yok. Sadece boğazıma bir şey oldu sanırım. Öhö öhö.
-İyi bari. Bu arada ben Bora. 20 yaşındayım. Burada ilk senem.
-Hmm ben de Zeynep. 19 yaşındayım ben. Benim de burda ilk senem. Arkadaşın var mı? Şe-şey yani arkadaş edindin mi demek istedim. Sosyal biri gibisin de..
-Şu gördüğün Kaan, benim çocukluk arkadaşım. Aynı mahallede otururduk. Senin arkadaşın var mı?
-Benim yok.. Yani edinemedim.
-Peki derslerin nasıl?
-Eh işte. Geçen seneki ortalamam 78 gibi bir şeydi. Ama tarihim berbattır. Tarih ortalamam 54 falandı.
-Anladım.
*Birkaç saat sonra*
Çıkış saati geldi. Eve gidiyordum ki Bora geldi ve görüşürüz dedi. Derste numaramı almıştı. Biraz arkadaş canlısı birine benziyordu.
Eve gittim. Annem okulun nasıl geçtiğini sordu. Ona "ÇOK GARİP" demek yerine "iyi" dedim. Annem yurtdışında yaşıyor. Birkaç gün sonra evine gidecek. Babam buraya pek uğramıyor. Benimle çok zaman geçirmez. İşleri yoğun. En son ben 5. sınıfken gelip sadece 2 hafta kalıp gitmişti. O zamanlar bana annem bakıyordu tabii ki.
"Anne ben yoruldum. Odama geçiyorum, üstümü değiştirip biraz uyurum." dedim anneme. Ve odama geçtim, telefonumu yanıma aldım. Biraz Reels izlerken bir mesaj geldi.. Sanırım bu mesajı bana atan kişi...
2. bölümde görüşürüüüzz. Beğendiyseniz zorunlu olmamakla ve sizin isteğinize bağlı olarak. Kitabıma destek olursanız çook mutlu oluruum. Sonraki bölüm için takipte kalıınn. He bi de ikinci bölümde kucuk harflerle yazabilirim belki devamını.
YOU ARE READING
bizim hikayemiz.
Randomklasik bir wattpad kitabi yazdim iste. ama argo, biraz kufur ve iste.. o yuzden herkes okumasınn. *kapak fotoğrafı pinterestten alınmıştır, benim değildir* *cover photo taken from pinterest, not mine.*
