Kendi halinde yaşayan ve lise son sınıf öğrencisi olan Mira'nın hayatı bir anda tepetaklak olur ve kendini en yakın arkadaşıyla birlikte hiç bilmediği bir zaman ve diyarda bulur.
Geldiği diyarda kendisini bekleyen zorluklardan bir haberdir.
Kendi g...
Öncelikle selamlar bu benim ilk kurgum ve daha önce hiç deneyimim yok fakat olabildiğince güzel şekilde hayal dünyamı size yansıtmaya çalışacağım.
İyi okumalar<3
...
Hayat bazen göründüğünden daha karmaşıktır.
...
Dünyanın uğultusunu biraz da olsa susturmaya yardımcı olan kulaklıklar ile sıkça geçtiğim sokaklardan ilerliyordum. Şarkının ritimleri ile adımlarım aynı ahenkle ilerliyordu. Şarkı kulağımda yankılanırken içimdeki yaralara dikiş atıyordu. İnsanlar işlerine, evlerine yetişmek için günün telaşı ile hızla yürürken ben ufak adımlarla kaldırımdan ilerliyordum.
Annemle sıkça kavga ederdik bu günde o kavgalardan biri yaşanmış, aramız bir hayli gerilmişti. Kavga ettikten sonra annemin sayısız hakaretine ve bağrışlarına artık tahammül edemediğim için çareyi yine kendimi dışarıya atmakta bulmuştum.
Annem sinirli bir kadındı. Babam bizi terk ettikten sonra tüm sinirini bana akıtmaya başlamıştı, en ufak şeye patlayıp sürekli bağırıp çağırırdı. Bağırışları yüzünden kaç kere kapımıza komşular dayandığını, sayamamıştım. Onun sinirlenmesi ve benim kendimi evden atmam artık bir rutin haline gelmişti.
Yaklaşık yarım saat yürütmüştüm, annemin sakinleştiğini varsayarak eve doğru yürümeye başladım, kapının önüne geldiğimde anahtarımı evde unuttuğumu fark ettiğim için zile bastım, biraz bekledikten sonra kapı açılmıştı. Merdivenlerden hızla yukarı çıkıp aralık olan kapıdan içeri girdim. Annem kapıyı açıp odasına geçmiş olmalıydı, bende odama geçip kapımı kapattım. Odam her zamanki gibi düzenliydi, dağınıklık sevmezdim.
Sade bir odam vardı, kapının girişinde tek kişilik yatağım sağında duran beyaz renk komodinim ve karşılarında küçük beyaz bir kapaklı dolabım vardı. Hepsi bu kadardı. Maddi durumumuz pek iyi sayılmazdı o yüzden pek süslü bir odam yoktu.
Başım ağrıdığı için odamdaki sürahiyi elime aldım yanındaki bardağı suyla doldurdum. Çekmeceyi açıp içindeki ağrı kesici paketini aldım. İçinden bir tane alıp ağzıma attıktan sonra suyu da bir dikişte bitirdim.
Üstümdeki kıyafetleri değiştirmek için dolabımı açıp mavi renk bir pijama ve beyaz tişörtü elime aldım. Üstümdeki kot pantolon ve tişörtü çıkartıp onları giydim. Makyajımı çıkarmak için odamdan çıkıp banyoya ilerledim. Banyoya girip makyajımı çıkardıktan sonra yüz yıkama jeliyle yüzümü yıkadım, kağıt havlu ile yüzümü sildikten sonra işim tamamdı. Odama geçip kapımı kapattım, kahverengi ince örtüyü kenara çekip yatağıma yüzüstü uzandım.
Canım sıkıldığı için en yakın arkadaşım olan İlayda'yı aramaya karar verdim. İlayda ile yaklaşık iki senedir arkadaştık, sınıfa geldiği gibi arkadaş olmuştuk çok iyi anlaşıyorduk çoğu arkadaşlar gibi biz de arada bir kavga ederdik. Okulun ikinci senesi bizim sınıfa nakil aldırdığı için biraz geç tanışmıştık. Ben çok arkadaşı olan biri değildim ama yanıma oturunca sohbet etmeye başlamıştık. Güzel bir kızdı, kahverengi saçları dümdüz bir şekilde omuzlarına geliyordu, ceylana benzer kahverengi gözleri vardı, fiziği güzeldi hemen hemen benimle aynı boydaydı.
İlayda uzun bir bekleyişten sonra telefonu açtı. "Alo efendim Mira," dedi
Evet adım buydu Mira. Anlamı "mucize," demekti annemle babam bana bu ismi koymuşlardı. Ama adımla uyumlu bir hayatım hiç olmamıştı, zaten mucizelere de inanmazdım.
"Naber İlayda, çok sıkıldım da o yüzden aradım."
"İyiyim benim de canım sıkılıyordu zaten. Senden naber?"
"Bende iyiyim, annemin gazabından kurtulmak için evden çıkmıştım da, yeni geldim yatıyorum şimdi."
İlayda kıkırdadı "Seda teyze yine formunda desene."
Bezmiş bir sesle "hmm ne demezsin," dedim. Annemin bu huylarından sıkılmıştım. Sinirli olmasının yanında konuşkan bir kadın da değildi, bir annenin sıcaklığını onda hissetmezdim, yalnızca kavga ederdik. Babam gitmeden önce de böyleydi ama onunla genelde babam uğraşırdı, çokta kafama takmazdım. Babam varken annemi kafama takmamamın bir sebebi de babamın beni sevdiğini gözlerinden bile görebilmemdi onun sevgisi kalbimi yeterince dolduruyordu. Babam gittikten sonra yerini büyük bir boşluk almıştı o boşlukta babama olan nefretimle tekrar dolmuştu.
İlayda bir anda "ay bak yeni bir kitap okudum sana onu anlatayım," dedi.
İlayda kitap okumayı severdi, benim zıttım olarak. Bende okurdum ama onun kadar bayılmıyordum, yinede o anlatırken dinlemek ve yorum yapmak zevkli oluyordu.
O uzun uzun kitabı anlattı bende yorumlar yaptım, bir süre daha konuştuktan sonra telefonu kapattık. Hemen uyuyabilen biri olmadığım için birkaç dakika sağ sola dönerek uykumun gelmesini bekledim. Bir kaç dakikanın sonunda uykuya daldım.
Bir anda içimde bir ürperti dolunca aniden gözlerimi açtım. Kulağıma dolan uğultu ses başımı ağrıtırken, içime büyük bir huzursuzluk doldu. Kalbimin sıkıştığını hissediyordum. Kendime gelmek için yatağımdan kalktım yerdeki ev terliklerimi ayağıma geçirip odamdan çıktım. Odamın tam karşısındaki mutfağa ilerledim. Dolaba soğuması için koyduğum pet şişelerden birini çıkarıp kapağını açıp içemeye başladım. Serin suyun vücudumdan geçip içimdeki harareti dindirmesini bekledim.
Annemin odasından gelen tıkırtıları duyduğumda oraya gitmem gerektiğini hissettim. Adımlarımı o yöne çevirip annemin kapısına geldim. İzinsiz odasına girilmesini pek sevmesede, umursamadım. Kapıyı açıp içeri girdiğimde, siyah pelerinli, uzun boylu bir adamın annemin başında dikilmiş durduğunu fark ettim.
Devam edecek...
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
...
Tekrar seelaaamlaaarr bölümü umarım beğenmişsinizdir başlangıç yazmak çok zordu ve kısa oldu kötüyse kusuruma bakmayın. Yeni bölümlerde görüşmek üzere<3